Muammer Aksoy Hoca ve petrol

A+A-
Behiç KILIÇ

Abdi ve İpekçi gibi Profesör Doktor Muammer Aksoy’u da bu Ocak günlerinde kaybetmiştik..
31 Ocak 1990’da evinin önünde kurşunlanmıştı, Muammer Aksoy..
Kimdi bu ülkenin değerli aydını önce onu hatırlayalım. Hukukçu ve siyaset adamı... 1961 Anayasası’nı hazırlayan komisyonun sözcüsü... Milletvekili Numan Aksoy’un oğlu... 1939’da Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi... Türk Hukuk Kurumu Başkanı ve yazar.
Prof. Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 akşamı, Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Polis yetkililerinin “çok profesyonelce” olarak nitelendirdikleri saldırının gerçek failleri belirlenemedi. Yapılan araştırma sonucu eylemde kullanılan silahın türü belirlendi ve daha önce herhangi bir eylemde kullanılmadığı tespit edildi.
Yeniçağ’ın değerli mensubu gazeteci arkadaşımız Macit Soydan’ın, Aksoy Hoca ile ilgili önemli bir araştırma yazısı vardır. Bu yazıyı da burada yeniden hatırlayalım:
“Yıllardır, Türkiye’nin petrol politikasıyla ilgili ciddi araştırmalar yapıldı. Ancak petrolde millî politikaları savunan birçok önemli isim, karanlık cinayete kurban gitti.
İlk olarak akla gelen, Prof. Dr. Muammer Aksoy... Aksoy’un petrole ilgisinin başlangıç tarihi 1943’lere dayanıyor.
O tarihlerde doktora yapmak için Zürih’e giden Aksoy, ileride Enerji Bakanı olacak İhsan Topaloğlu ile tanıştı.
Topaloğlu, Hakan Yılmaz Çebi ile yaptığı bir röportajda o günleri şöyle anlatıyor:
“Muammer Aksoy’u 1943 yılında, Zürih’te okurken, o da doktora yapmaya gelmişti, tanıştık ve dost olduk. 1959 yılında yapılan anlaşmalarla, 1961’de Kalteks’le yapılan anlaşmalarla İPRAŞ Rafinerisi kuruldu.
Yüzde 51’i TPAO’nun, yüzde 49’u CARTES’in, bunun yanında ATAŞ Rafinerisi kurulmuştu. ATAŞ’taki ortaklar da Shell, Mobil ve BP yanında CARTEKS’ten oluşuyordu.
1962’de ATAŞ Rafinerisi faaliyete geçti, İPRAŞ’tan birkaç ay sonra. Bunlar petrol ithal ederek çalışacak rafinerilerdi. Halbuki Türkiye Petrolleri’nin Batman’da bir rafinerisi vardı, bu rafineri yerli hammadde kullanıyordu. Rafinerinin kapasitesi 500 milyon tondu, o zaman için ülkenin ihtiyacı ise 2.5 milyon tondu. 2 milyonluk bir açık olmasına rağmen, yine de çıkarılan mevcut petrolü yabancı şirketler ihraç etmemizi istiyorlardı. Aramızda çıkan bu münakaşalar sonrası ben mevzuyu bilen iyi bir hukukçu aradım.
Memlekette bu konuyu bilen hukukçuların çoğu yabancı şirketlerin müşavirleriydi. Tam o günlerde ne yapacağımı düşünürken, Muammer Aksoy beni ziyarete geldi. Kendisine mevcut problemleri anlatınca verdiğim dosyaları incelemek üzere gitti. Ertesi gün haklı olduğumu söyleyerek, ‘bu işi vatan meselesi addettiğinden’ ücretsiz yapacağını söyledi.
Ya sonra?..
Muammer Aksoy, İhsan Topaloğlu’nun talebi ve kendi arzusu üzerine, petrol konusunun içinde buluyor kendini. Bir çok makale ve aynı zamanda kitaplar yazıyor!.. Hatta, şu an gündemde olan yeni Türk Petrol Kanunu’nun 80’li yılların sonunda da gündeme geldiği ve bu yasaya Aksoy’un çok sert eleştirileri olduğu da dile getiriliyor.
Ne ilginçtir ki; Aksoy, 31 Ocak 1990 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybediyor!..

Yazarın Diğer Yazıları