Milli direnç kırılamayacak

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Arslan Bulut ile beraber hazırlayıp sunduğumuz Gereği Düşünüldü programı Avrasya Televizyonu’nda büyük ilgi görüyor. Televizyonun toplum üzerindeki etkilerini burada program yaparken daha iyi anladım. Seyirci, karşısındakini her haliyle ciddiye alıyor. Elbette ki kendi fikir süzgecinden geçiriyor. Ama yapımcı olarak ağzınızdan çıkan her cümleye dikkat etmek zorunda olduğunuzu yine seyirciniz hatırlatıyor.
Salı akşamı canlı yayın biter bitmez telefonlarım susmadı. Arslan beyin yıllar önce hazırladığı Gladyo incelemesi kimilerinin putlarını yıkmış. Şehir efsanelerinin gırla gittiği canım memleketimde yılların efsanelerini sonlandırmak elbette kimilerini rahatsız edecektir. Nitekim Bulut, Gladyo’nun Türkiye’deki merkezi Balgat’ta bulunan Amerikan üssünde dönen dolapları anlattı. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının üsse nöbetçileri atlatıp girişinin imkânsız olduğu apaçıkken günümüze kadar intikal eden efsanelerin perde arkasını araladık, üste eliyle koymuş gibi bulduğu konteynırların birinden silahları, diğerinden yiyecekleri, ötekinden kıyafetleri alışı, elinde açık telsiziyle rehin alınan ABD’li çavuşun öyküsü vesaire vesaire...
Devrimci efsanelerde Sinan Cemgil veya Taylan Özgür’e ait olduğu iddia edilen ünlü parkanın aslında Amerikan polisinin giydiklerinden olduğu belgelendi. Eski Milli Birlik Komitesi üyelerinden İrfan Solmazer’in “Denizlere her gün mısır gibi bomba patlattırıyorduk” sözlerini hatırlatırken, Hasan Cemal ve Erol Bilbilik’in kitaplarından da bahsettik.
Senelerdir iddia edildiği gibi Gladyo’nun anti-komünist faaliyetleri örgütlemediği, vücuda zerk edilen aşı misali zayıf komünist örgütlenmeyi tezgâhlayarak, karşı düşünceyi güçlendirme düşüncesini dillendirmeye gayret ettik. Bu arada sap ile samanın ayrışması gerektiğini, kontrgerilla ve özel harbin Gladyo’dan ayrı tutulması gerçeğini yansıttık.
Sol cenahın büyük bir bölümü teşekkür ederken, radikal ve keskin uçlar Deniz Gezmiş efsanesinden dolayı öfkelendiler. Çorum’da sabah ülkücü bir delikanlı vuran silahın, öğleden sonra devrimci genci öldürmesini, aynı namlunun Alevi-Sünni çatışması için ateşlendiğini objektif olarak yansıtmamızda nasıl bir sakınca olduğunu anlayabilmiş değilim.
Avrasya TV’nin en dikkatli seyircilerinden birisi de değerli hocamız Altemur Kılıç beydir. “Söyledikleriniz doğru. Ancak milli direncin yok edilmeye çalışıldığı bu dönemde Susurluk ve Ümraniye tartışmaları malum çevrelerin ekmeğine yağ sürer. Siz milli direncin kalesindesiniz. Türk milliyetçiliğine ve milli direnç çağrılarınıza ağırlık verin” diyerek nezaketle uyardı. Başım gözüm üzerine ellerinden öptüğüm Kılıç’a haftada bir gün 75 dakikaya her şeyi sığdıramadığımız gibi günlük gelişmeleri bile yetiştiremediğimizi ifade etmeye çalıştım. Bu düşüncemi Altemur beyin şahsında tüm ART seyircileriyle değerli okurlarımıza bu sütundan tekrar ediyorum.
Sonuç olarak milli direnci ortadan kaldırma çabaları, dün ve bugün olduğu gibi yarın da devam edecek. Ama biz milli direncin kalesinde gereğini düşünüp, düşündürürken direnmeye devam edeceğiz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş