Milliyetçiler, 1 Mayıs’ta işçiler ile omuz omuza

İsrafil K.KUMBASAR

Türk milliyetçilerinin temel ideolojik kaynaklarından biri olan ‘9 Işık Doktrini’, tam bağımsız ‘Milliyetçi Toplumcu Türkiye’nin ancak ‘işçinin’, ‘köylünün’, ‘memurun’, ‘esnafın’, yani ‘çalışanların’ omuzlarında yükseleceğini savunur.
‘Milli sanayi’ hamlesine, ‘milli kalkınma’ ordusuna, ‘milli emek’ seferberliğine, ‘milli gelirin’hakça paylaşılmasına ısrarla vurgu yapılan ‘Toplumculuk’ ilkesinde özetle şu görüşlere yer verilir:
“Sistemler, dayanak olarak şu üç değerden birini esas alır: Fert, sınıf ve millet.
Ferdi esas alan kapitalist sistemde, üretim araçları bir avuç sermaye sahibinin mülkiyetindedir, halkın büyük bölümü yoksulluk ve sefalet içerisindedir.
Sınıfı esas alan sosyalist sistemde, ekonomik değerler devlet adına, sözde işçi sınıfını temsil eden bir avuç elit bürokratın insafına terk edilmiştir.
Kapitalizm ve sosyalizm, emeği bir mal, bir eşya gibi görür. Oysa emek, insan şahsiyetinin en önemli parçalarından biridir.
Milleti esas alan milliyetçi hareket, emekçi kesimin sermaye sahipleri tarafından sömürülmesine asla müsaade etmeyecektir.
İşçiler, çalıştıkları işyerlerine ortak
olacaktır.”

***


12 Eylül öncesinde, ‘gayrimilli’ unsurlar tarafından planlı bir şekilde ‘yurtsever sol’ ile de kavga ortamına sürüklenen Türk milliyetçilerinin, yaptıkları en önemli hatalardan birisi de uzun süre ‘emekçi kesimden’ uzak durmaları olmuştur.
Karşı tarafın ‘sınıf çatışması’, ‘hak’ ve ‘emek’ kavramları üzerinden hareket etmelerinin, bu mesafeli yaklaşımda tabii ki büyük bir payı vardır.
Ancak, Türk milliyetçilerinin arasına ‘nüfuz eden’ bir takım kişilerin, ‘onların’ adına kapalı kapılar arkasında ‘tekelci sermaye patronları’ ile giriştikleri bir takım karanlık pazarlıklar da inkar edilemez acı bir gerçektir.
Jack Kamhi, İshak Alaton, Halit Narin, Sakıp Sabancı gibi kodamanların fabrikalarında çalışan ve ‘haklarını’aramak için ‘greve’ giden işçiler, ne yazık ki zaman zaman  “Bunların amacı başka” diye üzerlerine salınan milliyetçi gençler tarafından ‘zor kullanılarak’ engellenmek istendiler.
İdeolojik söylem ile çelişen bu durum, doğal olarak emekçi kesimini ‘gayrimilli’ve ‘bölücü’çevrelerin kucağına itmekten başka bir işe yaramadı.

***


21’inci yüzyılı bir ‘Türk asrı’ haline getirme projesi olan ve Türk milletini ‘çağlar ötesine’ sıçratmayı hedefleyen ‘9 Işık Doktrini’, Türk milliyetçilerini işçiler, emekçiler ile kol kola, omuz omuza hareket etmeye çağırmıyor mu?
Türk milliyetçiliği, her Türk evladının ‘refah’ ve ‘huzur’ içerisinde ‘insan onuruna yaraşır’ bir şekilde yaşamasını, ‘birey’ ve ‘sınıf’ farkı gözetilmeksizin gelir dağılımından ‘adil’ pay almasını sağlamak değil midir?
Türk işçilerinin ‘alın’ terinin, ‘küresel’ sermayenin ‘yerli’ acenteleri tarafından, ‘minimum emek maliyeti/maksimum kâr’ çerçevesinde vahşi bir biçimde sömürülmelerini hangi Türk milliyetçisi içine sindirebilir?
Türk emekçilerinin, ‘Türk’ kimliğinden rahatsızlık duyanlar tarafından ‘karın tokluğuna’ çalışan birer ‘çağdaş köle’ haline getirilmeleri yoksa Türk milliyetçilerini hiç ilgilendirmiyor mu?
 “Tabuları yıkmak lazım”, “İlk üç madde dahil her şey tartışılmalı”, “Bölgede referandum yapılmalı”, “Mutluluğumuz, bölünmekten daha önemli” diye ortalıkta dolaşan mezar soyguncularına verilecek en iyi cevap, Türk emekçilerinin yanında saf tutmak değil midir?
O halde?

***


‘Milliyetçi Toplumcu Türkiye’nin temellerini atmak üzere, 1 Mayıs’ta ‘bayrakları’ kapın ve ‘işçilerin’, ‘emekçilerin’ yanında yerlerinizi alın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş