Muhalefet partileri kimin kontrolünde?

İsrafil K.KUMBASAR

Harbi demokrasi ile yönetilen ülkelerde, olmazsa olmaz kurumlar siyasi partilerdir.
Partiler, ‘kendi ideolojilerini’ hayatiyete geçirebilmek için öncelikle ‘iktidara’ aday olurlar, eğer toplumdan ‘iktidar’ yetkisi alamazlarsa ’muhalefet’görevini üstlenirler.
Muhalefet partileri, ülke yönetiminde çok önemli bir ‘denge’ fonksiyonu icra ederler.
İktidar partisinin ‘hak’, ‘hukuk’, ‘adalet’ çerçevesinin dışına çıkmaması için etkin bir ’denetim’ mekanizması oluştururlar.
‘Yanlışlıkların’, ’haksızlıkların’, ‘yolsuzlukların’ önüne geçebilmek için meydanları bir ‘baskı aracı’ olarak kullanırlar.
Arkalarındaki ‘halk desteğine’ güvenerek ‘diktatörlük’ peşinde koşan liderlerin önünde aşılmaz bir ‘barikat’ oluştururlar.
Peki, Türkiye’de görevini gereği gibi ifa edebilen böyle bir muhalefet var mı?

 

***

 


Bir partinin ‘muhalefet’ görevini gereği gibi icra edebilmesi için her şeyden önce o partinin kendine özgü bir ‘kimliği’, ‘ideolojisi’ ve ‘duruşu’ olmalıdır.
Lafla yürütülmek istenen peynir gemilerini bir kenara bırakırsak eğer, bir partiyi diğer partilerden ayıran en belirgin unsurun ‘parti programı’ olduğu söylenebilir.
En irisinden, en ufağına kadar bütün partilerin programlarını alıp şöyle bir inceleyin, bakalım aralarında ciddi anlamda ‘herhangi bir fark’ görebilecek misiniz?
Göremeyeceksiniz, hatta günümüzün moda deyimi ile sanki ‘copy-past’ yöntemiyle hazırlanmış gibi, kullanılan cümlelerin, ifadelerin, kavramların bile nasıl ‘birbirlerinin aynısı’ olduğunu fark edip hayrete düşeceksiniz.
Madem ki, diğerlerinden herhangi bir farkları yok, o halde bu partiler niçin varlar?

 

***

 


Siyaset sahnesindeki irili ufaklı birçok parti, ne yazık ki ‘yönetme’ gayesinden çok bir ’rantiye’ veyahut ’arpalık’ fonksiyonu icra ederler.
Başlangıçta iyi niyetle yola çıkıp kendilerine ‘büyük hedefler’ belirleyenler bile, ‘sistemin’ çarkları arasında yontula yontula gün gelir ‘genel başkan’ ve çevresine ‘doğal yaşamı alanı’ sağlayan birer ‘aile şirketine’ dönüşürler.
O yüzdendir ki, ‘birbirinden tamamen farklı’ gibi görünen birçok parti, kritik anlarda bir de bakarsınız ki, iktidar partisinin kuyruğuna takılıp birer ‘koltuk değneği’ haline gelivermiştir.
Varlıkları ile yoklukları belli olmayan bu partiler, seçim dönemlerinde ortaya çıkıp iktidara alternatif partiler ile ‘ittifak’ arayışına girerler, olmadı ‘bir iki ihaleye’ veya ‘bir iki yönetim kurulu üyeliğine’ tav olurlar.

 

***

 


Bir muhalefet partisinin, kendi siyasi görüşü çerçevesinde kurulu sisteme alternatif ‘planlar’, ‘projeler’, ‘çözüm yolları’ geliştirmeye çalışan mensuplarına sahip çıkıp önlerini açması gerekmez mi?
Ama tam aksine, iktidarın tedavüle soktuğu politikalar karşısında farklı arayışlara giren her kim varsa susturuyorlar, itibarsızlaştırıyorlar; olmadı ‘ajan’, ‘provokatör’, ‘hain’ ilan ederek dışlıyorlar.
Bir iktidar partisi ‘sıkıntıya’ girince, muhalefet partilerinin zil takıp oynamasalar bile, en azından ‘göreve talip’ oldukları yönünde mesajlar vermeleri gerekmez mi?
Neden onlardan böyle bir talep yok?
Acaba muhalefet, ‘başka bir sebep’ yoksa eğer, siyaset arenasında ‘dengeler’ değişir de hiç hesapta yokken kendilerine ‘hükümette yer alma’ gibi bir sorumluluk yüklenir korkusu içinde mi?

 

***

 


Her türlü çetrefilli soruyu aklımıza getiririz, ama her nedense şu sorunun cevabını aramaktan özenle kaçınırız:
Bir ülkede ‘iktidarı’ belirleyen güçler, ileride o iktidarın karşısında ‘alternatif’ veya ‘ayak bağı’ olabilecek ‘muhalefeti’ başıboş bırakırlar mı hiç?
Ne tür bir ‘muamma’ ile karşı karşıyayız, anlayamadık gitti vesselam.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş