Yeni Çağ Gazetesi

MORTİDO

10 Eylül 2018 Pazartesi 00:00

Mortido yani "yok etme enerjisi."

Psikanalizin (psiko-analizin) kullandığı bu kavramı geçen hafta Medyaradar internet sitesinde okuduğum bir haberle hatırladım.

***

Aynı mahallenin iki insanından Nagehan Alçı, "Medya bitti" diyen Cem Küçük'ü eleştiriyordu:

"Kendisi son birkaç senedir bizim sektörün biçerdöver makinası görevi görmedi mi? Onun ısrarıyla kaç kişi medyadan tasfiye olmadı mı? Kovdurduğu kimi yazarlar ayrı gazete kurmak durumunda kalmadı mı? Birçok köşe yazarı üzerinde kendi sert milliyetçi-muhafazakâr görüşleri ekseninde bir manevi terör havası estirmedi mi? Kendisinin basın camiasında yarattığı tedirginliğin, köşe yazarları ve yorumcuların, Küçük'ün tabiriyle 'yaşayan ölü' durumuna gelmesinde bir payı yok mu? Yani ortalığı çöle çeviren biri, şimdi çıkmış kuraklıktan şikâyet ediyor. Pes doğrusu."

"Kötülük İçten mi Gelir, Sonradan mı Öğrenilir?"

Temmuz ayında bir izleyicim gönderdiği e-postada soruyordu:

"Kötülük nedir? İçten mi gelir sonradan mı öğrenilir? O kızlar küçücük hayatlarında ne görmüşler de böyle zalim olmuşlar. Arkadaşlarını yaralamak onları daha mı güçlü hissettiriyor?"

"O kızlar" dediği, sahilde oynarken ikisinin üçüncüye psikolojik eziyet ettiği 5-6 yaşlarındaki çocuklar idi.

Sonra, yanıtını bulmuştu:

"Bunun psikolojide bir adı varmış: Akran zorbalığı. Ergenlikte akranlarını intihara sürükleyebilecek kadar acımasızlaşabiliyorlarmış. Dünyayı yöneten, savaşlar çıkaran insanlar çocukluklarında da böyle miydiler? Compositio'da kötülük problemine cevap aramışsınız.  Zekâ, doğaya uyum sağlama kabiliyetiyse eğer benim kötülük zannettiğim şey zekâ mı yoksa? Kötülük dediğimiz şey hayatta kalma mücadelesi mi?"

Yok Etme Enerjisi

Benim yanıtım şu: Kötülük hem "içten gelir", hem de sonradan "öğrenilir."

İçten gelen, mayamızda bulunan kötülüğü "bastırdığımız" zaman, bir süper-ego yani "üst-benlik" geliştirdiğimiz zaman insan oluyoruz.

Doğuştan gelen bu kötülüğün adı mortido.

Mortido yıkma, yaralama, yok etme ve ayırma ile giderilen enerji gerilimleri demek.

Ölüm ve öldürme içgüdüsünün enerjisi demek.

Erişkinde en büyük doyumu, cinayet ya da intiharla elde ettiği ifade ediliyor.

Hedefinin ise, bireyin kendisini korumak olduğu yazılıyor psikoloji literatüründe.

Kabil İçgüdüsü

Üst-benliğini geliştirememiş "bencil bireyin" kendisini koruyacak diye "öteki" bireyleri ve dolayısıyla toplumu yok etmesi düşünülemez.

Ben bunu, kardeşi Habil'i öldürerek "ilk katil" unvanı kazanan Kabil'den yola çıkarak, cinayetlerin arketipi (ilk hali) olması nedeniyle "Kabil içgüdüsü" olarak adlandırıyorum.

Ne yazık ki "Kabil içgüdüsünü", yıkma, yaralama, yok etme, ölme ve öldürme içgüdüsü enerjisini fiziksel olduğu kadar manevi, mesleki, siyasal ya da düşünsel alanlarda da görüyoruz.

***

Tüm kötülüklerin kaydedilip, "öte" dünyada hesabının tek tek sorulması ne kadar zahmetli ve yorucu olsa gerek.

"İnsan" olmak zor ama, galiba, "Tanrı" olmak daha zor iş!

Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları

17 Eylül 2018 Pazartesi 00:00

Akıl temizleyici

03 Eylül 2018 Pazartesi 00:00

Törenler ve kolektif bellek

27 Ağustos 2018 Pazartesi 00:00

Bizi "Biz" yapan hikâyeler

20 Ağustos 2018 Pazartesi 00:00

Bilincimiz bize mi ait?

13 Ağustos 2018 Pazartesi 00:00

Benlik savaşları