Milli birliği milli davalar sağlar...

A+A-
Esfender KORKMAZ

Dış politikada başarı, sorunun herkes tarafından benimsenip benimsenmediğine bağlıdır. Söz gelimi Kıbrıs sorunu bir milli dava idi. Diğer bazı ülkelerin itirazlarına rağmen Türkiye başardı. Suriye sorunu Türkiye’nin milli davası değil. Tersine toplumda ayırımcılık yaratacak bir sorundur.
Söz gelimi, Deniz Baykal, Suriye’de mezhep çatışması olduğunu belirttikten sonra “Türkiye bu savaşın bir unsuru haline gelirse yangının Türkiye’ye sıçramaması mümkün değildir. Suriye’de ortaya çıkan iç savaş tablosunu sadece bu ülkenin iç dinamikleriyle açıklamak mümkün değil. Bu olay sadece köhnemiş bir dikta rejimine karşı demokrasi ve özgürlük isteyenlerin mücadelesi değildir. Açık bir şekilde dışarıdan düğmeye basılmıştır. Suriye rejiminin reaksiyonunun da ölçüsüz olması bu ülkeyi bir iç savaşa sürüklemiştir. Suriye’de yaşananlar Türkiye’yi çok yakından ilgilendirir. Aslında bu işi sorun haline Başbakan getirdi” diyor.
Basına bakarsak, basın bu konuda bölünmüş durumda... O kadar ki bazı medya, Esad’ı açıktan destekliyor. Esad’a karşı savaşanlara ise terörist diyor.
Toplum hiçbir zaman dış politikada bu kadar ayrışmadı. Ayrışmada, olayın mezhep boyutu daha fazla dikkat çekiyor. İslam Ülkeleri içinde, İran ve Suriye bir tarafta, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar öte tarafta açıkça tavır koyan ülkelerdir. Türkiye’de gerek siyasette AKP ve CHP içinde ve gerekse dış politikada mezhep ayırımcılığını körükleyen taraflar var. Oy potansiyelini artırmak için mezhep ayırımcılığı yapma, bizim için en büyük risktir. 
Başbakan, PKK terörünü de iyi yönetemedi. Yoktan var edilen Suriye sorunu da terörün milli dava olmasına gölge düşürmeye başladı. Suriye, Esad yönetimi PKK terörüne destek vererek, cepheyi genişletti. Onur Öymen bu durumu “Suriye krizinin ilk ağır faturası Türkiye’ye çıktı. Irak’tan sonra Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde de komşusu Kürtler oldu” şeklinde değerlendiriyor.  
En kötüsü Hükümet terörle mücadeleyi düne kadar kötü yönetti. Söz gelimi terörle mücadelede kararlı olmak, terörle mücadelenin Milli politika olarak kalmasını sağlar. Taviz verilirse veya taviz verilebilir izlenimi ortaya çıkarsa, milli politikada gedik açılmış olur.
Cumhurbaşkanı, “Şunu herkesin bilmesi gerekir; devletin, milletin bölünmezliği için, devletin otoritesi için, halkımızın huzuru için hiçbir taviz verilmeyecektir” dedi. Bu sözün arkasında sanki teröre taviz verilebilir anlamı yatıyor... Taviz verilebileceğini de akla getiriyor.
İş Bankası’nın Hakkari, Yüksekova’da şube açmasını, bu bankanın yetkilileri sanki kurtarılmış bir bölgeye gidip kahramanlık yapıyorlar gibi açıklıyorlar.   Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince’nin  “Bizim yüreğimiz öyle pır pır Selanik değil. Mangal gibi yüreğimiz var” diyor.
Bu söz düşünmeden söylenmiş bir sözdür... Aslında Yüksekova’nın riskli bir bölge olduğunu belirtiyor. Ancak bu söz, aynı paralelde o bölgede PKK’nın varlığının etkili  olduğunu çağrıştırıyor. PKK’nın etkinliğini bilerek veya bilmeyerek, dolaylı veya dolaysız  söylemek terör davamıza zarar veriyor. 
Sonuç olarak; dış politika ve terörle mücadelede, yalnızca siyasi iktidarın tercihleri  yetmez. Bu davaları milli dava haline getirmek gerekir. Terörün milli dava olmasının gerekçeleri de kendi içindedir. Ancak Suriye için aynı şeyi söylemek imkanı yoktur. Suriye tahmin edilen ve fakat henüz açıklanmayan nedenlerle Başbakan’ın davasıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları