Mülahazat hanelerim

Altemur KILIÇ

Mülahazat Haneleri” raporlarda, özellikle sicillerde, tereddütleri ifade eden ve de boş bırakılan, “hanelerdir”... Güncel olaylarda bunlar öylesine çoğaldı ki, ayrı ayrı yazmaya vakit yok!
En önde gelenlerden başlayayım; “Hanefi Avcı olayı”... Önceki bir yazımda, “Haliç’te Yaşayan Simonlar” kitabını yazıp, “zülfü yare -bir cemaate” dokunan, Emniyet Müdürü Hanefı Avcı’yı rahat bırakmayacaklarını, belden aşağıya da vuracaklarını tahmin etmiştim. Açık söyleyeyim, hayatından da endişe ederim. Ama gene yazdığım gibi, Avcı, öyle kolay avlanacaklardan değil, sonuna kadar cesaretle mücadele edecek ve meydan okuyacaktır! Ve “öteki” avcılar yanlış yaptılar. Avcı “konuşabilirse” ve konuşursa, daha çok şeyi açıklayacaktır!
Sayın Hanefı Avcı’yı tanımadım, dürüst ve birçok yolsuzlukları ortaya çıkarmış bir polis şefi olduğunu bilirdim... İtiraf etmeliyim, kitabını da tamamen okuyamadım. Ancak görebildiğim kadar, bazı “mülahazat hanelerimin” açık olmasına rağmen, yazdıkları genellikle, doğrudur... Hep sormuşumdur, fakat özellikle İçişleri Bakanı Atalay’dan cevap alamadım; sözkonusu cemaatin yayın organlarındaki yazarların Polis Akademilerinde öğretim üyeleri olmalarının bir anlamı ve izahı var mı? Ve,  “30” el bombasından, kocaman bir “Ergenekon” örgütü, binlerce klasörlük iddiaları çıkaranlar acaba şimdi, Avcı’yı tutuklayacaklarına, kitabını suç duyurusu kabul edip, neden soruşturma açmazlar?

CHP cephesi
Cumhuriyet Halk Partisi, “Müdafaa-ı Hukuk” hareketinden çıkan, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Parti ve Atatürk’ün kurduğu Parti. Amblemindeki “6 ok” da, Cumhuriyetin değişmez ilkeleri, daha doğrusu öyle olmak gerekir! Savarona rezaleti üzerine, “Atatürk’ün yadigârı” diyoruz, adının fuhuşa ve yolsuzluklara karışmasına tepki gösteriyoruz da, CHP’nin şimdi bu temel ilkelerinden arındırılması ihtimaline karşı, neden tepki göstermeyelim? Ben CHP’ye mensup olmasam da, babam kurucularından.
Doğrusu, sayın Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığa seçilmesinden sonra hatta daha önce, şekli hakkında, mülahazat hanelerim açık. Eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın açıkça dışlanması... Partinin “milliyetçilik” ilkesinden ziyade, liberallerin ve öteden beri asıllarını inkâr edip bu ilkeye karşı olanların öne çıkmaları ve de “laiklik” ilkesinde gevşeme, endişelendiriyor beni! Partinin geleneklerine ve kuruluş felsefesine bağlı olanları “komitacılar” diye, hizipleşme emareleri de!
Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin de AKP’nin  “dümen suyuna” gireceğinden endişe ediyorum. Kılıçdaroğlu önce miting meydanlarında türban konusunu çözebileceklerini söyledi. Ardından laikliğin tehlike altında olmadığını açıkladı. Derken Anayasa’nın değiştirilmesi konusunda Başbakan Erdoğan’a el uzattı.
Belki, bunlar, politikacılık gereği zamana zemine uymak, ama ben gene de endişeliyim, mülahazat hanelerim açık...

Bekir Coşkun olayı
Yavuz meslektaşımız, sözünü sakınmayan Bekir Coşkun sebep gösterilmeden, HABERTÜRK gazetesindeki köşesinden, Emin Çölaşan’ın deyimiyle. “kovuldu”... Haklı şüpheler üzerine, gazetenin sahibi Ciner Holding, Coşkun’u “kovmak” hususunda gerekçe göstermedi... Hatta basın özgürlüğü hususunda mangalda kül bırakmayan Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı ses çıkarmıyor, emir yüksekten! Eee, gazeteler, TV’ler, holdinglerin tekelinde ve Holdinglerin işleri de, iktidara bağımlı, oldukça, onlardan hesap sorulabilir, gerekçe göstermeleri beklenir mi? İstediklerini kovarlar istediklerini, başköşelere oturturlar. El ne karışır?
Başbakan da, bu konuyla ilgimiz yok diyor; tabii ki Erdoğan, Turgay Ciner’e telefon açıp,  “Kovun Bekir’i” dememiştir, ama Erdoğan’ın medya, basın özgürlüğü konusundaki zihniyeti, gazetecilere açtığı onlarca tazminat davalarından belli! Ben, sakalımı değirmende ağartmadım; biraz bilirim bu işleri.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş