Mustafa Muğlalı Paşa'dan Albay Levent Göktaş'a

A+A-
Altemur KILIÇ

Önceki akşam Uğur Dündar’ın Arena programında Güneydoğu’da PKK’ya karşı savaşırken üç şeref madalyası almış emekli Albay Levent Göktaş’ın öyküsünü avukatları ağzından dinledim. Albay Göktaş, şimdi “Ergenekon Davası” kapsamında “terör örgütü sanığı” olarak tutuklu “Madalyalı Kahraman”! “İçeride” olan generallerimizi biliyorum, ama bilmem, “içeride”, onun gibi kaç kahraman subay, astsubay var? Tesadüf mü? Hemen hepsi Güneydoğu’da PKK ile savaşmış askerlerimiz!
Tuhaf bir şey oldu, roller “değiştirildi”; şimdi sanki TSK terör örgütü; binlerce masum insanı acımasızca katletmiş PKK da “demokratik” sivil toplum örgütü!  
Levent Göktaş olayı bana Mustafa Muğlalı Paşa’yı hatırlattı. Mustafa Muğlalı Paşa, 1943 yılında Van’ın (şimdi Wan okuyun) Özalp ilçesinde (Özalp adı durur mu?) 33 Kürt eşkıyasını öldürtmek suçundan yargılanıp idama mahkûm edildi, sonra cezası müebbete çevrildi, fakat yeniden yargılamanın sonucunu göremeden 1951’de kahrından vefat etti! (Tesadüf mü; paşa daha önce Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı olarak Menemen’de Kubilay’ı şehit edenleri yargılamış, idama mahkûm etmişti!) TSK onu unutmadı, adı bir kışlaya verildi.  

Asıl hedef
İşe ordunun halk indindeki saygınlığını ve milletin güvenini kırmakla başladılar. Bir zamanlar bir subay veya astsubay, adi bir suçtan tutuklansa, orduya gölge düşürür diye bunu gazetede yazmakta tereddüt ederdik... Ya şimdi? Orgeneraller aylardır içeride... Ve bir başlık: “Firari general tutuklandı”... Ve “asker sever” olmak, milliyetçi olmak gibi adeta aşağılayıcı sıfatlar!
Asıl acısı; bunlar genç subayların, Atatürk Cumhuriyeti’ni korumak şevklerini kırmaz mı?

Büyük tablo
Asıl büyük tablo şu: Türkiye Cumhuriyeti’ne ve aslında Türklüğün varoluşuna karşı dehşet verici bir senaryo, bir plan uygulanmaktadır. Senaryonun sahnesi “Ergenekon adını verdikleri soruşturma kapsamı” ve oyunun ana teması ve amacı, TSK’yı sindirmek, etkisiz kılmak ve Cumhuriyet’i korumak, kollamak görevini yapamaz hale getirmektir.
Son olanlarla da bu senaryonun taşları yerine oturuyor. “Encümen-i Daniş” raporlarının birden ve bu sırada ortaya atılması, bunun Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile ilgilendirilmesi ve nihayet, eski Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın sözde ses kayıtlarının yayımlanması... Bundan da önce, Kemal Yavuz ve Tuncer Kılınç paşaların gözaltına alınmaları tutuklanmaları tesadüf mü?
Bu planın içerideki tezgâhtarları, figüranları malum... Dışarıya gelince ayrıntıları çok, ama özetle; AB ve özellikle ABD için “Kontrol edilemeyen güç -TSK-” kendilerinin değildir. Petrol muhafızları ve lejyoner olamaz, ama emellerine, BOP vs. projelerine karşı engel teşkil eder! Bu da yerine oturan bir taş!
Dostum Mehmet Ali Kışlalı son yazısında; “Kurbağa kaynar suya atıldığında hemen can havliyle zıplayıp kurtuluyor. Ama içinde bulunduğu su, yavaş yavaş ısıtıldığında kurtulma refleksini gösteremiyor. Ölüyor... Ergenekon öyküsünün, bir buçuk yıl önce, içine alınmak istenenleri korkutmamak için, yavaş yavaş başlatıldığına, ama şimdi hedeftekilerin kurtulma refleksini kaybetmedikleri noktada, kamunun dikkatinin çekildiğine işaret ediliyor...” Önce, arkalarında şerefli ve başarılı bir meslek yaşamı bırakmış iki emekli komutan, o güne kadar alışılmamış yöntemlerle gözaltına alınıpsorgulandıklarında plancılar zafer naraları attılar. “Artık Türkiye’de ulaşamayacağımız kimse kalmıyor” dediler.  
Fakat Kışlalı, iyimser. Der ki: “Bu, sınırları nerede başlayıp nerede biteceği belli olmayan kampanyanın hedefleri arasına giren kurumlar ve kitleler fark etmeye, yavaş yavaş uyanmaya, kendilerini ısınmaya başlayan suda korumaya başlıyorlar... Galiba, artık planı yapanların hedeflerine ulaşmaları kolay değil.”
Umarım öyledir. Ben de, inanıyorum ki, TSK “kurbağa” değildir ve milletle birlikte uyanacak, bu kaynamış melanet suyundan dipdiri çıkacaktır!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları