Nakarat ve Ertuğrul Özkök'ün sıkıntısı!

A+A-
Altemur KILIÇ

Başlığında, Milliyetçi-Atatürkçü, Sedat Simavi ve oğullarından miras  “Türkiye Türklerindir”  sloganı bulunan Hürriyet gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün,  “Nakarat”  başlıklı son yazısını okudum... Bu sıralarda her şey, her türlü yazı, hele Ertuğrul’dan sadır olacak her şey, mümkün... Ama ben, gene de okuduklarıma inanamadım. Özkök açıkça,  “2 yıl, ’Ne mutlu Türküm diyene”  nakaratının dinlenmesinden şikâyetçi!
“Nakaratın” lügat manası, “şarkı bentlerinin sonunda tekrarlanan mısralar - ama mecazi manası da” durmadan tekrarlanan aynı “teraneler” çok tekrarlandığından usanç getiren sözler demek. Özkök’ün bu yazısında, murad ettiği “nakarat”, Atatürk’ün Cumhuriyetin Onuncu Yıldönümünde, Cumhuriyetinin geleceğine inancını, Cumhuriyetin temelini ifade eden sesi, heyecanla titreyerek söylediği ölümsüz sözleri: “Ne mutlu Türküm diyene” .
Ertuğrul Özkök, işte, “2 yıl bu nakaratı dinleyeceğiz” diye hayıflanıyor... Hayıflanmasına sebep olan şey de, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 90’ıncı kuruluş yıldönümü” için hazırlanmış “Diriliş” adlı klip... Herhalde adı; Turgut Özakman’ın, Cumhuriyetin Kuruluşuna ait kitabından alınmış... Can Atilla’nın bestesinin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve 300 kişilik bir koro ve Suna Kan tarafından icrası... İcra, Atatürk’ün kendi sesinden söylediği bu cümleyle bitiyor “Ne mutlu Türküm diyene”. Klibi görmedim, eserin icrasını henüz dinleyemedim, ama adı ve konusu ve icra şekli bana heyecan veriyor. TBMM’nin kuruluş yıldönümünü ve anlamını ifade etmek için böylesine muhteşem bir projeyi tasavvur edenlere ve gerçekleştirenlere, TBMM eski Başkanı Sayın Köksal Toptan’a buradan şükranlarımı ifade ediyorum.
Ama Özkök hoşnut değil, tabir caizse, “limon sıkıyor”! Çünkü “Ne mutlu Türküm diyene” nakaratından rahatsız... Mutadı veçhile, gene dansöz gibi bir stil kullanarak yazmış... Önce, muhtemel tepkilere karşı, defansını alıyor; “Ben klibi çok sevdim... Çünkü bu konuda hiçbir kompleksim yok. ”Türk“kelimesine hayatım boyunca hiçbir zaman etnik bir anlam vermedim... Onu hep, ”ırkıma“ değil, yaşadığım ülkeye ait bir kavram olarak hissettim... Zaten Atatürk’ün ona verdiği mananın da bu olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz” diyor. Ama yazıdan anlaşılıyor ki Atatürk’ün bu sözlere verdiği manadan ya habersiz, ya da anlamak istemiyor! Ama Ertuğrul, buna rağmen rahatsız. Çünkü T.C.’nin asla değiştirilemez felsefesi, ona göre artık değiştirilmesi gereken “beyhude bir nakarat”.  

Mevsimlik
“Bazıları” her zamanda, her zeminde  “adamdırlar”... Bazıları ise  “Her mevsime göre, mevsimlik” adamlar! İşte Özkök de, onlardan bir  “Zamane” adamı!. “2010 yılının sonuna kadar radyolarda, televizyonlarda, törenlerde bu eseri ’Ne mutlu Türk’üm diyene’ nakaratını dinleyeceğiz” diye şikâyetçi!... Özkök’e göre “Konjonktür”, kendi kelimeleriyle şu; diyor ki; “Askerin dağlara yazdığı, şehirlere koyduğu ” Ne mutlu Türk’üm diyene“ yazılarının kaldırılmasının tartışıldığı günleri yaşıyoruz... Hürriyet’in logosundaki ”Türkiye Türklerindir“ sözünün kaldırılması gerektiğini söyleyen yazılara rastlıyorum... Türkiye, ”Kürt açılımını“ tartışıyor... Kürtlerin varlığı artık sadece zımnen değil, en resmi düzeyde de tanınmış durumda... O zaman; böyle bir konjonktürde, ”Ortak Dirilişi“ bu cümleyle anmak doğru mu? Bizlere göre bu sözler, keşke bu eser, bu icra, sadece iki yıl boyunca değil, milliyetçi-ulusalcı kanallarda, radyolarda her gün her akşam İstiklal Marşı, Onuncu Yıl Marşı eşliğinde tekrar edilse de bölücülere, işbirlikçilere, açılımcılara ve ”konjonktüre meydan okunsa“!  Özkök’ten umudu çoktan kestim, bestenin icrasını dinledikten başka, Atatürk’ün  Onuncu Yıl Nutkunu“ tamamıyla dinlese de gözlerinin yaşarmayacağından eminim... Atatürk’ün o sözleri Cumhuriyetin o ilk altın yıllarında Türkiye Cumhuriyetinin sonsuza kadar devam etmesi iradesini ifade eder, Ertuğrul’un nakarat dediği o “Ne mutlu Türküm diyene“ sözleri de, değişemez-değiştirilemeyecek, temel felsefesini! Atatürk o nutkunda ”Türk Milleti; ebediyete akıp giden her on senede bu büyük millet bayramını daha büyük şereflerle, saadetlerle huzur ve refah içinde kutlamanı gönülden dilerim“ demişti... Şimdi ise, umumi durum Apo’nun önderliğinde 2. Cumhuriyetin kurulmasına, gayet müsait. Özkök sorar, ‘TBMM, bu eserin ne kadar arkasında?” Bu, eski TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın projesi idi... Şimdi, yeni Başkanın ve ”durumu“, Ertuğrul’dan anlayan Başbakanın ve AKP çoğunluğunun, ”eserin arkasında“ olmayacaklarından eminim. CD’leri, ortadan kaldırırlarsa hiç şaşmam, çünkü ”açılımlarını“ engeller... Atatürkçülerin, Ertuğrul Özkök’e hak ettiği cevabı vereceklerinden de eminim!

Medya notu
Rivayete göre, medyada ”durum“ ve ”durumlara göre yapılması beklenen“ tasfiye harekâtında, Doğan Grubunun rotasını gene AKP’den yana değiştirmesi gündemde... Bunun için de yazarlar arasında tasfiyeler, terfiler bekleniyormuş! Bu sırada ”Özkök ne olacak“? Rivayete göre yerini AKP’ye daha yakın biri alacakmış. Ertuğrul da, İngilizce deyimiyle ”yukarıya tekmelenecekmiş “ Ertuğrul için, kalmak mı zor, gitmek mi? Ama günün, zamanın adamı her kalıba, her mevkie uyar!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları