Milli Anayasa Forumu ve Silivri...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Milli Anayasa Forumu toplantıları için hafta sonu Antalya’daydım. Manavgat, Gazipaşa ve Alanya ile bu ilin doğu bölgesini tamamladık. Her şeyden önce vatandaşların yoğun ilgisine şaşırdığımı beyan etmeliyim. Demografik yapısı ile Antalya Türkiye genelinin de yansımasıdır. Halk yeni, yutturmacasıyla bölücü anayasayı istemiyor. Panellerdeki konuşmacılardan Devlet eski Bakanı Ufuk Söylemez, İstanbul Baro Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal, CHP Antalya milletvekili Gürkut Acar ve İP Genel Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Cengiz’in bilgilendirmeleriyle mevcut anayasanın 12 Eylül’de yapılmadığının bilincine varılmış durumda. 12 Eylül anayasasının 150’den fazla maddesi ihtiyaçlara göre değiştirilmiş. Üstelik “yetmez ama evet”çilerin örümcek ağına düşmesiyle AKP’nin yargıya müdahalesi gerçekleşmişken, bölücülüğün önünü açacak etnik kimlik ve anadil tuzağına düşmeye kimsenin niyeti yok.
Değişimin teklif dahi edilemeyeceği ilk dört madde için kurulmak istenen tuzakları Av. Mehmet Cengiz kendisine has üslubuyla açıklayınca dinleyicilerin gözlerindeki endişeye tanık oldum.
Televizyon ekranlarının sihrini bir kez daha kabullendim. İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal halkın gönlünde taht kuruyor. “Önümüzdeki yılların yıldızı doğuyor” dersem abartmış olmam. 29 Ekim Ulus Buluşması ile 10 Kasım’da Atamıza gidiş tabloları Türk insanına olağanüstü cesaret ve moral vermiş. Adı üzerinde “Milli” olunca milli refleks harekete geçiyor. Toplumun her kesiminden katılım gerçekleşiyor. Lokal çekişmeler, bireysel kızışmalar yüzünden eksiklikler hissedilmiş olsa da solu, sağı, devrimcisi, ülkücüsü, muhafazakârı, liberali milli anayasa formuna akıyor. Parti disiplini, ideolojik dogmalar bahane, Alanya, Gazipaşa ve Manavgat’ta partiler üstü mutabakatın adı bölücü anayasa girişimine “Hayır!” oldu.

 

13 Aralık’ta
Silivri’deyiz...
Yandaş televizyon ve gazetelerin kirli bilgi bombardımanıyla oluşturduğu “ateş olmayan yerden duman tütmez” bulutu çoktan dağılmış. Silivri’de devam eden mahkemelerdeki iddianamelere inanırlılık oranı tabana çökmüş durumda. Halkın kahir çoğunluğu Silivri, Hasdal, Hadımköy, Maltepe, İzmir ve Ankara’da tutuklu bulunanların emperyalizm karşıtı, vatansever münevverlerden oluştuğu bilincine varmış. Paneller boyunca en fazla alkış Silivri’de yargılananların isimleri zikredilince geliyor. Elimden geldiğince dağlarda değil, adliyelerde pusuya düşenlerin selamlarını ilettim. Binlerce insan selam yolladı. Dahası 13 Aralık’ta Silivri’ye gelmek istediklerini beyan ettiler.
Hukuksuzluğa isyan eden avukatların başlattığı 13 Aralık’ta Silivri kampanyasının mayası tuttu. Başta ADD, TGB, Vardiya Bizde platformu olmak üzere, CHP’nin katılım kararı ile birlikte Sendikalar ve gönüllü kuruluşlar kış şartlarına rağmen haftaya perşembe Silivri’de olacak. Yaza-yaza, söyleye-söyleye dilimde tüy bitti. Sözde balyoz davasında Türk askeri cami avlusuna bırakılmış muamelesi görmeyip de, millet sahip çıkmış olsa haksızca cezalar verilmeyebilirdi. Bu davaların konjoktürel olduğu belli. Muhalefetteki siyasi partiler sınıfta kalmış olsalar da Silivri’de toplanacak yüz binler vesayet altındaki hukuku harekete geçirebilir. Ek klasörleriyle 120 milyon sayfayı geçen iddianamede esas hakkında mütalaaya geçilmesi elbette balyozu hatırlatıyor. Özel yetkili mahkeme 5 yıldır hapiste tutulan zanlılara “pardon” diyemeyeceğine göre tıpkı balyozda olduğu gibi cezaları basacak. Ardından gerekçeli karar ve Yargıtay sürecinin beklenmesi yolunda beylik laflarla unutulup gidecek. Bir kaç gün manşetleri süslemiş olsa da ortaya yeni bir tartışma atıp gündemi değiştirecek. Ne de olsa ipte bir cambaz yok... Cambaza bakarken cepteki cüzdanlar gasp edilmekle kalmıyor, vicdanlar sızlatılarak akıllar uçuyor...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları