Narkozcu ayarı kaçırdı

A+A-
Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Bu süreçte şehitlerimizin hatırasına asla gölge düşürmeyecekmiş; öyle söyledi.
Yalan da değil hani.
Şehit ailelerine evlatlarının, şehit eşlerine kocalarının, şehit çocuklarına babalarının, gazilere kollarının, bacaklarının, gözlerinin, kulaklarının, burunlarının, akıllarının hesabını sormaktan vazgeçmelerini, canlarından can koparan PKK’lılarla al takke ver külah olunmasına “kat karşılığı”  razı gelmelerini teklif edebilmek; gölge düşürmeyi fersah fersah aşıyor; hakarete, aşağılamaya, onurlarını yok saymaya, “insanlık” dediğimiz şeyin üzerine düşen silinmez bir lekeye dönüşüyor!

 


***

 


Dünkü grup toplantısında  “şehit aileleri ve gaziler için yaptıkları düzenlemeler”i açıkladı.
 “Artı 1 istihdam hakkı” mıdır bir evlattan vazgeçmenin karşılığı?
Bankamatiğe yatırdığınız “maaş”larla mı sileceksiniz anaların gözyaşlarını;
Böyle mi susturacaksınız anaların, vatanı, o vatan uğruna şehit düşen oğullarının katillerine peşkeş çekmenize karşı yükselen feryatlarını?
 “Eğitim yardımı”yla mı  “barıştıracaksınız” bir çocuğu babasının canını alanlarla, babasızlığının nedeni olanlarla?
Yaşanamamış ömürlerin “eder”i bir “su faturası” mı;
Nasıl bir vicdan “Ben elektrik faturanızı ödeyeyim, siz de PKK’yı tepenize çıkarmamızı hazmedin, ses etmeyin” diyebilir?

 


***

 


Ülkeni bölüp parçalamak isteyen o katiller sürüsünün pusularında, tuzaklarında vermiş son nefeslerini o çocuklar; kahramanca girdikleri çatışmalarda vermiş.
Diri diri yanmışlar...
Paramparça olmuşlar; arkadaşları tabutlarına bir beden girebilsin diye günlerce mayınlı arazilerde et ve kemik toplamışlar...
Eksi 40 derecede donmuşlar...
40 derecede kavrulmuşlar...
Hastalık kapmışlar...
Bitlenmişler...
Zehirlenmişler...
Yaralanmışlar...
Çatışmışlar...
Miras diye, emanet diye geride bir  “vatan”  bırakmışlar!
Nasıl bir vicdan, “Ben sizi ev sahibi yapayım ama karşılığında vatanın tapusunu bana bırakın” takası önerebilir böyle fedakarlar, kahramanlar doğuranlara!

 


***

 


Utanır insan.
Yüzü kızarır.
Eveler, geveler, ızdırap çeker, midesine kramplar girer, karnı ağrır, zonk zonk zonk beyni  “hata”  vermeye başlar;
Çünkü, bu işte “insan” dediğimiz canlının tabiatına,  “insanlığa” aykırı, “ters giden bir şey” var!
Kalp taşıyan kıvranır o kürsüde;
Dili varmaz, yüreği elvermez; böyle çirkin, böyle fena, böyle insafsız, böyle insanı duyduğu anda taş kestiren bir teklifte bulunamaz.
Umuru olmadı.
Çıktı ve “şehadet”in bedelini açıkladı!
Ödeyelim, ödeşelim!
 “Evlat acısı nedir bilmek”  için evlat sahibi olmak yetmiyor demek ki!

 


***

 


Bir de dalga geçer gibi 1942’den beri var olan kanunu uygulamaya geçirdiğini söyledi.
Sormazlar mı adama;
Madem kimselerin işletmediği kanunu işletecek kadar düşünüyordun şehit ailelerini, gazileri, 10 yıldır aklın neredeydi?
Neden 10 yıl bekledin?
Neden PKK’yla masaya oturduğun güne kadar bekledin?
Neden Abdullah Öcalan’la anlaştığın güne kadar bekledin?
Şehit aileleri için “narkoz” şimdi gerekti değil mi?
Bu yüzden...

 

***

 


Her geçen gün daha da yükselen çığlıkları rahatsız etti.
PKK’lıları evlatlarının emaneti üzerinde tepinirken gören o anaların gözyaşları panikletti;
Öyle ya belli mi olur hâlâ uyuyanlar kaldıysa onları da uyandırırlar belki!
Susturmak istedin;
Çünkü sende biliyorsun onların sesinin yükselmesi aynı zamanda senin “gidişinin” müjdesi!
 “İktidara gelmek” uğruna aç olanı bulgurla, açıkta olanı konut yardımıyla, hasta olanı bedava ilaçla, soğukta kalanı kömürle, kadınları çocuk maaşıyla “uyuşturduğun”  gibi “iktidarda kalmak uğruna”  da şehit ailelerini narkozlamak istiyorsun şimdi.
Şehitlerine ihanet etsinler diye ailelerine rüşvet sunuyorsun; yoksunluklarını, yoksulluklarını kullanıyorsun!
Sen var ya;
Alenen, resmen, basbayağı, bildiğin  “satılık şehit” arıyorsun?
Hadi satılık olmasın, “süreç bataklığı”nı boğulmadan geçmeni sağlasın, ona da razısın!
Çünkü köşeye sıkıştın!
Bugüne kadar ağaç kovuğundan çıkmış muamelesi yaptığın “şehitler”e, itip kaktığın, kapından kovaladığın, azarladığın ailelerine muhtaçsın!

 


***

 


Korumalarına söyle “tedbir” alsın;
Bugün yarın karşına, bakanının sadakasını yüzüne çarpan kanser hastası Dilek gibi onurlu, yürekli bir şehit kızı da çıkacaktır.
 “Sen bizi yanlış anladın; biz babalarımızın hatırasının, yasının, acısının bedelini ödemeni değil; bize, bu ülkeye bunu yaşatanlara bedelini ödetmeni istedik! Bizimle değil babalarımızın katilleriyle “hesaplaş” istedik!” diye haykıracaktır!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları