'Namuslu' evlada nanik 'vergi' yüzsüzüne kıyak

İsrafil K.KUMBASAR

Nicedir sinema, tiyatro ve televizyon ile aramıza mesafe koyduk. İzlemiyoruz.
Birkaç gazetenin sayfaları arasında gezinirken ‘dramdan’, ‘komediye’; ‘maceradan’, ‘bilim-kurguya’ sanatın her türünü fazlasıyla soluklanıyoruz.
Elbette ağırlıklı olarak ‘traji-komik’
hadiseler.
‘Zoraki’ manşetler, ‘hedef saptıran’ yorumlar, ‘göz boyamaya’ matuf röportajlar. Bazen cımbızla çekilip büyütülen ‘sade suya tirit’ gelişmeler, bazen ‘vatandaşın gözünden’ kaçırılmak istenen vurgunlar.
Herkes ‘meşrebine’ ve ‘mezhebine’ uygun bir kalem işçiliğinin peşinde.
Hani ‘kalem işçiliği’ deyip geçmemek gerek, demek ki iyi ekmek var bu sahada.
Bir bakıyorsunuz ‘dedesi’, ‘oğlu’, ‘torunu’ köşe başlarını tutmuş. Ötede ‘mahdum’ ile ‘peder’. Tabii biraz kurcalasanız ‘gelin-kaynana’, ‘ana-oğul’ versiyonları da mevcut.
Söz konusu zevatın kahir bir kısmı ‘Boğaz’da ikamet eder ki, gündüz ‘hak-hukuk’ yaygaraları, gece ise ‘hoplama zıplama’ haykırışları mavi suları yarar geçer.
Sabah ilk vapura binen Hacı Emmi, işte o ‘hengameli’ hayattan arta kalan vakitlerde kotarılan manşetlerle yüz yüze gelir:
- “Yurt dışına çıkış yasağı kalktı!”

***

Malum referandum geçti gitti ya. Şimdi ‘meyvelerini’ toplama zamanı. İlk meyve ‘yurtdışı yasağının’ kaldırılması. Artık yargı dışında hiçbir kurum, vatandaşa ‘dur’ diyemeyecek. Ne âlâ!
Peki kim  “Dur”  diyordu?
Maliye.
Referandum öncesi Maliye’ye ‘100 bin liranın’ (eski parayla 100 milyarın) üzerinde vergi borcu olanlara sınır kapısında  “Gel bakalım vatandaş”  deniliyordu.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bir yazıyla bu durma son verdi. Borcu da olsa vatandaş ‘seyahat hürriyetinden’ mahrum edilmeyecek.
Borçlu sayısı da abartılacak (!) bir rakam değil.
Topu topu ‘80 bin’ kişinin 100’er bin lirayı aşkın borcu varmış Maliye’ye.
Üstelik, bu ‘saygın’ işadamlarının niyeti de hâlis. Dışarıya ‘gezip eğlenmeye’ değil, ‘iş bitirmeye’ gidiyorlar. Yani ‘ithalat, ihracat’ bağlantıları kurmak için. Yoksa ‘100 bin lira’ dediğiniz nedir ki, ‘bir kalemde’ öderler.
‘Ödemeden yana’ bir sıkıntıları yok. ‘Vakit darlığı’, ‘zaman bulamama’ meselesi.
Vapur, Boğaz’ı yara yara ilerliyor. Hacı Emmi, gazetenin öbür sayfasına geçiyor.

***


- “Vergi kaçıran babasını ihbar etti, 500 bin lira ikramiye aldı.”
Demek ki bazı evlatlar, ‘devlet baba’ gibi müşfik olamıyor. Babasının netameli vergi işi oldu mu soluğu Maliye’nin kapısında alıyor:
- “Babam vergi kaçırıyor.”  (!)
O bir kalemde ‘80 bin mükellefinin’ borcunu kulak ardı edip, ‘sınır kapılarını’ardına kadar açan devlet kaşlarını çatıyor:
- “Ne zaman, nasıl, kaç lira kaçırdı?”
Araştırma, soruşturma, bir bakılıyor ki iddia doğru. Vatandaş ‘23 milyon liralık’ vergi kaçırmış. Oturup uzlaşılıyor ve borç ‘5 milyon liraya’ indirilip tahsil ediliyor.
Tabii ‘ihbarcı’ evladın ödüllendirilmesi gerekiyor. 5 milyon liranın yüzde 10’u evladın hakkı.
Fakat gelin görün ki, Maliye böyle bir ‘ödenek’ koymamış. Yani ona ödenecek ‘500 bin lira’ ortada yok.
Evlat tepki gösteriyor, ‘tek kişilik’ eylem koyuyor, sonunda parasına kavuşuyor.
‘Devlet baba’ ile ‘takipçi evlat’ arasında bu kadarcık fark olabiliyor demek ki.

***

Hacı Emmi gazetenin bir sayfasını daha çevirirken kendi kendine söyleniyor:
- “Elbette vergi borcu ile vergi kaçırmak ayrı. Ama 500 bin lirayı bile bir yılda ödeyen devlet bir kalemde 80 bin mükellefine bu alicenaplığı ne adına yapıyor?”
Onun cevabını bilse bilse vergiyi ‘angarya’, seyahati ‘bireysel özgürlük’ diye yutturanlar bilir Hacı Emmi.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş