Mustafa Kemal’e benzemeyen Kemaller

Savaş SÜZAL

Son günlerde uçak ve Suriye goygoyu içinde kıvılcım gibi yanıp sönen birkaç haber vardı. Ama bizimkilere fazla getirisi olmadığı için, ekran ve sayfalarda itibar görmedi. Ben, beni hayrete düşürmeyen kuşkularımı doğrulayan biri üzerinde duracağım. Kemal Derviş’in Kemal Kılıçdaroğlu tarafından partiye davet edilmesi. Kemal Bey, görüştüm ama partiye davet etmedim demiş, herhalde rüyasında gördü de aradı.
Kemal Derviş’in adı, özellikle 2000’li yıllar öncesi Türk siyasi tarihinde yarattığı kargaşa ve MHP-DSP-ANAP koalisyon hükümetinin yıkılmasındaki rolüyle öne çıkmıştı. Kemal Derviş’i Bülent Ecevit’in aklına, rahmetli Sakıp Sabancı sokmuştu. Yoksa Bülent Bey’in yıllar önce tanıştığı Kemal Derviş’i hatırlayıp da Türkiye’ye çağırması tam bir İstanbul masalı.
Bu çağrının temeli, Washington’da Sakıp Bey ile Kemal Derviş’in Dünya Bankası’na ait bir binada katıldığı toplantıda atıldı. Öneri Kemal Bey’den mi, yoksa Sakıp Bey’den mi geldi orasını bilemiyorum. Bildiğim, bu görüşmeden birkaç gün sonra Bülent Bey, Kemal Derviş’i Türkiye’ye çağırdı. Bu çağrının altında ABD’nin kıvrak parmakları olduğunu sonraları anladık. Talimat alan basınımızda derhal bir kampanya başlatıldı Derviş için. Aynı Erdoğan gibi taksi duraklarına girdi, konuştu, falan. Sanki taksi durağı muhabbeti ABD mantığına göre halkçı olma anlamına geliyor gibi. 
Benim başımdan geçen bir başka Derviş vakası da Washington’da oldu. Kemal Bey, Bakan olarak Washington’dayken, Başbakan Bülent Ecevit, harıl harıl Ankara’dan Bakan’ı aratıyor ve bulamıyordu. Ben elçilik önünde bir grup gazeteci ile beklerken acaba Derviş’in nerede olduğunu biliyor muyum diye, (beni de merkezi Ankara’da olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu ile Washington Basın Kulübü’nün kardeş örgüt olup Bülent Bey’e üyelik vermesine katkımdan dolayı tanıyordu) telefon edip sordu Bülent Ecevit. Ben de kendisinin o anda Beyaz Saray’da ulusal güvenlik danışmanları ile görüşmekte olduğunu söyledim. Bana ne işi var orada diye sordu. Verilmesi gereken cevabı veremedim.
Bir ekonomi bakanının Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı ile ne konuşabileceği sorusunu Ankara’ya bıraktım. Ayrıca o tarihlerde konuyla ilgili yolladığım haberi de ne hikmetse gazetem yayınlamak istemedi. Haberi daha sonra elçilik kaynaklarına da doğrulattım. Bu görüşmenin onların bilgisi dışında gerçekleştiğini ve durumu da sonradan öğrendiklerini belirttiler. Artık bilemem bu görüşmede verilen talimatlarla mı yoksa daha önceki eğitimle mi, Kemal Bey’in büyük becerisiyle, Ecevit iktidarı ve koalisyonu yıkıldı. Daha sonra olanları biliyorsunuz bir grup, Ecevit’in partisinden koptu parti kurmak için, onlar da un ufak olup, elendiler. İsmail Cem de kahrından kanser oldu çıktı.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu kalkıyor ve bu kişiye dön, partiye gel, bize katıl diyebiliyor. Sanki 1997’de Washington’da düzenlenen bir toplantıda PKK’lılara tercümanlık yapan Diyarbakır Barosu üyesi Sezgin Tanrıkulu’nu partiye kattığı yetmiyormuş gibi. Ardından Atatürk düşmanı Hüseyin Aygün’ü de Mustafa Kemal’in partisinden Tunceli milletvekili yaptığı gibi. Şimdi oturup külahınızı önünüze alarak düşünün. Bu Kemallerin, ülkesini kurtaran ve kuran Mustafa Kemal ile ne bağlantısı olabilir?
Deniz Baykal’ın bir skandalla genel başkanlıktan indirilip yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi sizce hâlâ tesadüf mü? Magazin haberlerini yakından takip eden Türk seçmen, birden ahlak kumkuması kesildi. Hatırlarsanız aynı oyun MHP içinde de oynandı. MHP, hızlı hareket edip olaydan kaçmayı başardı. O zaman kafalarda yanıtlanmayan sorulara da kimse derinlemesine yanıt aramadı. Bu videoları kim verdi, kim çekti diye. Bu günlerde sosyal medyada bazı siyasi liderlerin de evlilik dışı ilişkileri konu ediliyor. Herhalde birileri aba altından sopa gösteriyor. Neyse bugün artık bence senaryonun yazarı bir açık vuruşla ortaya çıktı Kılıçdaroğlu’nun Kemal Derviş görüşmesiyle.
Tayyip Erdoğan bir anlamda ipucu vermişti, böyle muhalefet dostlar başına diye. Daha başka nasıl açıklasın. Aklımdayken; bir ara Kemal Derviş, Tayyip Bey’in partisine girecekti. Bence yakışır, ikinci Amerikan alternatif partisi kurularak biri olmazsa öteki tezinden çalışmalara başlandı anlaşılan. Sanki Türk Baharı’nın da temelleri atılıyor. Haa aklıma gelmişken sorayım, bizim uçağı kim ve nasıl düşürmüştü, çözebildiniz mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş