"Monşer diplomasisi" - "Kasımpaşa diplomasisi"

Altemur KILIÇ

“İzzetlu, dirayetlu ve de basiretlü”  Başbakanımız, “Gazze” derken, tam “gaza” geldi, coştukça coşuyor ve her zaman olduğu gibi, sözlerinin ucunun nereye, nerelere varacağını fark edemiyor ve fazla konuştukça da çok yanılıyor!
“Mavi Marmara” olayından sonraki gelişmeler üzerine, Türkiye’nin dış politikasında, “eksen kayması” olduğunu söylemelerine karşı: diplomatlarımıza, avam ağzıyla, “Monşerler” demiş... Başbakana göre, Türkiye’nin kendi iktidarları döneminde salon diplomasisini bırakıp, onurlu dış politika dönemine geçmiş! Diyor ki:  “Zaten sizin o diplomasiniz, masa diplomasisi” “ülkemi” bu hale soktu... Maalesef Türkiye’yi bu hale getirdiler. O diploması artık tarihe kavuştu. Şahsiyetli, onurlu dış politika dönemini biz başlattık.”
Erdoğan Dolmabahçe sarayındaki ofisinde, herhalde, Osmanlı Devletini batıran diplomasinin özlemini duyuyor... Kanuni’yi hatırlatmış ama herhalde yabancılara zebun olan, eski, güya diplomatları, sözde devlet adamlarını bilmiyor. Osmanlı diplomatlarının, Rusya ıle imzaladıkları teslimiyet anlaşmasını “Ayastonafos”, Yeşilköy anlaşmasını... Mondros mütarekesini ve Sevr antlaşmasını da, ya bilmiyor ya da, hatırlanıyor.  “Onursuz” dediği, acaba Lozan antlaşması mı?
Onurlu olan Brüksel’ken gidip AB’den talimat Washington’a gidip Obama’dan icazet almak mı?
Erdoğan, Osmanlıdaki Hariciye işlerini tedvir eden “Reis-ül Küttab” olmayı mı istiyor ve Dışişleri Bakanlığını, o zamanki gibi, kendi sözlerini yabancı dillere çevirecek, bir tercüme bürosu haline getirmek mi ister? Başbakana kalsa herhalde TC Dışişleri Bakanlığını kaldıracak, bugünkü diplomatların, tümüne yol verecek. Yerlerine, kendi yandaşlarını, yanaşmalarını,  Egemen Bağışları, Babacanları vs. koyacak. Ve dışişlerini, diplomasiyi ne güzel idare edecek!
Fakat kendi diplomatlarımızı avamın ağzıyla “Monşerler” diye aşağılamak, TC’nin, diplomasi tarihine , “omursuz” demek bir TC Başbakanını ağzına hiç yakışmadı... Daha ötesi bunu söylemeye hem bilgisi yetmez hem de hiç hakkı yok!
Diplomatların kaderi
Sadece Türkiye’ye özgü değil, bütün ülkelerde diplomatlar hususunda bir karmaşıklık vardır. Mesela Amerıka’da diplomatlara, “gömleklere tıkılmış boş adamlar” anlamında “stuff shirts” veya “cooky pushers”, “kurabiyeciler” derler... De Gaulle’ün Churchıll’in vb diplomatları hor gören onlarca sözleri vardı, ne var ki, hepsi “Diplomasinin bittiği yerde, savaşın başlayacağını”  bilmişler, diplomatlarının başarılarını inkâr etmemişler. Ve herhalde onlara toptan “onursuz” dememişlerdi!
 Erdoğan’a göre, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki  “onursuz diplomasi”, Atatürk ve İnönü dönemlerini de kapsıyor. Ama İsmet Paşa’ya “Hitler” tarizi malum... Başbakanın, aslında, Mustafa Kemal’in her alanda olduğu gibi, “dış politikadaki” başarıları hakkında da, bilgisinin ve duyarlılığının olmadığı, mâlumdan malumdur! Cumhuriyetin o dönemlerdeki başarıları Atatürk’ün dehası, İsnat Paşa’nın kıvrak zekâsıyla elde edilmişti ve bu başarılarda Türk diplomatlarının payları, asla inkâr edilemez... Sonraki dönelerde de, diplomatlarımız, yabancıların gıpta edecekleri kadar yetenekli ve başarılı olmuşlardı! ... Dışişleri Bakanlığı, daima ülkenin en saygın kurumlarından biri olmuştu. Ve herhalde, Türkiye’yi onlar bu “hallere” getirmediler... O “haller”, asıl 2002’den sonra başladı ve devam ediyor! Dışişleri Bakanlığı da, bu dönemde, eski düzenini kaybetmekte!...
Ben uzun süre diplomatlarla birlikte, hizmet verdim hatta bir ara, Orta Elçi unvanıyla, aralarına da girdim... Genelde, diplomatlarınız,  “dışarıya kız vermedikleri”  gibi, “dışarıdan gelenleri”  pek kabul etmezler... Sonunda bana alıştılar, ama bazılarından çok çekmiştim!
Son tahlilde, bugünkü diplomatlarımızın büyük çoğunluğu, aldıkları maaşı hak eden, dürüst yabancıların saygısını kazanmış ve gıpta ettikleri vatansever, “Türk” memurlarıdır.
Ancak bu ülkeyi idare etmek Kasımpaşa takımında santrfor oynamaya, dışişleri, top koşturmaya, açılımla sahaya inmeye ve çalım yapmaya benzemez.
Eksen
Oktay Gönensin “Dış politikada Eksen Kayması var” diyor. Allah aşkınıza artık “eksen” mi kaldı. Pusulanın ibresi, zamana ve zemine göre, fırıl fırıl dönüyor ama kıblesi “mâlum” Şarkı  gösteriyor!
Bir Türk Başbakanı, “Türk kanıyla,  Arap kanı aynıdır”  demişse gerisini siz düşünün! ...Türk Mehmetçikleri, Sina çöllerinde, sırtlarından, Arap hançerleriyle vuruldular, öldüler... Kanları hâlâ yerlerde!  Ve Başbakan şimdi  “nutuklar” söylüyor!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş