"Millî Bir Edebiyat Yaratabilir miyiz?.."

A+A-
Ahmet SEVGİ

“Hüsün ve Şiir” dergisinin devamı olarak 1911’de Selanik’te yayımlanmaya başlayan “Genç Kalemler” mecmuasının neşrinin 100. yılı dolayısıyla “Yeni Lisan ve Millî Edebiyat” hakkında bir yazı yazmayı düşünüyordum. Daha doğrusu kendimi böyle bir yazı yazmaya mecbur hissediyordum. Çünkü 11 Nisan 1911’de çıkmaya başlayan “Genç Kalemler” de, Ömer Seyfettin tarafından kaleme alınan “Yeni Lisan”  makalesiyle sadece güzel Türkçenin değil, “Millî Edebiyat”ın da temelleri atılmış oluyordu...
Dün sahaflarda dolaşırken  “Millî Bir Edebiyat Yaratabilir miyiz?” (İst. 1938, 144 s.) adlı bir kitaba tesadüf ettim. Eser, Nusret Safa Coşkun’un “Açıksöz” gazetesi için hazırlamış olduğu “Millî Bir Edebiyat Yaratabilir miyiz?”  başlıklı ankete; devrin önde gelen ediplerinin vermiş oldukları cevaplardan oluşuyor. Eserin dikkat çekici yönlerinden biri de, ankete verilen cevaplar dizilirken ediplerin konuya dair söylediklerinden en can alıcı bir-iki cümlenin yazarların isminin hemen altına konulmuş olmasıdır.
Millî edebiyata dair bu önemli ifadelerden bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Benim milletimden ve vatanımdan olan her Türk’ün edebî eseri benim için millî edebiyattır.” (Hüseyin Cahit)
“1908’den beri edebiyatımız yarı şuurlu yarı şuursuz bir sûrette millîleşiyor.” (İsmail Hakkı)
“Millî şair, Mehmet Âkif ve Nâzım Hikmet’tir. Fakat maalesef bunların birisi ümmetçi, öbürü de sınıfçıdır.” (Yakup Kadri)
“Millî edebiyatın en birinci vasfı taklit olmayıp orijinal olması, mensup olduğu milletin rûhundan fışkırarak kendi kendisini yaratmış olmasıdır.” (Âgah Sırrı)
“Irkın öz dili ile, millî âhengi ile, bedîî zevki ile ve kendi duyuş ve düşünüş heyecanı ile terennüm edilmiş şiirler millîdir.” (Mehmet Emin)
“Millî edebiyatın vasıfları bence bir camianın hudutları içine sıkışan psiko-sosyal karakteri aksettirmektir.” (Sadri Ertem)
“Milliyetperver edebiyat da vardır, millî edebiyat da...Orhan Seyfi’nin şiirleri millî, Mehmet Emin’inkiler de milliyetperver edebiyatımıza misal olabilir.” (Yusuf Ziya)
“Milliyetleri karışık, bar kızları için hasret haykıran şairlerin, Paris kafeşantanlarına iştiyakla inleyen ediplerin kaleminden heyecan değil nûr damlasa yine millî edebiyat tekevvün edemez.” (M. Turhan Tan)
“Millî edebiyat arıyorsan zerre kadar ciddiyetten inhiraf etmeksizin sana bir ada söyleyebilirim: Hacı Bektaş Veli...” (Nizameddin Nazif)
“Millî edebiyat kültür seviyemizi yükseltmek ve memleketi karış karış gezmek ve halkın içinde tetkikler yapmakla yaratılabilir.” (Hâlit Fahri)
“Edebiyatımız Genç Kalemler’e, Fecr-i Âtî’ye gelinceye kadar millî değil, mahallî bile değildi. Edebiyat-ı Cedîde yabancı bir kozmopolit karikatürü idi.” (Burhan Cahit)
“Büyük ve mücerret edebiyatların hepsi âit oldukları milletlere olan nispetleri bakımından millî ve başka milletlere taşmış olmak bakımında da beşerîdir.” (Necip Fazıl)
“Millî edebiyatı meydana getirmek için birinci plâna alınacak şeylerden biri de milliyetperver ruhlar yaratmaktır.” (Meliha Avni)
Sanat ve edebiyatın “kadın, aşk, aldatmak” eşkenar üçgeninin içine sıkışıp kaldığı günümüzde, edebiyatın millîliği yahut gayri millî oluşu yazarlarımızı ilgilendirir mi, dersiniz? Sanmıyorum. Ama bir zamanlar şair ve yazarlarımızın bu tip konularla da ilgilendiklerini hatırlatmak istedik... Anlayana sivrisinek saz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları