Milliyetçilerin Canan Hanım'a 'özür' borcu

İsrafil K.KUMBASAR

Kendilerine her türlü melanet hak.
Gittikleri her yerde, mutlaka ‘etnik kimliklerini’ ön plana çıkarıyorlar.
Buldukları her fırsatta, ‘Türk milletine’ hakaret edip, ‘milli’ ve ‘manevi’ değerlerini aşağılıyorlar, ‘Türk’ diye bir milletin olmadığını, Anadolu’da yaşayan halkın çeşitli etnik unsurlardan meydana gelen bir ‘mozayik’ olduğunu yumurtluyorlar.
Katıldıkları her toplantıda ‘Türk devletinin’ artık eskimeye başlayan temel kuruluş ilkelerinden vazgeçip, ‘mahalli özerkliğe’ dayalı modele geçmesi gerektiğini savunuyorlar.
ABD’nin kucağına oturmadan asla ‘ayakta’ kalamayacağımızı, AB’ye girmeden asla ‘medeni’ olamayacağımızı, İsrail ile flört etmeden asla ‘nefes’ alamayacağımızı iddia ediyorlar.
Ama, artık ‘bıçağın kemiğe dayandığını’ gören birisi çıkıp da ‘kökenlerini’ sorgulamaya kalkışınca, ciyak ciyak bağırmaya başlıyorlar:
 “Irkçı, faşist, kafatasçı.”

* * *

‘Etnik’ kimlikleri üzerinden alenen ‘ırkçılık’ yapan vatan hainlerinin bugünlerde, hedeflerinde CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman var.
Ne yapmış Canan Hanım?
“Dindar Cumhurbaşkanı” söylemiyle devletin en tepe noktasına oturan Abdullah Gül’ün, bir zamanlar Çankaya’da ağırladığı hainlerin başlattığı  “Ermenilerden özür diliyorum” imza kampanyasını, ‘düşünce özgürlüğü’ olarak değerlendirmesi üzerine şöyle demiş:
- “Bu aymazlık değilse, vatan hainliğidir. Bu hainler Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretinden cesaret aldılar. Gül, cumhurun cumhurbaşkanlığını yapsın, etnik kökeninin değil. Anne tarafını araştırırsanız ne demek istediğimi anlarsınız.”
Peki ne yapsaydı?
Lafa gelince kendilerini “Türk milletinin direnç noktası” olarak tanımlayanlar gibi, ihaneti sineye çekip hımbıl hımbıl otursa mıydı?
Üstelik Canan Hanım, öyle bazılarının yaptığı gibi “Yanlış anlaşıldım” diye de kıvırmadı.
‘Nereye varacağını’ önceden hesap ettiği sözlerinin arkasında ‘erkekçe’ durmasını bildi.

* * *


Vatan hainlerinin ‘karın ağrılarını’ bir bakıma anlamak mümkün.
Çünkü, onlar ‘deşifre olma’ telaşı içerisinde son kozlarını oynuyorlar.
Peki ya şu başında ‘Milliyetçi’ ibaresi olan partinin milletvekillerine ne oluyor?
Birisi, “Kökene dayalı değerlendirme hastalığı yayılmaya başladı” diyor, diğeri “İnsanları etnik kökenleri ve kimlikleriyle yargılayamazsınız” hükmünü veriyor, bir diğeri  “Etnik kökeni sorgulayarak çözüm arama çarpık anlayıştır” mavalını okuyor.
Rahatsızlıklarının sebebi acaba ne ola ki?
Yoksa bir gün sıranın ‘kendilerine’ de geleceğinden mi korkuyorlar?
Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin arasına sızıp, tepe noktaları eline geçiren, ‘ideolojiyi’ bir kenara bırakıp, ‘merkez’ adı ile tarif edilen ‘teslimiyet’ çizgisini benimseyen şu ‘Hasan Sabbah’ ve ‘Balgat’ kalesindeki fedailerini artık ‘özel bir mercek’ altına alma zamanı gelmedi mi?

* * *


Türk milliyetçilerinin/ülkücülerin, kendisine yönelebilecek bütün edepsizlikleri göze alarak, çok önemli bir çıkış yapan Canan Arıtman Hanımefendi’ye bir teşekkür borçları vardır.
Haklı mücadelesinde kendi partisi tarafından dahi yalnız bırakılan Canan Hanım’dan ‘Türk milleti’ adına özür diliyoruz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş