“Milli” şaşkınlık

A+A-
Altemur KILIÇ
Türkiye üzerinde en az bir yüzyıldır oynanan “Büyük Oyun” mâlum! Bu “oyunun” son perdesinin senaryosu da, arif olanlarca mâlum! Senaryoyu yazanlar, suflörler, aktörler, figüranlar mâlum! Dayatılmakta olan “Anayasa paketinin” bu senaryonun ana teması olacağı da, “mâlumlardan mâlum.”
Cemaatlerin gücü ve ahtapot kollarının her yere, her tarafa her kuruma sızdığı mâlum! Kurumlar arasında ve özellikle şu sırada  “polisle asker” arasında sonunda tehlikeli boyutlara varabilecek çatışmalar da malum! Eğer Polis Akademisi’nde ve Polis okullarında yeni polisleri “eğiten hocalar”, malum gazetelerindeki köşelerinde her Allahın günü TSK’ya, Türkiye Cumhuriyetine ve Atatürk’e kin kusuyorlarsa, yeni yetiştirdikleri polislerin askere adeta düşman olmasına, neden hayret ediyoruz? Daha geniş açıdan; her şey bize “mâlum olduğu” halde, bütün olanlara neden şaşırıyoruz? 
Yeni polislerimiz
Mesela, şaşılması gereken bir şey de Polis okullarının, Emniyet Genel Müdürlüğüne -İçişleri Bakanlığına- bağlı olması ve o yazarlardan bazılarının, hâlâ emniyet mensubu olmaları! Bakan bu duruma da her halde, sadece “bakıyor” ve yeni kurulan “Güvenlik Müsteşarlığının” içine yerleştirilen 35 Amerikalı “uzmana” da sadece “bakıyor”. Acaba işlerine mi geliyor! Ordunun yerine ağır silahlarla donatılmış Polis -Nizamı Cedit-Ordusunun getirilmesi projesine uygun düştüğü için!
Nerede hata yaptık?
Ahmet Altan bir yerde haklı; evet milletçe şaşkınız, gafiliz “Nerede hata yaptık” diye düşünmemiz gerek!
 Altan’a göre Atatürk milliyetçisi, ordularına bağlı bizlerin hatamız, daha başından, “halksız” bir cumhuriyet hayalini kurmak ki bunu “seksen yıldan fazla sürdürebilmemiz” bile başarı! Ona göre bu başarı da “silah ve darbelerle sağlanmış”, ama artık bitmiş, Orduyu dize getirmişler!
Bakın Altan’ın şu sözlerine: “Siz, bu toplumu oluşturan kitleleri, dindarları, Kürtleri, Alevileri, solcuları yok sayarak bir ‘ulus’ oluşturmaya kalkar da bir ‘azınlık’ diktası kurmaya sıvanırsanız, bunun ömrü de bu kadar olur”. Türkiye Cumhuriyetini bunca yıl içeriden dışarıdan yıkamadılar. Ama işte Altan  “müjdeliyor”; “Bu hayalimiz sona erecek, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının eseri yıkılacak ve yerine ‘halklı 2. Cumhuriyet’ kurulacak...” Yeni Anayasa bu Cumhuriyetin ilk “Anayasası”. Sonra kozlar paylaşılır ve kökten tadilata uğrayabilir...
El ve işbirliğiyle kotarılan ve şimdi dayatılan “Paket” geçirilirse, bu nihai “zaferlerinin” ilk kazanımı olacak. Emellerine varana kadar bu “tramvaya” binecekler ama sonra safraları atıp, 2. Cumhuriyete uçacaklar akılları sıra!
Gerçekten “şaşkın ördeklere” döndürdüler bu büyük milleti, AB ve ABD’nin yardımlarıyla! Alman Şansölyesi Frau Merkel  “imtiyazlı ortaklığı” pazarlamak için geliyor. Buna da eyvallah derler öpüp başlarına koyarlar. “İmtiyazın” yakın tarihini “Kapitülasyonları” unuttukları ve getirim sağlayacağı için! Neden şaşıyoruz!
“Türk” yok!
Evet, neden hep şaşıyoruz ki bakın “İnsan Hakları Şampiyonu”, şimdi BDP Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Türk Mühendis ve Mimar Odaları, Türk Tabipleri Birliği ve Türk Diş Hekimleri Birliği’ndeki “Türk” ifadesinin çıkarılması için kanun teklifi verdi. “Türk” sözcüğü yerine  “Türkiye”  sözcüğü kullanılmasını istedi! Ve malum Anayasada “Türk” kimliğinin değiştirilmesi de öneriliyor...
Birdal, şimdilik lütfetmiş, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki ‘Türk’ ifadesini muaf tutmuş. Ama buna da sıra gelir, adı  “Avrupa Birliği’nin Türkiye Ordusu-Lejyoneri” olur! Önümüzdeki  “30 Ağustos’ta” olacaklara da hiç şaşmayalım. “Askeri Geçit” yapılmamsı istenirse ve de “tasarruf” maksadıyla yapılmazsa da hiç şaşmayalım. Komşu Yunanistan’da bağımsızlık bayramları, herhalde AB-IMF teklifiyle “tanksız-tüfeksiz” kutlanmış.
Mâlum, “komşuda pişer bize de düşer”!
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları