Müşteriye göre vaat satan hayal tacirleri

İsrafil K.KUMBASAR

Meydanlar ‘hayal tacirlerinin’ büyülü hitabetiyle dalgalanıyor. Gözlerinizi kapatıp, pankart, döviz, afiş ve diğer görsel unsurları devre dışı bırakırsanız kendinizi bir semt pazarının ortasında sanabilirsiniz:
- “Gel vatandaş geeel, 2023’e kalkan otobüs burada!”
- “Cebiniz para, oğlunuz iş görecek. Üniversiteler sınavsız, kamu erkânı riyasız olacak. Her şey şeffaf, her yerimiz açık kalacak?”
‘Cari açığa’, litresi 4.5 liraya dayanan benzine, ‘dış borçlara’ dair bir cümleleri yok. Karşılıklı müşteri kızıştırıyorlar. Kim daha çok ikna edebilir, kim inandırıcı görünürse malı o götürecek. Biri çiftçi borçlarının silme taahhüdünde bulununca, diğeri nasırına basılmış gibi yerinden zıplıyor:
- “Nayır, yapamaz. Kaynak yok. Var olan kaynakları zaten biz kendimize ‘kaymak’ yaptık.” Seviye dip yapmış. Fütursuz sözcükler havada uçuşuyor. Hani dışarıdan bakan biri genel seçime değil de, ‘mahalle muhtarı’ seçimine gittiğimizi falan sanacak. Aslında ‘müşterinin profili’ de biraz bunu zorunlu kılıyor.

***


Dava, ideal, yüksek değerler rafa kaldırılınca da yerlerine ‘malum müşteri profiline uygun’ mamuller yerleştirilir. Artık ‘makarna’ mı, ‘kömür’ mü, ‘koltuk değneği’ mi heybenizde ne varsa, onu vaat eder, oy dilenirsiniz.
- “Yol yaptım, eve şebeke suyu bağladım, dişini bedava çektim.”
Dokuz yılın muhasebesini yaparken hazretlerin böbürlendikleri, caka sattıkları bilumum hayırlı icraatlar işte bu tek cümleye sığabiliyor.
Ha bir de ‘sosyal devlet’ harcından 12 milyar lira tutarında yardım dağıtılmış.
Yardım yapılan ailenin reisi “Yahu bizim oğlan 35’ine geldi hâlâ işi gücü yok” diye serzenişte bulununca da, “Üniversite bitiren herkese iş bulmak benim görevim değil” vecizesini suratına yapıştırıyorlar.
81 vilayetin tamamına üniversite kurmakla övünüp, YGS sınavındaki şifre skandalını izahta patinaj yapıyorlar. Milli gelirin arttığından dem vurup, “İyi de bu para kimin cebine gitti?” sorusunu duyunca afallıyorlar. Pazar yerini andıran meydanları bir telaş kaplamış durumda ki sormayın gitsin. Telaşın ardında yatan tek gerçek, “Eyvah bizim silahımızla, bizi vurmaya başladılar” saptaması.

***

‘İlk silahın’ etkisi azalmaya başlayınca, yeniden ‘maneviyata’ sarılacaksınız.
Bir yıl önce 36,5 milletten söz ettiğini unutup, bu kez, “Biz Müslümanız. Bizim kardeşliğimizi laiklik sağlamıyor” diye ince işçiliğe başlayacaksınız. Tabii artık onu da kimse yemiyor. Yemediğini, Diyarbakır’da 4 PKK’lının tabutu başında saf tutan sakalı göbeğindeki ‘kardeşleriniz’ suratınıza çarpıveriyor. 
Kardinallerden ‘seçim duası’ isteyecek kadar şaşkın, ‘kanaat önderi’ adını verdiğiniz zatların önünde diz çöküp oy dilenecek kadar silik hallere giriyorsunuz. Ama o makarna, kömür, bedava diş çekimi ile kafakola aldığınız milletin oylarıyla ‘başka değirmenlere’ su taşımayı asla ihmal etmiyorsunuz. Gerçekleri tersyüz edip sadece bilinmesini istedikleri kadarını gösteriyorsunuz millete.
Mesela, Köşk’ün gözdelerinden birinin “Ben kendimi bir ‘dünya vatandaşı’ olarak görüyorum, ‘ulus-devleti’ reddediyorum, ‘milliyetçilik’ ile uzaktan yakından alâkam yok” sözlerinden haberdar olsa millet... Bayburt’ta, Çankırı’da, Yozgat’ta, İzmit’te Edirne’de ‘vatan, millet, sakarya’ edebiyatına sarılanların sandıkta defterini dürer mi dürmez mi?

***


‘İzzet ve ikbâllerini’kaybetmemek için ‘her yolu mübah’ olarak görüyorlar.
Sandıklar açılır da yeniden iktidar olurlarsa, o zaman ‘gerçek yüzlerini’ yeniden göstermeye başlayacaklar.
Aman, şimdilik millet uyanmasın.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş