Millilik düşmanlığı, Atatürk ve AKP

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk’ün, Samsun’da başlattığı kurtuluş savaşının 94. yıl dönümünde 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı devletin ve milletin bayramı olarak ayrı ayrı kutlanmıştır. Cumhuriyet Bayramını da halk ve devlet daha doğrusu iktidar ve muhalefet ayrı ayrı kutlamıştı.
Milli ve dini bayramlar ortak değerlerdir. Milleti ve devleti bayramlar buluşturur. AKP iktidarı döneminde milli bayramlar ayrıştırma ve kutuplaştırma araçları haline gelmiştir. İktidar milli bayramları formaliteye indirgemek istemektedir.
Milli bayramlar, birlik ve bütünlüğe katkı sağlayacağı yerde iktidarın zorlamasıyla ayrışmanın aracı haline gelmiştir.
AKP iktidarı, milli bayramların kutlanma biçiminden değil, gerçekte milli bayramların kutlanmasından rahatsızlık duyduğu açıktır. AKP iktidarı, milli bayramları sembolik bir konuma indirmek, kutlanmasını sınırlandırmak ya da kutuplaşma aracı yapmak amacındadır. Millilik düşmanlığı AKP’nin ideolojik yakıtıdır. Bu nedenle milli bayramlar, AKP döneminde etnografik ve folklorik arşiv malzemesi hüviyetine indirgenmiştir.
Milli bayram karşıtlığı milli olmanın ruhuna aykırıdır. Vatandaşların anlamadığı şey AKP iktidarının bu anlamda millilik diye bir sorunu olmadığı hususudur.
Bu nedenledir ki AKP iktidarı döneminde hırpalanmadık, örselenmedik ve ötelenmedik milli değerimiz kalmamıştır.
Küreselci, evrenselci, çok uluslu şirket iktidarları milliliği en büyük düşman olarak görürler. BOP’çulardan, Sorosçulardan, Obamacılardan milli olana saygı göstermesini beklemek yanlıştır. Türkiye’de yaşananlar bu bakımdan çok da yadırganmamalıdır.
Hatırlayalım; bir süre önce AKP’nin Genel Başkan Yardımcılarından Hüseyin Çelik,  “Gençliğe Hitabe ayet değil tartışılabilir”  demişti. İşareti Hüseyin Çelik’ten alan Mazlum-Der Diyarbakır şubesi, derhal harekete geçerek ‘Gençliğe Hitabe’nin kaldırılması için kampanya başlatmıştır. Daha önce de bu kuruluş okullarda okutulan ‘Andımız’ın kaldırılması için kampanya başlatmıştı.
Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene”  sözüne olmadık anlamlar yükleyerek, yazıldıkları yerden kademeli bir biçimde sökülmesi de millilik aleyhtarı kampanyanın devamı niteliğindedir.
Doğrudan Atatürk’ü hedef almaya cesaret edemeyenler dolaylı olarak Atatürk’ü hatırlatan her türlü söz ve simgeye karşı savaş açmışlardır.
İşi, T.C.’lerin tabelalardan indirilmesine kadar götürenler çıkmıştır. Türk’ten, Türklükten, Türkiye Cumhuriyetinden ve Atatürk’ten kaçış bütün şiddetiyle devam etmektedir.
Kaçış bayrağa kadar uzanmıştır.  “Türk Bayrağı” demeyelim  “Türkiye Bayrağı”  ya da  “Devlet Bayrağı”  diyelim, diyerek şanlı bayrak bile tartışmaya açılmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı, bu amaçla Arif Nihat Asya’nın Bayrak şiirini sansürlemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin adının  “Anadolu Birleşik Devletleri”  ya da  “Anadolu Cumhuriyeti olsun” önerileri yapılmıştır.
Olan bitenlerin hiç birisi rastlantı değildi. Tayyip Erdoğan’ın  “milli görüş gömleğini çıkardım” , ‘BOP Eş Başkanı’ gömleğini giydim dediği an, millilik düşmanlığı başladığı andı. Erdoğan, bu sözüyle kendi giydiği  “milli görüş gömleğini”  değil, gerçekte Türkiye Cumhuriyeti Devletinin milli yapısını hedef aldığını açıklamıştı. 2023’te de Türkiye Cumhuriyeti’nin, içinde Lazistan ve Kürdistan’ın da bulunacağı eyaletler devletine dönüşeceğinin ip uçlarını bizzat Tayyip Erdoğan vermiş bulunmaktadır.
Yaşananların hiç birisi rastlantı değildir. Obama onaylı yeni bir devlet yapılanmasının ayak sesleridir. Çözüm ya da barış süreci de bu amaç bağlamında yapılan bir dayatmadır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları