Modern Müslümanlar...

A+A-
Ahmet SEVGİ

Hayreddin Karaman’ı ilk defa 1976 yazında Çorum’da verdiği bir konferansta görmüştüm. Kendisi o zaman  “telfik” i (Bir iş veya bir ibadeti yaparken dört mezhebin kolaylıklarını toplama) savunuyordu. Konuşmasının sonuna doğru dinleyicilerden bazılarının  “Böyle bir hareketin beşinci bir mezhep kurma demek olduğunu”  söyleyerek tepki göstermeleri üzerine hoca kızmış ve “Evet, beşinci mezhebi kuruyorum, adı da Karamanî Mezhebi”  deyip kürsüden inmişti. O yıllarda hocanın hazırladığı  “Modern Problemler Karşısında İslâm Hukuku”  adlı eseri okumuş ve  “İslâm; amel, itikat ve ibadet konuları yanında cemiyet hayatını hedef alan hükümler de getirmiştir. İslâm’ın bu cephesini yok saymak onu esas gayesine ulaşmaktan alıkoyar”  cümleleriyle başlayan bir de yazı yazmıştım...
İstanbul Büyükşehir Kültür A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan’ın verdiği bir yemeğe katılan Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın, gazeteci Taha Akyol’un:  “Kendinizi nasıl tanımlarsınız, modernist Müslüman mı?”  sorusuna  “Ben ’ist’ten hoşlanmam, ’modern Müslüman’ diyebilirsiniz” cevabı verdiğini gazetede okuyunca yukarıdaki hatıralarım canlandı gözümün önünde...
“İslâm hukuku alanında belki dünyadaki en büyük birkaç isimden biri”  diye takdim edilen Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın kendini  “modern Müslüman”  olarak tarif etmesine üzüldüm.
Günümüz Müslümanlarının modernleşmek adına İslâm’ı kendilerine uydurmaya çalıştıkları bir dönemde önemli bir İslâm hukuku bilgininin  “modern Müslüman”  olduğunu söylemesi isabetli bir yaklaşım olmamıştır.
İster kabul edelim ister etmeyelim, bugün din dünyevileşmiştir. Beş yıldızlı otellerde, katlarda, yatlarda hatta plajlarda modern kılıklı dünyaperest Müslüman tiplerin boy gösterdiği bir dönemde, İslâm hukuku alanında isim yapmış birinin  “modern Müslüman’ım”  diye ortaya çıkması İslâm’ın ruhuna uymaz...
 “Ne yani, Müslüman zengin olamaz mı? Onun plaja gitme hakkı yok mu? Yat veya lüks cip sahibi olmak için illa da gayrimüslim mi olmak lazım?” .. gibilerden muhatabı ilzam edici sorular samimiyetsizliğin işaretidir. İslâm’da refahın taban ve tavanı doğru orantılı olmak durumundadır. Yani tabanın refahı nispetinde tavanın refahı artmalıdır. Yüz binlerin çöpten topladıklarıyla geçindiği yahut televizyonlarda 13 yaşında bir kız çocuğunun düğünlerde şarkı söyleyerek ailesini geçindirmeye çalıştığına dair haberlerin yayınlandığı bir ülkede, yatlarda sakalları sıvazlamakla veya plajlarda haşemalı pozlar vermekle hakiki Müslüman olunamayacağını bilmeyenler lütfen İslâm adına konuşmasınlar.
Hani  “Komşusu açken tok yatan bizden değil” di. Nerede kaldı  “Müminler tek bir vücut gibidirler. Bir uzvun şikâyeti üzerine, öteki âzâlar ona yardıma koşarlar”  buyruğu...  “Mümin mümine karşı, ayakta duran binanın birbirine yaslanan duvarları gibidir.”  sözünün hükmü -hâşâ- kalktı mı?..
Fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olduğu sistemin adı kapitalizmdir. Müslüman kapitalist olabilir mi? Modernliğin olduğu yerde ihlâs ve samimiyetin zayıflayacağını Hayreddin Karaman bilmezse başka kim bilecek? Heyhât!..
“Müslümanlık”  denilen rûh-i İlâhî arasak
“Müslüman’ız”  diyen insân yığınından ne uzak. (Mehmet Akif)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları