Müebbetli “ayı” mücadelesi ve İsveç!..

A+A-
Behiç KILIÇ

İsveç’teki malum oylama sonrası,“oradan” Mehmet Kaplan adlı parlamentere yönelik eleştirilerin “haksız” olduğundan bahisle bu kişiyi savunan mektuplar almıştım... Bu sefer onu da eleştiren mektuplar geldi... Doğruya ulaşmak için bunlardan birini de yayınlayalım (kısaltarak).
 “Merhaba Behiç Bey;
İsveç’te yapılan soykırım oylaması hakkında yazmış olduğunuz doğru tespitlerden dolayı sizi tebrik ederiz. Ne var ki bu oylamada asıl kızılması gereken Türkiye kökenli milletvekilleri değil, oylamaya katılmayarak tasarının geçmesine sebep olan Yeşiller Partisi milletvekili Mehmet Kaplan olduğunu düşünüyoruz.
Mehmet Kaplan, tasarı aleyhinde
konuşma yapmasına rağmen, parti kararına uyarak tasarı aleyhinde oy vermemiştir. Kaplan’ın aleyhte yapmış olduğu konuşma sözde soykırımı inkar şeklinde değil, (Türkiye’deki) varolan hükümet ile soykırım tabusunun yıkıldığı ve artık gerçeklerin daha rahat tartışıldığı yönündedir. Kaplan, 21 Mart 2010 Pazar günü, alınan kararı kınayan gösteriye katılmayarak önceki duruşundan geri adım atmamıştır.
Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı iken, herhangi bir sıfatı olmamasına rağmen Mehmet Kaplan ile görüşmüş ve kendisi Gül’ün çevirmenliğini yapmıştır. Kaplan, AKP’nin üst düzey yetkilileri ile sürekli olarak dirsek temasında bulunmuştur. Kaplan, 2006’da milletvekili seçildiği zaman onu ilk tebrik eden Abdullah Gül ve Erdoğan olmuştur.
2007 tarihli Vikipedya ansiklopesi kayıtlarına göre Kaplan, Ermeni kökenli İsveçli milletvekilidir. Bu bilgi aradan 3 yıl geçmesine rağmen değiştirilmemiştir.
Kaplan, geçtiğimiz yıl Şahin Alpay adlı yazarın İsveç Meclisi’nde Ordu aleyhtarı ve Ergenekon içerikli konuşmasının çevirmenliğini yapmış ve bu toplantının eşgüdümlenmesinde yer almıştır.
Mehmet Kaplan hakkında çıkan Ermeni söylentilerinin bu son oylamada gerçekliği görülmüştür. Türkiye’de gizli bir Ermeni yapılanması olduğundan söz edilebilir mi?
Türkiye’de malum  cephenin sözde soykırımı tanıma yönünde yavaş yavaş halkı hazırlamaya çalışacağı yakın zamanda göreceğimiz ihanetlerden biri olabilir. Lütfen işin bu yönünü de ele alınız.
Başarılar...”
Sonuç... Değerli büyüklerimiz bu kadar yakınlarındaki bu kişiye bir soru sordular mı acaba?!
Sayın Çetinkaya şöyle diyor, “Bolu’nun Gölcük bölgesindeki bir restoranın çalışanları, akşamları yiyecek bulmak için işletmenin önüne kadar gelen ayılara karşı av tüfeğiyle nöbet tutuyor. Ayılar  çöp konteynerlerini kontrol ediyor, yine bahçedeki havuzda bulunan alabalıkları yemeye çalışıyor.
Restoran sorumlusu, ‘2 yıl önce bir ayı geliyordu, şimdi sayıları 4’e çıktı. Ayılardan korunmak için 4 köpek aldık’ dedi.
 Ayı vurmanın cezası 18 bin TL. Gürültü yapılarak bölgeden uzaklaştırılmaları gerek..
Tıpkı Türkiye’nin durumu gibi değil mi?
Türkiye’ye musallat olan ayılara karşı nöbet tutmanın cezası müebbede kadar gidiyor. Ayı vuranın ise vay haline!
 Van’daki Nevruz gösterileri sırasında “İşgalci TC Kürdistan’dan defol” diye pankart açılmasına ne diyeceğiz? Van veya Doğu’daki bir toprak, tarihin hangi döneminde Kürdistan olmuş ki Türkiye orada işgalci sayılsın?
İşte açılım dedikleri böyle bir şey! Ayılar şehre inmiş, kimsenin sesi çıkmıyor, kendi tedbirinizi almaya kalksanız suçlu duruma düşüyorsunuz? Yasalar ayıdan yana sanki!”

Yazarın Diğer Yazıları