Milliyetçilere, ABD'nin adamı diyen devşirme

İsrafil K.KUMBASAR

Türk milliyetçiliğinin usta kalemlerinden Yavuz Bülent Bakiler, hükümetin değişen gündem arasında sessiz sedasız Nâzım Hikmet’e ‘iade-i itibar’ kararı alıp, ‘vatandaşlığa’ kabul etmesi üzerine Türkiye gazetesinde kaleme aldığı yazının bir bölümünde şöyle diyordu:
“Nâzım Hikmet, Türkiye’yi, komünizm bataklığına çekip Moskova’nın sömürgelerinden biri haline getirmek istediği için mi itibarlı bir kişidir?
Rusya’ya kaçtıktan, Moskova Havaalanı’na indikten sonra, basın mensupları karşısında, “Beni Stalin yarattı. Gözlerimin ışığını ona borçluyum!” diye haykırdığı için mi itibara ihtiyacı yoktur?
Kore savaşlarına katıldığımızda, Mehmetçiklerimize, ‘Teslim ol Ahmet / Ya def olup gideceksiniz / Ya denize dökecekler sizi / Teslim ol Türk halkı adına...’ diye başlayan herzeler yazdığı için mi ona toz kondurmuyorlar?
Türkiyeli komünistlerimizin; ‘Her şehre bir Nâzım Hikmet heykeli!’ diyerek tepinecekleri günler, uzak değildir.”

* * *

Her vatan evladının altına imza atabileceği bu yazı, ne yazık ki bazı devşirmelerin bir yerlerine ‘çuvaldız’ gibi saplanıp kaldı.
Dindarların arasından sepetlendikten sonra, kapılandığı yeni çevrelere kendisini kabul ettirebilmek için, daha önce ‘kaşık salladığı’ kaplara pislemeye başlayan ‘sızma’ İslamcı, ‘süzme’ liboş bir devşirme, kendi çapında ‘Nâzımseverlik’ oynamaya çalışırken bakın neler zırvalıyor:
 “Bir ‘Soğuk Savaş dönemi’sağcısı olan Yavuz Bülent Bakiler, oturmuş ‘Nâzım’a nefretimiz bitmemeli’konulu bir yazı döşenmiş.
Diyor ki: ‘Nâzım, Sovyetler’in adamıydı.’
Sanki o dönem kendisi ‘Amerika’nın adamı’ değilmiş gibi.”
‘Kendisi’ ile kastedilen tabii ki Bakiler değil.
Aklınca, onun üzerinden, 12 Eylül öncesinde Sovyet emperyalizmine karşı mücadele eden bir nesli topyekün ‘Amerika’nın adamı’ ilan ederek, kulluğuna soyunduğu yeni kapının efendilerine bir ‘şirinlik gösterisi’ daha yapmaya çalışıyor.

* * *


Bre ‘sızma’ İslamcı, ‘süzme’ devşirme!..
Sakın ola ki, Allah’ın dinini ‘kazanç kapısı’ haline getirip, yıllarca “Batı kulübü” diye cart curt ettikten sonra ‘Batı’nın uşağı’ haline gelen eski ağababaların ile ‘milliyetçileri/ülkücüleri’ birbirine karıştırıyor olmayasın.
Sizlerin “Amerika ehven-i şerdir” diye gevelediğiniz dönemde, ülkücüler Türkiye’nin duvarlarını şu ifadelerle boyuyorlardı:
- “Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, her şey Türk’e göre, Türk tarafından, Türk için.”
Sizlerin ne olur ne olmaz diye ‘kızıl’ ile ‘yeşil’ arasında magarina oynadığınız dönemde, ülkücüler şu sloganı haykırıyorlardı:
- “Komünizme, faşizme ve ‘her türlü’ emperyalizme hayır.”
Bu mu Amerika’nın adamlığı?
Ülkücülerin temel başvuru kaynaklarından biri olan ‘9 Işık Doktrini’nin hangi bölümünde Amerikan uşaklığı geçiyor?

* * *

Sen git de, Yahudilere yaranmaya bak.
Eğer bir daha, birilerinin üzerinden ‘milliyetçi/ülkücü’ camiaya çemkirmeye kalkışırsan emin ol ki ‘eski defterleri’ karıştırıp ‘yularını’ çeker ve maskeni indiriveririz.
Seni ‘zorla AKP’li’ yaparız.
Ne demek mi istiyoruz?
Anladın sen oni!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş