Mobbinge hapis cezası verilmeli

A+A-
Remzi ÖZDEMİR

Geçen hafta sadece Türkiye'nin değil Avrupa'nın de en büyükleri arasında yer alan ve yüzde 100 yerli sermayeli bir banka, çalışanına mobbing yani psikolojik taciz uyguladığı gerekçesi ile tazminat ödemeye mahkûm oldu. Gaziantep 2. İş Mahkemesi Hakimi, bankacı Gökçen B.'ye psikolojik taciz yapıldığını şahitler ve sağlık raporları ile sabit görüldüğüne karar verdi. Mahkeme Türkiye'nin ünlü bir ailesine ait bankayı tazminat ödemeye mahkûm etti. Geçen yıl da Katar sermayeli bir banka Arzu Y. İsimli genç bir çalışanına mobbing suçlamasıyla tazminat ödemeye mahkûm edilmişti.

Son bir yıldır yargıya taşınmış mobbing iddiası sayısı bine yakın. Halen bu davalar görülmeye devam ediyor ve 2017 yılında birçok yeni kararı görmemiz mümkün olabilir. Çünkü çok ciddi iddialar var. Mobbing uygulandığı gerekçesiyle mahkemeye giden bankacıların ellerinde psikiyatriden ve diğer hekimlerden alınmış sağlık raporları var.

Nedeni; hedef baskısı

Bankalarda son iki yılda mobbing olaylarının artmasının tek nedeni bitmez tükenmez hedefler ve bu hedeflerin tutması için akıl almaz baskı yöntemleri. Mobbing, genel müdürlük veya şubelerden çok bölge müdürlüklerinde uygulanıyor.

Türkiye'de bazı bankalar nasıl mobbingci oldu? Bu sorunun yanıtını bulmak için 2007 yılından sonraya iyi bakmak lazım. Amerikan Merkez Bankası FED'in parasal genişleme politikası Türkiye'de bankacılık sektörünün de genişlemesine neden oldu. AKP'nin tüketerek büyüme politikası nedeniyle bankalar Amerika'dan gelen neredeyse bedavaya yakın parayı yüksek faizle halka kredi olarak verdi. İhtiyaç, tatil, konut ve daha akla gelmeyecek birçok kredi türü çıktı ve halk kıtlıktan çıkmış gibi bu kredilere saldırdı.

Bankalar müşterilerinden akıl almaz masraflar ve ücretler tahsil etmeye başladı. Öyle ki, banka müşteriyi arıyor "yarın kredi ödemeniz var" diyor bunun parasını da telefon hizmet bedeli diye 100 katı bir parayı hesabınızdan otomatikman alıyordu. Bankaların genel müdürlüklerinde istihdam edilen genel müdür yardımcısı ile bölge müdürü arasındaki bir unvana sahip kişiler "bir fikrim var" dercesine yeni yöntemler geliştirdi.

Sonunda Amerika para musluğunu kesti. Paranın maliyeti arttı. Bankalar eski günlerindeki o yüzde 200'lü büyümelerin hayali ile personele baskı yapıyor.

Camiye, kiliseye gitsinler!

Dün elime yabancı bir bankanın bireysel müşteri temsilcilerine verdiği satış hedefi geçti. 28 gün olan şubat ayında hafta sonlarını da çıkarttığımızda 20 iş günü kalıyor. 20 iş gününde bir bankaca şu satış hedefi verilmiş: 60 kredi, 70 kredili mevduat hesabı, 35 kredi kartı, 35 sigorta, 35 internet şubesi açılışı, 15 yıllık masraf paketi, 20 emekli maaşı transferi ve 50 otomatik ödeme.

Bu kriz ve belirsizlik ortamında tutturulması imkansız bir hedef.

Bir bölge müdürü şube müdürünü arıyor ve bağırıyor, "Personelin bu hedef için şubede oturmasın! Emekli maaşı için camilere, kiliselere gitsin! Gerekirse apartman apartman dolaşsın satış yapsın! Kahvehanelerde emekli dolu, gidip bulsunlar!"

Personel üzerinde bir başka mobbing yöntemi ise bölge müdürlüğüne çağrılma: "Bu satış yapılacak! Yoksa bölgeye çağrılır neden yapmadığını izah etmek zorunda kalırsın."

Bölgeye çağrılmak da yeni bir mobbing türü. Özellikle farklı illerde oturan şube personeli, bir suçlu gibi ceza olarak yüzlerce kilometre ötedeki bölge müdürlüğüne hem de hafta sonu çağrılıyor ve "İzah et" deniliyor.

 

Peki, çözüm nedir?

Çözüm Çalışma Bakanlığı'nda. Bankalara devlet tarafından tanınan ayrıcalıklara son verilmeli. Mobbinge yönelik ağır hapis cezaları da getirilmeli. Tazminat cezalar caydırıcı değil. Yılda 1 milyar dolar kazanan bir banka için bir personele verilen 5-10 bin lira para cezasının ne önemi var ki!

Mobbing cinsel taciz kadar ağır bir suç sayılmalı.

Bankalar ve mobbing konusunu işlemeye devam edeceğim.

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları