Muhsin Yazıcıoğlu...

A+A-
Behiç KILIÇ

Saat 13.00.. Endişe ile bekliyoruz, iyi bir haber için dua ediyoruz...
Cılız bir ümitle..
Çok çok üzgünüz...
Adam gibi bir adamın acısını yaşamak istemiyoruz, birbirimize bakıyoruz, konuşacak kelime bulamıyoruz..
Olayı ilk duyduğumuz anda da konduramadık en kötü sonucu, şu saat itibarıyla da inanmak istemiyoruz en kötüsü olduğuna, kulağımız müjde bekliyor... Gelmiyor..!
İnsanın içinden gelmeyen ise, kazayı yazmak.. Böyle ilkel ihmallerle böyle koca bir canın altı yoldaşı ile bir anda yok olmasındaki kahır...
Ama şimdi bunun hesabının da zamanı değil... İnsanın eli ayağı düşmesin, o kötü haber gelmesin, şimdi beklediğimiz bu...
Ama..!
Saat 14.00.. Ses yok...

Yaşar Paşa-Hurşit Paşa...
İddianamenin içerisinde, generallerin birbirleriyle ilişkileri konusundaki bilgiler çok şaşırtıcı..
Komutanların bir emir komuta ilişkileri vardır, bir de özel arkadaşlıkları.. Sınıfta, kıtada, cephede birliktelikler, ailevi ilişkiler..
Bizi şaşırtan da, bu durumlarla ilgili.. Neden şaşırdığımızı anlatacağız..
Önce şu satırlara bakalım..
“İddianamede Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’da ele geçirilen klasörlerde Yaşar Büyükanıt’ın kişisel bilgilerinin yer aldığı bir dokümana da yer verilmiş. Klasörde, Büyükanıt’a ait sağlık raporları, kullandığı ilaçlar, ailevi bilgiler, dostlarıyla ilgili kişisel bilgiler, kardeşi Mednan Büyükanıt’ın öldürülmesi ile ilgili soruşturma ve kovuşturma evrakları, bilgileri ve bazı kişisel kooperatif bilgileri yer alıyor. Hatırlanacağı gibi Büyükanıt, Genelkurmay Başkanı olmadan önce hakkında çeşitli iddialar internet siteleri vasıtasıyla kamuoyuna yansıtılmıştı. Büyükanıt’ın dedesinin İsrail’de bulunan mezarını gösteren fotoğraflar başta olmak üzere, aile geçmişiyle ilgili çeşitli iddialar dile getirilmişti. Taraf bu iddialara konu olan belgelerin, yengesi tarafından 80’li yılların başında öldürülen Büyükanıt’ın abisinin dosyasından alınarak Eruygur ve Tolon ekibi tarafından internet sitelerine sızdırıldığını öğrendi...”
Sözün özü, iddianame “Tolon’un, Büyükanıt’ı fişlediğini”  belirtiyor..
İşte bu duruma şaşırmış vaziyetteyiz... Her iki generalin birbirlerine çok yakın oldukları belirtilirdi.. Kıdem üstü olan Büyükanıt’a Tolon’un büyük sevgi ve saygısı, ailevi yakınlıkları malumdu.. Dahası Büyükanıt, karargâh görevlerinde, kendi kadrosu olarak Tolon’u hep yakınında tutmuştu.. İlişki, Tolon’un emekliliğinden sonra da sürmüştü.. Yani Büyükanıt, Genelkurmay Başkanı olarak görev yaparken, yakın görüştüğü birkaç emekli komutanın arasında Tolon önde gelmekteydi..
Elbette bu konular duruşmalar sırasında konuşulacak...
Tolon, gözaltına alındığında Büyükanıt en üst komutandı ve onun döneminde ilk defa bir ilk yaşanmıştı.. İddianamede belirtilen hususlar konusunda ne düşündüğünü de belki yeri gelince açıklayacaktır...

Kürt-Türk İngiliz!..
Cihan Haber Ajansı Muhabiri Murat Gezer’in haberine göre Erbil’de Türkçe yayın yapan bir Kürt gazetesi çıkarılıyor.. Hewler Post gazetesi... Gazetenin Başyazarı Rebwar Kerim Weli de köşesinde,  “Bizim Türkiye’ye çok ihtiyacımız var. Türkiye demokrasiye ve medeniyete ulaşmamız konusunda bizim için rüyalarımızın kapısıdır” demiş.
Başyazar Weli’nin satırları çok ilginç..
Barzani Yönetimi’yle Türkiye arasındaki en büyük sorunun   birbirini anlamama olduğunu   kaydediyor..
Türkçe gazetenin amacını şöyle anlatıyor;
“Biz bir dönemler büyük Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydık. Şairlerimiz ve ediplerimiz eğer Türk dilini bilmeseydiler bu onlar için büyük bir eksiklik olarak kaydediliyordu. Ne yazık ki Irak, İngiliz vesayetine girdikten sonra artık Türkiye ile Kürtler arasında büyük bir kopukluk meydana geldi. Bu kopukluğun ürünü ise maalesef bugün görmekte olduğumuz durumdur...”
Demek ki neymiş?.. İngiliz!..
Kürt gazeteciyi okumayı    sürdürelim;
“Türk ve Kürt aydınları tercüme yoluyla birbirleriyle konuşuyor. Eğer tarihi bir tarafa bırakıp şu an üzerinde odaklanacak olursak, bana göre Kürtlerin hiç bugünkü kadar Türkçe bir gazeteye ihtiyacı olmadı. Çünkü biz birbirimizi anlamıyoruz. Bizim Türklere düşman olmadığımız konusunda Türk milletiyle karşılıklı bir anlayışa varmamız gerekiyor. Biz birbirimizle kardeşiz, ancak uluslararası bir planla bizi birbirimizden ayırdılar. Bölge milletleri hiç bugünkü kadar birbirlerine ihtiyaç duymadı.”
Rebwar Kerim Weli doğru söylüyor.

Yazarın Diğer Yazıları