MUTLU YILLAR...

Hulki CEVİZOĞLU

2008’in bu ilk gününde yeni bir yıla daha girmiş bulunuyoruz.
Kaba bir hesapla geride 2007 yıl bıraktık. Oysa bu doğru değil.
Çünkü; geride kalmış gözüken 2007 yıl “Milât” dediğimiz noktaya kadarki süre. Oysa ondan öncesi de var.
Peki bu “Milât” denilen şey ne?.. O da, sözde Hz. İsa’nın doğduğu tarih.. Ama o da yanlış.

MİLÂT DİYE BİRŞEY YOK, SANAL..
Bizler bu kadar yanlışı doğru kabul edip, uymuşuz gâvura, gidiyoruz bir yerlere..
Gâvur derken küçümsemek için değil ama bir noktayı vurgulamak için yazıyorum. Hıristiyanlar, kendilerine göre bir takvim çıkarmışlar bizler ise, sorgusuz sualsiz onu kabul etmişiz.
Bir kere, Hz. İsa’nın doğduğu tarih net olarak bilinmiyor. Hıristiyanlar bile Aralık ayının 24’ü ya da 26’sı olarak kabul ediyor. Kitaplarda çok çelişkili açıklamalar var. İkincisi, “Sıfır” diye kabul edilen ve “Milât” olarak açıklanan tarih de aslında “sıfır” değil. “İnsanlık tarihi” o noktada başlamıyor. Binlerce yıl önce insanoğlu yeryüzünde var oldu.
Bu yanlışlar nedeniyle ben, son yıllarda geçmişten söz etmem gerektiğinde “milâttan önce” dememeyi, o tarihten öncesini “eksi filanca yıl” diye anlatmayı yeğliyorum.
 Hatırlarsanız, 2000 yılına girdiğimizde “milenyum” tartışmaları yeri göğü inletmişti. O zaman da vurgulamıştım. Milenyum, yeni bin yıl demek değil aslında, Hıristiyanların kullandığı bir kavram.

TÜRKİYE HÂLÂ BİZİM..

Bir başka yanlış da şu: “Yeni yıl bize şunları şunları getirsin” biçiminde dilek dilemek.. İnsanoğlu, pek çoğu iyi niyetli olarak, soyut bir şeyden istekte bulunuyor!.. Oysa, başarıyı getiren sadece ve sadece çalışmaktır... Siz çalışmayıp, sırt üstü yatıp “Yeni yıl bana uğur getir” derseniz olmaz... Çalışacaksınız..
Şimdi yılın bu ilk gününde sözü uzatmadan bağlayalım ve dinlencenizi bozmayalım.
Geçtiğimiz yıl da, Türkiye elimizden gitmedi.
Artık, ülke olarak ne kazandığımıza değil, elimizden nelerin kayıp gitmediğinin hesabını yapar duruma geldik.
2007’de de, Cumhuriyet elden gitmedi, Kürdistan ve Büyük Ermenistan kurulamadı. ABD ve AB henüz SEVR’i uygulamaya sokamadılar. PKK ülkemizi bölemedi. BOP, Türkiye’de yürürlüğe girmedi.
İyi de bütün bunlar, Türkiye’nin tüm unsurlarının bu yönde çalışması sonucu olmadı. Az da olsa, giderek büyüyen, bilinçlenen kitleler buna izin vermedi. Yoksa, bu felâketlerin tümü gerçekleşmiş olacaktı. Geçtiğimiz yıl, çaresizlikten, sevilmedikleri halde bir şeyler yapması  beklenen CHP ve MHP yönetimleri başarılı olamadı.

ULUSALCI DAYANIŞMASI VE BİLİNCİ VAR MI?..
Bu duruma rağmen, milliyetçi, ulusalcı, kuvayi milliyeci; sonuçta Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimseyen aydınlar arasında sıkı bir dayanışmadan söz edilebilir mi?.. Atatürkçü vatandaşlar arasında meydanlarda gördüğümüz bu dayanışmanın, ne yazık ki, aydınlar ve kanaat önderleri arasında olduğunu söyleyemeyeceğim.
Evet, çok yazık ama bu bir gerçek.
Kitleler bu dayanışmayı gösterir ve aydınlardan da bunu beklerken, gizli bir snopluk(kibirlilik, kendini beğenmişlik) mevcut. Ulusalcı aydınlar, diğerlerinin gösterdiği dayanışmayı göstermiyor.
Yılın ilk gününde bu önemli bir itiraf. Ama gerçek.
Bu önemli konunun ayrıntılarına ilerde mutlaka değinmem gerek.
Şimdilik, yılınızın mutlu geçmesini diler; ama umutları soyutlukta değil, kendi somut çalışmanızda aramanızı hatırlatırım.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş