Muhsin Başkan

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Birkaç gün önce beraberdik. Seçim çalışmalarını anlatırken Kahramanmaraş, Yozgat ve Sivas’taki mitinglere davet etti beni. Sevdiklerine asla hayır diyemeyen Muhsin Başkan’a Avrasya Televizyonu’ndaki programım sebebiyle gelemeyeceğimi söylerken çok üzülmüştüm.
İnandığı gibi yaşayan, iman ettiği kadere kayıtsız şartsız teslim olan Yazıcıoğlu ile o helikopterde ben de olacaktım. Düştüğünü öğrendiğim andan itibaren girdiğim şoktan kurtulmuş değilim. Ameliyatına ziyarete gelip dua ederek moral verdiği kızım Aybike bu defa bana destek oluyor. “Muhsin Amca’ya bir şey olmaz” diyorsa da yüreğim kanıyor. Türkiye’nin en önemli gençlik önderine, siyaset adamına halen ulaşılmaması aklımı karıştırıyor. Lafa gelince Türkiye’nin muz cumhuriyeti olmadığını söyleyenlerin düşen helikoptere aradan 21 saat geçmesine rağmen ulaşamaması ne kadar inandırıcı olabilir.
İnsanların yatak odalarını dahi dinleyebilen, kapalı olmasına rağmen telefonları dinleyebilen ünlü sistemlere ne oldu? Hangi saatte nereden sinyal verdiğini anında tespit eden teknoloji sadece bazı davalardaki tele kulakta mı kullanılıyor? Bu ülkenin siyasilerini, generallerini dinleyenlerin Yazıcıoğlu’nun yerini tespit edememesi insanın aklına başka şeyler getirmez mi?
Bolu Dağı’nda kaybolan Amerikalılara, Ağrı’daki dağcılara birkaç saat içinde ulaşabilenlerin Yazıcıoğlu’nun helikopterini bulamayışına kendi adıma anlam veremiyorum. Bu arada helikopterde sinyal veren cihazın olmadığını açıklayan hükümet yetkililerinin pişkinliğine de canım sıkılıyor. Öyleyse böylesi helikopter ve uçakların uçuşuna niçin izin veriyorsunuz? Bunun sorumluları bir başka ülkede olsa derhal istifa etmez miydi? Hükümetler yıkılmaz mıydı?
Seçim öncesi sandık rantı peşinde olanların sığındığı hava şartlarının olumsuzluğu bahanesine de dişlerimi sıkıyorum. Yıllar önce kutuplarda sıkışan balinaların nasıl kurtarıldığını televizyon ekranlarında seyredenler kar yağışı ve sis yüzünden bulunamayışına gülüp geçmezler mi?
Vay be... Ateşten günlerde vızır vızır geçen kurşunlardan, mısır gibi patlayan bombalardan kurtulup, insanlık dışı işkencelere direnen, mahpus hücrelerinin eğilmeyen Muhsin Başkan’ın sesi bir helikopterde mi kesildi ha?
Dünyanın en ücra köşesindeki Türk’ün ve mazlum Müslüman’ın derdiyle dertlenen Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş dağlarında sıkışıp kaldı ha?..
Onun bir işaretiyle meydanları doldurup dünyaya nizam vermeyi amaçlayan yüz binlerce ülkücü nasıl da çaresiz kaldı. Ferhat gibi dağları delenlerin aşkı bu kadar basit miydi?
Dilim varmıyor o bile antrenmanlıdır acılara. Boyun eğmez diyorum. Kar ve tipiye rağmen onun yüreğindeki yangın donduramaz onu diyorum.
Daha fazla konuşamıyorum. Elim tutmuyor, yazamıyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu’nun 12 yaşından bu yana verdiği fikri mücadelelerin bugüne kadar kıymetini anlamayanlara düşen helikopter hatırlattıysa yazıklar olsun.
Cumartesi günü Sivas’a gidecektik. Memleketinin belediyesini kazanacaklarından öylesine emindi ki... Sivasspor’un şampiyonluk maçını da beraber seyretmek için sözleştik.
Dayan Muhsin Başkan. Sözümüzü yerde bırakma.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları