Müslüman kılığı altında bir domuz

Hulki CEVİZOĞLU

Geçen yazımda Yahya Kemal Beyatlı’nın, Kurtuluş Savaşı sürerken, 9 Mayıs 1921’de İleri Gazetesi’ndeki bir yazısına değinmiştim.. Beyatlı, “Yunan’dan çok Yunanlı olan Türkleri” anlatıyordu.
Bugün, milli mücadelenin sıcağında yazılmış, bir başka yazıya, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun İkdam Gazetesi’ndeki yazısına yer vermek istiyorum.
Tarih 17 Mart 1922.
Büyük Taarruz’a 5,5 ay var.
Bakınız neler olmuş, neler?

 


*

 

 

Herkes biliyor ki, vatanımıza saldırmış olan çeşit çeşit düşmanlar, her nereye gittilerse kendilerine yardım eden, kendilerine yol gösteren, hattâ bazen kendilerini türlü türlü cinayetlere sürükleyip kışkırtan vatan hainleri buldular.
Bunlar aç kurtlar gibi o zebani sürülerinin önüne düşüp bakirelerin haremini, masumların beşiğini, aksakallı babalarımızın secdeye kapandığı yeri, kadınlarımızın atalardan kalma mallarını sakladıkları köşe ve bucakları gösterdiler.
Düşmanla beraber ırza geçtiler, düşmanla beraber boğazladılar, düşmanla beraber dine hakaret ve mala el uzattılar.
Hatta bazı yerlerde, bazıları, uyuyan yılanları kendi elleriyle uyandırdılar, kendi elleri ile yurtlarına gelen açgözlü misafirlere vahşice avlar hazırladılar, vatanlarının, dindaşlarının et ve iliklerinden ziyafetler düzenlediler.

 


*

 


Yakup Kadri, Bursa’da bir din hocasının, Türklerin katline yardım etmesini “milli ayıp” olarak niteliyor ve hoca için “Müslüman kılığı altında bir domuz vücudu taşıyan mürai (ikiyüzlü)” sıfatını kullanıyor. 
... Bu herifin tayfasından olmayan daha birçok Türkler var ki, son istilalar sırasında aynı kötülükleri ve aynı melânetleri başka başka sahalarda, hemen hemen aynı hayâsızlıkla işlediler. (...)

 


*

 


Edirne’de Yunanlılar hesabına gazete çıkaran adam kimdir?
İzmir’de Yunan idaresinin organı olmak alçaklığını işleyen Köylü Gazetesi hangi mutaassıbın malıdır?
İşgal altındaki vilayetlerimizin birinde Yunan memurlarıyla bir olarak bütün mekteplerimizi kapatan, öğretmenlerimizin kimini İttihatçı, kimini milliyetçi diye sokak ortalarında bırakan ve Müslümanları Yunan polisiyle tehdit eden Maarif Müdürü, münevver zümreden bir genç değil miydi? (...)
Vatan hainliği daima ve her yerde aynı nedenle meydana gelmiyor; her sınıf halktan vatan haini çıkıyor.
Lâkin işin asıl garip ve tüyler ürpertici ciheti şudur ki; -daha kuvvetli bir tabir bulamadığımız için basbayağı vatan haini lâkabını taktığımız- bu zebâniler ve bu azgın, açgözlü kurtlar, mayalarına sinmiş olan o sayısız cinayetleri doya doya işledikten, hattâ diyebilirim ki kana kana Türk kanı içtikten sonra birer birer buraya dönmek, evet! İstanbul’a girmek ve bizim aramızda, bizim gibi yaşamak küstahlığını da gösteriyorlar.

 


*

 


Zira, düşman bunlardan alacağını aldıktan sonra, birer birer hepsini kokmuş leşler gibi dışarı atıyor ve bütün bu süprüntüler henüz muhacirlerini barındıramayan zavallı İstanbul’un üzerine yığılıyor ve İstanbul, kapılarını açmış hepsine “Buyurun, buyurun!” diyor.

 


*

 


Tarihe bakalım, bugünü anlayalım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş