Misyonerliğe hizmet etmek!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

Hıristiyan misyonerliğine en fazla katkıyı, onları mazlum ve mağdur konumuna düşürenler vermektedir. Elbette misyonerler insanları inançlarından koparmak için çalışıyorlar. Müslüman mahallesinde salyangoz da satıyorlar. Ancak yapılması gereken şey de satılan salyangozu almamak ve insanlarımızı daha bilinçli Müslüman haline getirmektir. İslam gibi bir dinin mensuplarının, tepeden tırnağa emperyalizmin emrindeki sömürgenlerden korkması için hiçbir neden yoktur.

Bu misyoner ve zangoç taifesinin fikir ve inançları güçlü olsaydı önce kendi dindaşlarını uyuşturucuya, gay kulüplerine, ateizme ya da agnotizme kaptırmazlardı. Misyonerler Batı da kaybettiklerini doğuda arayan şaşkınlardır. Vatikan’a bağlı olarak misyonerlerin yaptıkları faaliyetler, dini olmaktan daha çok siyasidir.

Bu bağlamda bir süre önce Trabzon ve Malatya’da rahip ve misyonerlere yönelik olarak gerçekleştirilen cinayetler, en büyük zararı Müslümanlara vermiştir. Son günlerde İzmir’de ve Antalya’da rahiplere yönelik olarak bu tür teşebbüslerin olduğu medyaya yansımıştır. Bu tür karanlık girişimler, ülkenin ve İslam dininin ciddi bir komployla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Bir takım güçler, psikolojik sorunlu bazı insanlara bu tür vahşi cinayetleri işletip, Müslümanların ve İslam’ın terörle anılmasını sağlamaya çalışıyorlar. Oyun büyük oynanıyor. Bu oyuna gelmemek gerekir. Şunu herkes çok iyi bilmelidir ki, İslam’a en büyük zararı bu tür girişimlerde bulunan cahiller vermektedir. Yapılması gereken, Müslümanları misyonerlerin etkisine açık bırakmamaktır. Bunun yolu da Müslümanların bilinçli kılınmasından geçmektedir.
AB/ABD/Vatikan ve İsrail gibi ülkelerde İslam’ın ve Müslümanların imajını kirletmeye çalışan yüzlerce organizasyon var. Yaptıklarının kendilerine göre haklı ve meşru nedenleri de vardır. Çünkü SSCB sonrası küresel kapitalizm, hedef olarak İslam’ı seçmiştir. A. Lake, “Savaşmak için yeni bir düşman ideoloji arayan Amerika’nın hâlihazırdaki tek süper güç olması sebebiyle, İslâm üzerine yeni bir ıslah hamlesinde başı çekmeye kendini odaklaması gerektiği” ni yazmıştı. ABD’nin “İslam’ı ıslah” için yeni bir hamleye geçebilmesinin haklı gerekçelere dayanması gerekir. İslam üzerinde yapılacak ameliyatlara bu ülkelerde gerçekleştirilen cinayet ve saldırılar fırsat yaratacaktır.

Robert Pelletreau, yapmış olduğu bir konuşmada, İslam’ı “Batı’ya meydan okuyan ve onun güvenliğini tehdit eden ikinci bir tehlike” gördükten sonra şunları dile getirmişti: “Ama büyük şeytan olarak nitelendirildiğimizde, kültürümüz ve değerlerimizle alay edildiğinde, vatandaşlarımız rehin alındığında ya da bize yönelik gelişigüzel veya sistemli siyâsi hedefler güdülerek girişilecek herhangi bir şiddet ve terör olayına maruz kaldığımızda, buna da güçlü şekilde karşı koyacağız!”. Bu değerlendirme ABD’nin bugünkü politik stratejisini oluşturmaktadır. Batı’ya meydan okuyan İslam’ın, Batı’nın “kültürü ve değerleriyle alay” etmesine ve Batı’ya karşı hiçbir siyasal faaliyete izin verilmeyeceğini belirtmektedir.

Başkan Bush da Afganistan ve Irak’ın işgalini “Haçlı Seferi” olarak nitelendirirken, İngiltere’nin eski İtalyan Başbakanlarından Berlusconi, “Hıristiyan medeniyetinin İslam medeniyetinden daha üstün” olduğuna yönelik konuşmalar yapmıştır. Bütün bunlara ilave olarak Danimarka’da kurgulanan “Karikatür Krizi” ve “İslam’a Hakaret Yarışmaları”, “Kuranın bir kısmının yasaklanması” girişimleri gibi bir çok tahrik edici gelişme daha yaşanmıştır. Papa’nın durup dururken “İslam’ın bir kılıç dini olduğuna” yönelik sözler etmesi de işin tuzu biberi olmuştur. Salmani Rushdie’ye İngiltere Kraliçe’si tarafından Şövalyelik unvanı verilmesi de bu tür bir tahrik amaçlı işlemdir.
 “İslamofaşizm” kavramlarını ve  “İslam fobisini”  yaygınlaştırma faaliyetleri Batı ülkelerinde alabildiğine hız kazanmıştır. İşte misyoner cinayetleri niyetleri belirli olan bu merkezlerin işini kolaylaştırmakta ve bir anlamda onlara çanak tutmaktadır.

Misyoner cinayetleri ya da rahiplere yönelik saldırılar, Batı’da İslam’ı tehlikeli ve zararlı bir inanç sistemi olarak göstermeye katkı sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Bu durum da Müslüman-lığın Batı’daki yayılmasını engelle-meye ve küresel saldırganların da projelerini yürürlüğe koymalarına neden olacaktır. Emperyalistlere arzuladıkları ortamı sağlayanlar, farkında olmadan onlara hizmet edenlerdir. Cinayet ve saldırganlıkla inançların yayılması önlenseydi, bunu Haçlılar başarırdı!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları