'Mustafa' ile doğmak... 'Gazi Mustafa Kemal'le yaşamak... 'Atatürk'le' ö

Altemur KILIÇ

Eşim Güzide ile, Can Dündar’ın “Mustafa”, “Atatürk Dramatik Belgeseli” ni seyretmeye giderken doğrusu, biraz endişeliydik. Gerçi Can Dündar’ın, Atatürk konusunda “canının-gönlünün” doğru yerde olduğunu ve başarılı bir belgesel yapımcısı olduğunu biliyorduk...
Eşim ve ben, onu yakından tanımak, hatta ben, Florya’da ondan bir tokat, eşim de O’nun ellerinden dondurma yemek mazhariyetine nail olmuştuk...1919’dan 1938 10 Kasım’ına kadar yanından hiç ayrılmayan, son dakikasında da başında bulunan Babam Kılıç Ali’nin, bize anlattıklarından, bire bir bildiklerimiz vardı. Acaba, sevgili Can bunları yansıtacak mıydı, yoksa klasik bir film mi yapmıştı? O da bir liberal olarak bazı konuları, yanlış mı yorumlamıştı? 
Atatürk hakkında, son zamanlarda o kadar pespaye dedikodular yapıldı, yazılar yazıldı ki, belgesel, dedikoduları dağıtabilir veya, körükleyebilirdi!
Hemen söyleyeyim; eşim ve ben salondan ağlayarak çıktık.
Atatürk, bizim gibiler için bir “ilahtı”  ama, her yönüyle “insan”, büyük bir “insan” dı... Fakat hatasız kul, tenkit edilmeyecek eser olmaz. Atatürk’ün hayatına, hemen ikinci elden de olsa, tanıklık etmiş ve nesli tükenmekte olan kişilerden biri olarak, bu hataları belirtmek  zorundayım...
Önce şunu söyleyeyim; “Mustafa” drama-belgeseli, kaçınılmaz olarak, “insan Atatürk” hakkındaki tartışmalara-dedikodulara ivme kazandıracak ve aynı zamanda da, asıl büyük taraflarını vurguladığı için de, tartışmalara yol açacaktı ve açtı da...
Lafı fazla dolandırmadan gördüğüm hataları belirteyim:
1- Mustafa belgeselinde adeta ana tema olarak gösterildiği gibi Mustafa Kemal  “yalnız ve yalnızlıktan kahrolan” bir adam  değildi.. Ama  “Tek” adamdı! Aile kurmak tecrübesi hüsranla sona erdikten sonra yalnızlığa boğulmadı. Çocuk hasreti çekti. Ve etrafında dalkavuklar, korumalar değil hayatlarını O’nun için feda etmeye hazır, arkadaşları vardı.
2- Mustafa Kemal de etten kemikten yaratılmış bir  “insandı”. Kadınları severdi. Bir kaç kere aşık olmuştu. Evet çok içki içti ve o yüzden de erken öldü ama “alkolik”, içki içmeyince elleri titreyen ve bunalıma giren bir kişi değildi. Atatürk babama bunun sebebini şöyle anlatmış;  “Kafam o kadar işliyor ki, rakı içmekle teskin olmak ihtiyacındayım”...
3- Kürt konusu filmde biraz muğlak bırakılmış; Atatürk’ün adeta Kürtlere özerklik verilmesini, eyalet sistemini istediği gibi bir izlenim bırakıyor. Sonu getirilmemiş. Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşından sonra, Kürt vatandaşların bu mücadeledeki  yadsınamaz ortaklıklarından ötürü, yeni devlette ortaklık verilmesini düşündüğü doğru da, sonra Şeyh Sait isyanıyla başlayan ve yabancıların tahrik ettikleri bir dizi başkaldırılar üzerine çözümü, “entegrasyonda”, Cumhuriyetin temel tılsımını da “Ne Mutlu Türküm diyene” inancında bulduğu, nihai hakikat. Sevgili Can’ın belgeselinde, Cumhuriyetin 10. Yıl Nutkunun sonunda da Atatürk’ün sesi titreyerek söylediği bu cümleye, neden yer vermediğini doğrusu pek anlayamadım!
4- Belgeselde, mâlum çevreler tarafından eskiden olduğu gibi istismar edilecek bir konu var: Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının ve Milli Mücadeleyi başlatışının arkasında Sultan Vahdettin olduğu iddiası. Vahdetin’in şu sözleri yer alıyor sonrası muğlak bırakılıyor: “Paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin.”
Doğru; Zayıf bir adam olan Padişah o sırada belki hakikaten öyle düşünmüştü ama sonra İngiliz komiserinin baskısı altında Mustafa Kemal’i azletmiş ve divanı harbe vermiş, üzerine bir de hilafet ordusunu sevk etmişti.
5- Belgeselde ima edildiği gibi Atatürk, kendisi heykellerini diktirmedi. O heykelleri millet diktirdi ve millet O’nun resimlerini evlerinin duvarlarına kendiliğinden astı ve asıyor...
Belgeselde bu hatalara karşı, Mustafa Kemal hakkında pek bilinmeyen bazı hususlara yer verilmiş... İyi Fransızca bildiği ve yazdığı, çok okuduğu ve tabii ileri görüşlülüğü. Mustafa Kemal ne yapmak istediğini çok önceden tasarlamış ve Mazhar Müfit Beye 5 hedef olarak yazdırmış ve hepsini de gerçekleştirmiş...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş