Milliyetçiliği,'ırkçılık' ilân edenlerin ardındaki güç!

İsrafil K.KUMBASAR

Siyonizm hareketinin önde gelen uzmanlarından Haham Dov Lior, Puah Enstitüsü tarafından düzenlenen toplantıda, aynen şöyle diyordu:
- “Eğer baba Yahudi değilse, çocuk barbar  olur. Yahudi anne ve babadan doğan biri, Tevrat’a uygun biçimde yetiştirilmemiş olsa dahi, kanında atalarından geçmiş özelliklere sahip olur. Bu genetiğin icabıdır.”
Birçok kişi tarafından ‘büyük bir şaşkınlık’ile karşılanan bu görüşler, bize hiç de ‘yabancı’ gelmedi.
Yıllar önce Haaretz gazetesinden iktibas edilen bir haber, “İsrail’de Nazi usülü test” başlığını taşıyordu. İsrail’in SSCB ülkelerinden gelen göçmenlere ‘genetik test’ uyguladığını bildiren haber, İçişleri Bakanlığı tarafından da doğrulanıyordu.
Demek ki, İsrail vatandaşlığına kabul edilecek göçmenlerin mutlaka ‘Yahudi ırkından’ olmaları gerekiyordu.

***

Peki, ‘ulus devlet’ karşıtı kampanyaları destekleyen, diğer milliyetçilik hareketlerini ‘ırkçılık’ olarak suçlayan aynı İsrail değil miydi?
‘Siyonizmin’ ne menem bir şey olduğunu bilip, karşı olan her görüşü, ‘antisemitizm’ olarak yaftalayan da aynı İsrail değil miydi?
Bir devlet düşünün ki, hem ırkçılığı ‘devlet politikası’ haline getirecek, hem de ‘vatanperverleri’ ırkçılıkla suçlayacak.
‘Kültürü’ esas alan Türk milliyetçileri,  “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü esas alarak “Türk” olduğunu söyleyen herkesi Türk saydılar
Kimsenin ırkını ‘test’ etmeye kalkışmadılar.
Ancak, ülkelerini hedef alan siyonizme karşı çıktıkları için İsrail beslemeleri tarafından ‘kafatasçı’ olmakla suçlandılar.

***

Son gelişmeler,Türkiye’yi bölmeyi, Türk milletini tamamen Anadolu’dan tasfiye etmeyi amaçlayan sinsi operasyonların arkasında ‘hangi gücün’ olduğunu tamamen açığa çıkarmış bulunuyor.
Bu sinsi stratejinin en önemli uygulayıcıları, Türkiye’deki ‘Sebataycılar’ ve onların güdümünde hareket eden ‘mason’ biraderlerdir.
Nitekim, zamanında Yahudi işadamı İshak Alaton, zamanında Güneydoğu’da PKK terörü ile savaşan Türk ordusunu   “Kendi halkı ile savaşmak” ile suçluyordu.
“Tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek dil” tabelalarının kışlalardan indirilmesinden beş ay sonra Van’ı ziyaret eden Yahudi kökenli ABD Büyükelçisi Mark Parris, “Türkiye’nin bölgeye yönelik statü değişikliği girişimlerini destekliyoruz” diyordu.

***

Amcası MOSSAD’ın başkan yardımcılığını yapan Yahudi bir işadamımız ne demişti:
- “Yahudi, her yerde Yahudidir.”
Yani, onlar için önemli olan, kişinin ‘Yahudi ırkına’ mensup olmasıdır.
İster ‘Musevi’, ister ‘Hristiyan’, ister ‘Müslüman’; görünümü ne olursa olsun, damarlarında Yahudi kanı taşıyanlar, tarih boyunca hem ‘Büyük İsrail’i kurmak, hem de Yahudi olmayan bütün insanları ‘köleleştirip’ sömürmek için sinsice çalıştılar.
Terörist başbakan Menahem Begin şöyle diyordu:
- “Dünyanın ne düşündüğü değil, Yahudiler’in ne yaptığı önemlidir.”
İsrail’in bir diğer başbakanı, bebek katili Ehud Olmert ise, aynen şu ifadeyi kullanıyordu:
- “Bizden nefret eden herkesi yok
edeceğiz.”

***

19. yüzyılda klasik müzik bestecisi Richard Wagner, “Yahudiler, bütün insanların kanındaki mikroplardır” derken acaba neyi
kastediyordu?
20. yüzyılda büyük Türk milliyetçisi Nihâl Atsız, “Yahudiler, bütün milletlerin gizli düşmanıdır” derken hangi gerekçelere dayanıyordu?
Türk milletinin yok olma sürecinden kurtulabilmesi için ‘Sebataycılar’ ile onların güdümündeki ‘masonların’ devletten mutlaka tasfiye edilmesi, Türkiye’nin bütünüyle ‘Türklerin hâkimiyetine’ girmesi şarttır.
Türk milliyetçilerinin, birinci vazifesi budur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş