Milliyetçilerin hedefi

A+A-
Servet AVCI

Meclis'te temsil edilen partiler içinde açılım sürecinin sakıncalarıyla ilgili haklı çıkan tek parti MHP... Başlangıçtan itibaren bu sürecin üniter yapıyı sarsacağını, millî birlik ve beraberliğimizi zedeleyeceğini savundu... Üstelik açılım sürecine karşı çıktıkça uğradığı ağır saldırılara rağmen...

7 Haziran'dan itibaren yaşananlar MHP'nin itirazlardaki haklılığını kamuoyunun da görmesine yol açtı... Sadece MHP'nin dillendirdiği tehdit ete kemiğe büründü, ülke ateş topuna dönüşmeye başladı... Geçmişte MHP'yi bu siyasetten rant çıkarmaya çalışmakla suçlayanlar, bir anda dillerini değiştirip, sanki kendi sorumlulukları yokmuş gibi davranmaya yeltendiler...

Şüphe yok ki, bu haklı çıkış, beş ay sonra tekrarlanacak olan seçim için büyük bir avantaj olmalı... Partinin tezleri bir 'simülasyon'la değil, 'hakikat'le doğrulandı... Tabiidir ki, bunun artıları sandığa yansımalı...

Yansıyacak mı peki? Çok uzun yıllarca siyasetin itilmişi, âdeta cüzzamlısı muamelesi gören Millî Görüş kökenliler son 20 yılda, 2 Cumhurbaşkanı, 4 Başbakan çıkardı... Böyle bir ortamda milliyetçiler tarihleri boyunca elde edemedikleri Başbakanlığı veya yine tarihleri boyunca olmadıkları ana muhalefet liderliğini çıkarabilecekler mi? Bir başka şekilde sormak gerekirse, milliyetçiler çok net şekilde haklı çıkmış olmalarına rağmen halk bu hakkı sandıkta teslim edecek mi?

Milliyetçiler açısından çok karmaşık bir problem bu... İddiaların doğruluğu birebir yaşanırken, bu durum sandığa yansımazsa sorumluluk kime ait olacak; partiyi yönetenlere mi, seçmene mi? Doğruları söylediği halde seçmeni ikna edemeyen parti yönetimi mi kusurlu sayılacak, yoksa bütün bu net gerçeğe rağmen tercihini MHP'nin dışında kullanan seçmen mi? Bu soruların elbette tek bir cevabı yok... Birden fazla sebebin bir araya gelmesiyle oluşan çetrefilli bir durum ve sıkı analizlere muhtaç...

İşin en kötü tarafı, iktidar veya ana muhalefet gibi hedeflerin 'ulaşılmaz' gibi algılanıp, Türk milliyetçiliği hareketinin bölücü hareketle yarışır hâle sokulması... Bunu parti yönetimi yapmıyor elbette... Ama partililerin bir kısmında 'hedef küçültme' ve zihinleri esir almış 'çaresizlik' psikolojisi, PKK'nın uzantısı parti geçilirse bundan 'amorti keyfi' çıkaracak durumda!..

Bu 'hedef küçültme' Türkiye gibi millî varlığın tehdit altında olduğu bir ülkede milliyetçilere yakışmıyor... "Bu ülkeden neden bizim dışımızdaki bütün siyasî akımlar Başbakan çıkardı da biz çıkaramıyoruz?" veya "Neden hiç ana muhalefet olamadık?" sorusunu sormak ve hırslanmak yerine 'küçük mutluluklar'la yetinebilen milliyetçi anlayışın gözden geçirilmesi gerekiyor...

Her seçim sonuçları, sadece geçmiş sonuçlara bakarak değil, yarıştığınız partilerle mukayese edilerek değerlendirilir... Önceki derecelerinizi geçmek veya geçilmek değildir asıl olan... Kendinizle değil, rakiplerle yarışıyorsunuz ve dolayısıyla başarınız onlar karşısındaki durumunuzla ölçülür... Ancak zihninizde hedef küçülmüşse ve siz bunun farkında değilseniz, aldığınız oyları, daha önce aldığınız herhangi bir seçimle karşılaştırırsınız... Tabii ki bunun siyasette hiçbir rasyonelliği yoktur... Gerçek olan, ülkedeki siyasî tabloda rakiplerinizle rekabetinizdir...

Bugün eğer milliyetçiler, önümüzdeki seçimler için iktidarın hayalini bile kuramıyorlarsa, bu üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken bir trajedidir... Bunu A şahsının, B koltuğunda oturanın tek başına günahı olarak dillendirmekten ziyade, Cumhuriyet'in kurucu felsefesi olan milliyetçiliğin bu dramı karşısında topyekûn bir değerlendirmenin arifesindeyiz...

Yanlış ya da eksik olan ne? Toplum milliyetçilerden niye uzak duruyor ya da milliyetçi yapılar, kendisini milliyetçi olarak tanımlayan insanların tamamının desteğini neden alamıyor? Hiç de arzu edilmeyen ülke şartları, olaylara milliyetçi bakışı daha popüler hâle getirirken, artan bu eğilim, milliyetçi kuruluşlara neden kanalize edilemiyor? Organize milliyetçi yapılar ile seçmen arasında bir güven bunalımı mı var ve varsa bunlar nelerdir? Tıkanıklık ve çözüm nerededir? Milliyetçiliğin hâlâ sivilleşmeyi becerememiş olması tıkanıklıkta bir etken midir?

Bu soruların bir kısmı haksız veya yersiz de olabilir... Konuşmak, tartışmak ve sağlıklı yeni bir zemin oluşturmak lâzım... Yoksa bu seçim de geçecek, bir dahaki seçimde... Arada kaybolan zaman millî varlığımızdan eksiltiyor gün gün... "İnşallah MHP, HDP'den daha fazla milletvekili çıkarır" gibi bir temennide bulunamıyorum... Çünkü böyle bir hedef küçültmeyi önce kendime ayıp sayıyorum!..

 

*

 

Efkan Ala’dan cevap ve düzeltme metni

Sn. Efkan Ala hakkında gerçekleştirilen yayın tamamen iftira niteliğindedir. Müvekkilimin Ankara Vali Konağını veya Devlet Konutunu kullanmadığı defalarca açıklanmasına, tekzipler yapılmasına rağmen ısrarla asılsız isnatlarda bulunulduğunu, yazıdaki diğer iddia ve isnatların da tamamen iftira niteliğinde olduğunu kamuoyunun bilgisine sunarız.

(T.C. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği Değişik
İş Karar No: 2015/3702D.İş)

Efkan Ala vekili Av. Muhsin Özyar

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları