Millî ve dînî değerlerimiz...

Ahmet SEVGİ
Milletle insan vücudu arasında bazı benzerlikler vardır. Söz gelişi, millet mütecanis (homojen) fertlerden oluşur. Aynı şekilde her vücut da kendine ait birtakım özellikler taşır. Milleti ayakta tutan kültürdür, vücudu ayakta tutansa kalp... Kalbi besleyen damarlarımız tıkanırsa hayatımızı kaybederiz. Milletin varlığı da millî ve dînî değerlere bağlıdır. Millî ve dînî değerlerin yıpranıp devre dışı kaldığı yerde millet dağılır ve yerini birbirine düşman insan kalabalıkları alır.
Bizim çocukluğumuzda tuğla ve briket pek bulunmadığı için evler taştan yapılırdı. Ev yapmak isteyenler taş ocağına giderler, demir levyeler veya ağaçtan kaldıraçlar yardımıyla birbirine kilitli taşları yerinden sökmeye çalışırlardı. Biz çocuklar da onları seyrederken sık sık şöyle bir söz işitirdik: Taşı yerinden bir kımıldatabilirsek gerisi kolay... O hesap, millî ve dînî değerler bir defa sarsılmaya görsün, maalesef devamı geliyor...
Millî ve dînî değerlerimiz ilk ciddî sarsıntıyı 1839 Tanzimat Fermanı’yla yaşadı ve bu sarsıntı kendini öncelikle millî yapımızda hissettirdi... Tanzimat’ın hemen ardından hızlı bir taklit ve yabancılaşma furyası başlar. Avrupalı gibi giyinmek, Avrupalı gibi eğlenmek, Avrupalı gibi yiyip içmek... Bu hastalık sadece gök görmedikler arasında değil, aydınlar arasında da yaygındır. Bu konuda Cemil Meriç şöyle diyor: “Tanzimat sonrası Türk aydınına en çok yakışan sıfat: Müstağrib... Edebiyatımız bir gölge-edebiyat, düşüncemiz bir gölge-düşünce... Üç edebî nevi itibarda: Taklit, intihal ve tercüme...”
Keşke o günkü yöneticilerimiz Avusturya Başbakanı Prens Metternich kadar basiret gösterebilmiş olsalardı... Metternich, Tanzimat’la ilgili Bâb-ı Âlî’ye tavsiyelerinde bakınız ne diyor:
 “İmparatorluk günden güne zayıflamaktadır. Niçin saklamalı? Onu bu hale düşüren sebeplerin başında Avrupalılaşma zihniyeti gelir. [...] Zamana uyun, çağın ihtiyaçlarını dikkate alın. İdarenizi düzene sokun, ıslah edin. Ama yerine size hiç uymayacak olan müesseseleri koymak için eskilerini yıkmayın. Avrupa medeniyetinden sizin kanun ve nizamlarınıza uymayan kanunları almayın. Batı kanunlarının temeli Hıristiyanlıktır. Türk kalınız. [....] Avrupa’nın şartları başkadır, Türkiye’nin başka. Avrupa’nın temel kanunları, Doğu’nun örf ve âdetlerine taban tabana zıttır. İthal malı ıslahattan kaçının. Bu gibi ıslahat Müslüman memleketlerini ancak felakete sürükler. Onlardan sizlere hayır gelmez.”
150 yıldır yaşanan bunca musibete rağmen hâlâ Metternich kadar hakikati göremeyen  “Avrupa Birliği” çığırtkanı aydın ve yöneticilerimize ne demeli?
Tanzimat’la dînî değerlerimizin aldığı yara çok daha derin oldu. Yaranın bütün vücudu sarması belki biraz uzun sürdü, lakin sonuçta hastalık bugün artık tedaviye cevap vermez durumda... Esasen dînî değerler bir ruh, bir anlayıştır. Ruhu öldürdük, geriye iskelet kaldı. İskelete tekrar ruh vermek takdir edersiniz ki çok zor.
Bir zamanlar aileden biri namaz kılarken diğer fertler diz çökerler ve ibadet edercesine sessizce bekleşirlerdi. Ya bugün?.. Dede öbür odada namaz kılarken aile fertleri salonda Aşk-ı Memnu dizisi izliyor. Günahını almayalım ama namazdan sonra muhtemelen o da katılacak aile fertleri arasına... Ben bu kadarını söyleyebiliyorum. Gelinen noktayı siz tasavvur edin.
Kısacası; Tanzimat’la yaşadığımız millî ve dînî değerlerdeki sarsıntı, gizli yahut aşikar artarak devam etti ve bugün içinden çıkılmaz noktalara ulaştı. Millet, milliyet, Türk milleti veya Müslüman Türk ifadelerinin telaffuz edilmez hale gelmiş olması boşuna değildir... Bizi esas ürkütense, olup bitenlerin kanıksanarak hiçbir şey olmamış gibi herkesin kendi halinden memnun, aynı yolda yürümeye can atıyor olması... Bundan daha acı bir felaket olabilir mi?
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş