Yeni Çağ Gazetesi

İHANET RANTI TÜRKİYE’Yİ PAYLAŞIYOR 9

İHANET RANTI TÜRKİYE’Yİ PAYLAŞIYOR 9

17 Haziran 2010 Perşembe 23:11

İHANET RANTI TÜRKİYE’Yİ PAYLAŞIYOR 9

ARAŞTIRMA
Macit SOYDAN
Fatih ERBOZ
Önsel ÜNAL
Sümeyra YILMAZ

Ülkemizde enerji kaynakları arasında da zaman zaman adı geçen Hidroelektrik santrallerden (HES) elektrik üretimi özellikle çevre konusunda sorun oluyor. Bu sorunun çözülebilmesi için çevre dernekleri başta olmak üzere, sivil toplum kuruluşlarının tepkisi var. Karadeniz Bölgesi’nde daha deneme safhasında olan HES’lerin dere yataklarını kurutmaya başlaması bölge halkını isyan ettiriyor. Bunun dışında diğer bölgelere yönelik HES projeleri de doğal güzelliklere zarar vereceğinden tepki ile karşılanıyor.  Türkiye’de gerçekleştirilecek HES projelerine ilişkin olarak ise yine yabancı firmaların yakın ilgisi olduğu biliniyor.

Konsorsiyum ortaklıkları
Maden sahalarında olduğu gibi akarsu ve dere havzalarında kurulacak elektrik santrallerinin potansiyeli yüksek olunca yabancıların ilgisi buralara da yoğunlaştı. Tüm tepkilere rağmen yapılacak ihalelere oluşturulacak konsorsiyum ortaklıklarıyla talip oluyorlar. Bu bağlamda dünyanın en büyük enerji şirketleri yatırım yapmak için fırsat kolluyor. Türkiye hızla büyüyen bir ekonomiye sahip ve bu büyümeyi enerji ile desteklemek durumunda. Bu nedenle yabancı şirketler de büyüyecek olan enerji piyasasından kâr payı elde etmek amacıyla Türkiye’yi yakından takibe almış durumda.

Şirketlerin gözdesi
Enerji Bakanlığı projeksiyonuna göre, ülkenin enerji ihtiyacı her yıl asgari yüzde 6, azami yüzde 8 oranında artıyor. 2020 yılında öngörülen elektrik miktarı 500 milyar kilovatsaat olarak hesaplanıyor. Bu da her yıl sadece elektrik üretimi için 34 bin megavatlık yeni santral, yani yaklaşık 5 milyar dolarlık yatırım anlamına geliyor.  Bu öngörüler Türkiye’yi irili ufaklı bir çok şirketin gözdesi durumuna getirmiş durumda. 2020 yılına kadar enerjiye yapılması gereken yatırım 130 milyar dolar olarak ifade ediliyor. Ayrıca, ülkenin 35 milyar dolarlık elektrik üretim piyasası, 40 milyar dolarlık akaryakıt piyasası, 10 milyar dolarlık da doğalgaz piyasasından bahsediliyor. Türkiye’yi gözleyen şirketler arasında, E.ON, RWE, EnBW, Enel, Iberdrola, Verbund, AES, Gazprom, RAO UES, Vattenfall, CEZ ve Prisma International gibi uluslararası enerji devleri yer alıyor. Yabancılar, ortaklıklar kurarak, işbirliğine giderek veya tek başlarına şirket kurarak Türk enerji sektöründe yerlerini alıyorlar.

HES’lerin yapım aşaması
Buradan da dikkat edilebileceği gibi hidroelektrik santraller ile yapılacak elektrik üretim miktarı ve dağıtımdan elde edilecek gelirler önemli bir yer tutmakta. Karadeniz Bölgesi’nde HES’ler daha deneme üretimine geçince bile doğal çevre zarar görmeye başladı. Geçtiğimiz günlerde basına ve kamuoyuna da yansıyan bilgiler HES’lerin yapım aşamasında doğal sonuçların ne olacağını gözler önüne serdi. Rize’de çevrecilerin protestosu ve yargının kararlarına rağmen sayıları her gün artan hidroelektrik santraller, akan dereleri kuruttu. Rize’nin Güneysu ilçesindeki Gürgen, deneme üretimine geçen santral nedeniyle kuruyan ilk dere oldu.

Büyük tepki
Santraldeki deneme üretimiyle birlikte su regülatörlere tünellerle taşındığı için, Başköy ile Güneysu arasındaki 4 kilometre boyunca Gürgen deresi tamamen kurudu. Gürgen vadisine ise bir başka santral inşaatı için yol yapımında çalışan iş makineleri geldi. Derenin susuz kalması ise yöre sakinlerinin tepkisine neden oldu. HES’lerin inşaatı nedeniyle balık çiftlikleri de zarar gördü. Tarım Bakanlığı’ndan izin alıp dere suyuna kullanım bedeli ödeyen balık çiftliklerinin sahipleri dere suyu çekilince balıkların öldüğünü belirtiyorlar. Balık çiftliklerinin sahipleri bu şartlar altında çiftliklerini kapatacaklarını ifade ediyorlar. 

700’e yakın proje...
Karadeniz Bölgesi’nde 700’e yakın HES projesi’nin planlandığı belirtiliyor. Bu projelerden 145’inin yapımının başladığı belirtilirken, bazılarının deneme üretimine geçtiği de kaydediliyor. Bunlara karşı 65 iptal, yürütmeyi durdurma ve ÇED kararının iptali istemiyle dava açıldığı da ifade ediliyor. 29 davada ise mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararı verdiği belirtildi.

Karadeniz’in dağ ve vadileri tehlikede...
Doğu Karadeniz’de yapılacak HES’ler sonucunda ortaya çıkacak doğal zenginlik faturası ise bir hayli kabarık duruyor. Dağların, derin vadilerin yarattığı çok çeşitli iklim şartları ve tabiat örtüsü bölgede yaşam alanı bulmuş durumda. Bu nedenle ortaya çıkan doğal zenginlik tablosu bir hayli büyük. Bölgede 450’si Türkiye genelinde nadir 2 bin 500 bitki türünün varlığı biliniyor. Bunun yanında bölge çok önemli hayvan türlerini de barındırıyor. Tüm bu kendine özgü doğa özellikleriyle dünyada korumada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olarak gösteriliyor. Bütün bunlara ev sahipliği yapan Fırtına, Senoz, Hemşin, İkizdere, Çağlayan gibi derin vadiler. HES’lerin yapım aşamasında bütün bu güzellikler tehdit altına girecek. Dağlar ve vadiler özelliklerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) yönetmeliğinde yapılan değişiklikle 50 megawattan küçük santrallere ÇED Raporu alınması zorunluluğunu kaldıran karar Senoz, Fırtına, Çağlayan, İkizdere ve benzeri konumdaki zengin vadiler için tehdit oluşturuyor.

Dereler kuruyabilir
Doğu Karadeniz dereleri ve içinde bulunduğu alan korunmadığı takdirde: Bölgenin en önemli özelliği olan suyun miktarı ve akış hızı santrallerin yapılması ile kesilip dere yatakları susuz kalabilir veya ekosistemin ihtiyacını karşılayamayacak kadar azalabilir. Suyun yetersizliği ekosistemde diğer canlı türlerini de etkileyecek şekilde zincirleme zararlar oluşturabilir. Yol yapımı ve inşaat faaliyetleri erozyonu ve heyelanları tetikleyebilir, çok sayıda ağacın kesilmesi gerekebilir. Elektrik iletim hattı direkleri çevreye zarar verebilir. Canlı ve cansız tüm varlıkları ile doğal bir peyzaja sahip bölgenin yapısı bozulabilir, bölgenin hızla gelişen ekoturizm potansiyelini olumsuz yönde etkileyebilir. Projeler vadide sosyal yaşam ve kültürel yapıyı etkileyebilir.

‘Satılık derelerimiz yok’
Derelerin Kardeşliği Platformu Başkanı Remzi Kazmaz, Mayıs ayı içerisinde yaptığı açıklamada, hem hukuk mücadelesi vereceklerine dikkat çekmiş, hem de yetkilileri “Ayağınızı denk alın. Bizim satılık deremiz yok. Derelerin özgür akması için hukuk mücadelemizi sürdüreceğiz” diyerek uyarmıştı. Derelerin Kardeşliği Platformu’nun Trabzon, Giresun, Rize ve Artvin temsilcileri, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’nde konuyla ilgili basın toplantısı düzenlemişlerdi. Remzi Kazmaz, toplantıda şunları kaydetmişti: “Bizim peşkeş çekilecek derelerimiz yok. Hukuka inanıyoruz, hukukun üstünlüğüne güveniyoruz. Nasıl Askoroz deresinde yürütmeyi durdurma kararını nasıl aldıysak, başbakanın çocukluğunda yüzdüğü dere olan Dumankaya köyünde turistik Kataraht Gölü’nün bulunduğu dere üzerindeki HES projesinin iptali için de dava açacağız ve kazanacağız. Ucuz şirketlere lisans dağıtan hükümete rağmen adalet buna sessiz kalmadı. Bu lisanslar hangi şirketlere, neden veriliyor? Bu lisanlarla beraber dereler kurutulurken vicdanınız sızlamıyor mu? Bir dava daha açacağız, bir dereyi daha kurtaracağız. Bu dereler tüm canlıların yaşaması için gerekli.” Bugüne kadar birçok HES Projesi’nin iptali için dava açtıklarını da ifade eden Kazmaz, “Bunların önemli bir çoğunluğunu da kazandık” şeklinde konuşmuştu.

‘Mücadelemiz sürecek’
Derelerin Kardeşliği Platformu Dönem Sözcüsü Ömer Şan ise, AKP iktidarını uyararak, şunları belirtmişti: “Bölge halkı olarak Fındıklı, Çayeli Senoz ve İkizdere’de başlatarak Salarha ve Güneysu’da Artvin’de sürdürdüğümüz hukuksal mücadelelerde önemli sonuçlar elde ettik. Mahkeme süreçlerinde almış olduğumuz, ‘yürütmeyi durdurma ve iptal’ kararlarına karşın, özellikle Senoz Vadisi ile İkizdere’de, bu yargı kararlarına uyulmamış, ilgili ve yetkili kurum ve kuruluşlarca bu yargı kararları uygulanmamış - uygulatılmamış ve HES yapımcı firmaları çalışmalarını sürdürmüştür. Ama bu duyarsızlıklar karşısında Güneysulu yurttaşlarımız Başbakan Erdoğan’ın küçüklüğünde yüzdüğü özellikle de Katanahte gölü ve şelalesi ile Başbakan’ın derelerinin kurutulmasına ve satılmasına izin vermeyeceğiz” Ömer Şan, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, işletmede bulunan, inşa ve proje aşamasında olan ve de yapılması planlanan HES sayısının 700’ü bulduğunu belirterek, “Bunlardan 169’u Trabzon’da, 90’ı Rize’de, 138’i Artvin’de, 82’si Giresun’da olmak üzere diğer HES projeleri ise Erzurum’un Doğu Karadeniz’e yakın İspir ve Tortum gibi ilçeleri ile Gümüşhane, Bayburt, Ordu, Samsun, Amasya, Tokat, Sinop ve Çorum’da bulunmaktadır. DSİ verilerine göre, inşa halindeki 138 HES’ten 41’i Trabzon’da, 25’i Artvin’de 23’ü Rize’de, 12’si ise Giresun’da bulunuyor” diye konuşmuştu.

 Yarın: DOĞAL KAYNAKLARIMIZ YABANCILARA MI GİDİYOR?

---------------------------------------------------------------------------------------
Yasal Uyarı:
Yayınlanan araştırma yazısı/haberin tüm hakları Yeniçağ Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş'ye aittir. Kaynak gösterilse dahi araştırma yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan araştırma yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın

İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.