Mustafa Dönmez’in mücadelesi...

Yavuz Selim DEMİRAĞ

İlk, orta, lise, üniversite öğrenimlerim sırasında binlerce okul arkadaşım oldu. 1980 öncesi ve sonrasında farklı düşüncelerde olduğumuz, sert tartışmalar yaşadığımız, toplu kavgalarda farklı sloganlar attığımız insanlarla bugün asgari müştereklerde bir araya gelebiliyoruz. Bizim yitik kuşağımızda; milliyetçisi, sosyal demokratı, ülkücüsü, devrimcisi kelimenin tam anlamıyla idealistti... Kimimizin adı  “Vatansever”  kimimizin  “Yurtsever”  olarak tanımlanırdı. Solun içindeki Kürtçü-bölücülerin tasfiyesi bugün bile tam olarak sağlanamamış olsa da bizim kuşaktaki dışlanmalar tam zamanında yapıldı. İçimize sirayet eden sağcıları belirleyip, aramıza mesafe koyana kadar az çekmedik. Nitekim zil çaldığında, yani 12 Eylül olduğunda kimlik sahibi olma, korunma güdüsü ve sızma operasyonları ile kenarımızdan, kıyımızdan geçenler tabanları yağladılar. Üstelik aralarında  “ispiyoncu”  bir başka deyimle görevini yerine getiren “muhbirler”  çıktı. Söz konusu muhbirler bizden çok solun kliklerinde vardı. Aynı tipler yüz kızartan ayıplarını örtebilmek için soldakiler marjinal akımlara, reklamcılığına, bölücülüğe yönelirken, bizim cenah da cemaatlere takılıp yollarını buldular...
Dedim ya bir dönem fikri kavgaların içinde olduğumuz eski okul arkadaşlarımızla bugün keyifle sohbet ediyoruz. Nede olsa Kulelili ve Harbiyeli olmanın ayrıcalığına sahibiz.
Kamuoyunda  “Zir Vadisi Aramaları” olarak bilinen hadisenin zanlısı Yarbay Mustafa Dönmez’i bir dönem Hasdal Askeri Cezaevi’nde birlikte yattığı J. Kur. Alb. Mustafa Önsel’den dinlemiştim. Katıksız Türk Milliyetçisi Önsel, bomba gömdüğü iddia edilen Dönmez’in gençliğinde solcu olduğunu, ODTÜ’de okurken yaralandığını ve 1980’de Kara Harp Okulu’na girdiğini, en az bizler kadar vatansever olduğunu belirtmişti. Birlikte görev yaptığı arkadaşlarımdan teyidini aldım. Muharip değildi Dönmez... Yani piyade, topçu, tankçı değil lojistik hizmetleri olarak bilinen ikmal sınıfındandı. Milyarlık alımlarda titizliği ile biliniyordu. Torpil, kayırma işlerine baştan tavır koyar, kökleri yurt sınırlarının dışında olan yapılanlara karşı çıkardı. Nitekim kışlaya siyaset sokmaya kalkışanlara, iradesini şeyhlere teslim edenlere, tarikat akımlarının çengel atma girişimlerine hoşgörü ile bakmadığı gibi sert tedbirler alınmasını istiyordu. Hani  “dokunan yanıyor” misali çekinmeden dokunup, soruşturma açılmasını sağladığı vakalar oldu... İhale komisyonlarında yandaş şirketleri mercek altına aldı. Kısacası  “çok olmaya başlamıştı...” Kaleminin kırılması talimatını verenler tüfekle, bombayla işi olmayan Mustafa Dönmez için tezgâh kurarken çuvallamışlardı. Zir Vadisi’ndeki gece aramasında polisler  “Haa... Amerikalı hocaların gösterdiği bombalar”  diye konuşurken kameranın sesinin açık olduğunu unutmuşlardı. Sapanca’daki yazlık evinin araması baştan sona hukuksuzluktu... Tüfeği duvara dayalı bulup iki gün önceki gazetelere sarılı bombaları kimlerin nasıl getirdiği de şapşalcaydı.
Önce Genelkurmay Askeri Savcılığı “askeri eşyayı çalmak ve gizlemek” iddiasıyla dava açtı. Bu arada ünlü Ümraniye davası sanıkları arasına katıldı. Acele ile mahkûmiyet cezası çıktı. Ancak cezası kesinleşmeden üçlü kararname ile yani Milli Savunma Bakanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı imzası ile ordudan atılarak emeklilik hakkı elinden alındı. Oysa YAŞ kararlarında şerh koyan Savunma Bakanı ve Başbakan bu defa hassas davranmıştı. Mustafa Dönmez, Hasdal’dan Silivri’ye yollandı. 21 yaşındaki oğlu Azerbaycan’da halen aydınlatılmamış trafik kazasında vefat etti. Hukuk mücadelesini sürdürdü. Askeri malzemeyi çalmak-gizlemek suçundan verilen ceza Askeri Yargıtay’da bozuldu. 7 ayrı nedenle eksik soruşturma yapıldığına karar verildi. Askeri Mahkeme 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmekte olan Ümraniye (Ergenekon) davası hakkındaki iddia edilen eylemlerin gerçekleşmesi halinde dahi yasalarda belirtilen suçu oluşturmayacağı nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi yönündeki talebe uydu. Dönmez hakkında yaklaşık dört yıldır askeri mahkemede görülen dosya kapatıldı...
İleri demokrasiye terfi eden canım memleketimde üçlü kararname ile ihraç edilenlerin itiraz hakkı yok. Dönmez, oğul acısıyla Silivri’de hukuk mücadelesini sürdürüyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş