Muhalefet zaten ele geçirilmiş olmasın?

İsrafil K.KUMBASAR

Kayıtsız şartsız 'demokrasi' ile yönetilen ülkelerde, olmazsa olmaz kabul edilen en önemli unsur siyasi partilerdir.

Partiler, 'kendi programlarını' uygulamaya geçirebilmek için öncelikle 'tek başına iktidar' adayı olurlar, eğer yetki alamazlarsa 'iktidar ortağı' olmaya çalışırlar, olmadı 'etkin muhalefet' görevini üstlenirler.

Muhalefet partileri, ülke yönetiminde çok önemli bir 'denge' fonksiyonu icra ederler.

İktidar partisinin icraatlarını sürdürürken 'hak', 'hukuk', 'adalet' çerçevesinin dışına çıkmaması için önleyici bir 'denetim mekanizması' oluştururlar.

'Yanlışlıkların' karşısına dikilebilmek, 'yolsuzlukların' önüne geçebilmek için meydanları bir 'baskı aracı' olarak kullanırlar.

Arkalarındaki 'çoğunluk desteğine' güvenerek 'diktatörlük' peşinde koşmaya kalkışanların önünde aşılmaz bir 'barikat' haline gelirler.

Peki, Türkiye'de görevini gereği gibi ifa edebilen böyle bir muhalefet var mı?

+   +   +

Bir partinin toplumun kendisine yüklediği 'muhalefet' görevini adam gibi icra edebilmesi için her şeyden önce o partinin 'iktidardan' tamamen farklı, kendine has bir 'kimliği', 'ideolojisi', 'duruşu' ve 'üslubu' olmalıdır.

Esen rüzgara göre değişen 'günü kurtarmaya' yönelik 'pragmatik' eylemleri, 'hamaset' söylemleri bir kenara bırakırsak eğer, bir partiyi diğer partilerden ayıran en belirgin unsurun 'parti programı' olduğu söylenebilir.

En irisinden, en ufağına kadar bütün partilerin programlarını alıp şöyle bir inceleyin, bakalım aralarında ciddi anlamda 'herhangi bir fark' görebilecek misiniz?

Göremeyeceksiniz, hatta günümüzün moda deyimi ile sanki 'copy-past' yöntemiyle hazırlanmış gibi, kullanılan cümlelerin, ifadelerin, kavramların bile nasıl 'birbirlerinin aynısı' olduğunu fark edip hayrete düşeceksiniz.

Madem ki diğerlerinden 'herhangi bir farkları' yok, o halde bu partiler niçin varlar?

+   +   +

Siyaset sahnesinde kendilerine yer bulan irili ufaklı birçok parti, ne yazık ki 'yönetme' gayesinden daha çok 'rantiye' veya 'arpalık' fonksiyonu icra ederler.

Başlangıçta iyi niyetle yola çıkıp kendilerine 'büyük hedefler' belirleyenler bile, zaman içerisinde 'sistemin' çarkları arasında yontula yontula gün gelir 'genel başkan' ve varlıklarını onun varlığına endeksleyen bir avuç çıkar şebekesine 'doğal yaşamı alanı' sağlayan birer 'aile şirketine' dönüşürler.

O yüzdendir ki, normal zamanlarda 'birbirinden tamamen farklı' gibi görünen birçok muhalefet partisi, kritik anlarda bir de bakarsınız ki iktidar partisinin kuyruğuna takılıp birer 'koltuk değneği' haline gelivermiştir.

Varlıkları ile yoklukları belli olmayan bu partiler, seçim dönemlerinde ortaya çıkıp iktidara alternatif partiler ile 'ittifak' arayışına girerler, olmadı 'bir iki ihaleye' veya 'bir iki yönetim kurulu üyeliğine' tav olurlar.

+   +   +

Bir muhalefet partisinin, kendi siyasi görüşü çerçevesinde mevcut sisteme alternatif olabilecek 'planlar', 'projeler', 'çözüm yolları' geliştirmeye çalışan mensuplarına sahip çıkıp önlerini açması gerekmez mi?

Ama tam aksine, sistemin dikte ettirmeye çalıştığı politikalar karşısında 'farklı arayışlara' giren her kim varsa ya susturuluyor, ya itibarsızlaştırılıyor; olmadı 'ajan', 'provokatör', 'hırsız', 'truva atı', 'hain' ilan edilerek dışlanıyor.

Bir iktidar partisi 'sıkıntıya' girince, muhalefet partilerinin zil takıp oynamasalar bile en azından 'iktidarı üstlenmeye hazır oldukları' yönünde toplumu inandıracak hamleler yapmaları gerekmez mi?

Peki neden böyle bir irade ortada yok?

Acaba muhalefet partileri, 'başka bir sebep' yoksa eğer, arada bir 'biriken gazı' alıp yan gelip yatmak varken, hiç hesapta yokken 'sorumluluk alma' gibi bir risk ile karşı karşıya kalırlar korkusu içerisindeler mi?

+   +   +

'Muhalefet' etme adına türlü çetrefilli soruyu aklımıza getiririz, ama her nedense şu sorunun cevabını aramaktan özenle kaçınırız:

Bir ülkede 'iktidarı' belirleme kudretine sahip olan güç odakları, ileride o iktidarın karşısına 'alternatif' olarak çıkabilecek veya yaptıklarına 'ayak bağı' olabilecek 'muhalefeti' başıboş bırakırlar mı hiç?

Başı sıkıştığı her an 'hızır gibi' iktidarın imdadına yetiştikleri halde 'ele geçirilme' palavralarına muhatap olan partiler, 'çoktan ele geçirilmiş' olmasın sakın?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş