Nasıl bir anayasa hazırlanmasını arzu ederdiniz efendim?

İsrafil K.KUMBASAR

Anayasa bir ‘toplumsal sözleşme’ belgesidir. Peki böyle bir belgenin toplumdaki bütün bireyleri genel kanaatleri dikkate alınarak, ortak bir irade tarafından hazırlanması gerekmez mi?
Gerekir, ama bu demokrasinin gerçekten ‘halk iradesine’ dayandığı ülkelerde geçerli olan bir kuraldır.
İstisnası, ‘demokrasi’ ile yönetiliyor gibi görünen ancak, ‘tek adam’ diktatoryası ile idare edilen Türkiye gibi ülkelerdir.
27 Mayıs ihtilalinden hemen sonra, ‘tek adam’ haline gelen Orgeneral Cemal Gürsel, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Sıddık Sami Onar’ı huzuruna çağırarak yeni bir anayasa taslağı hazırlatmak istediklerinden bahseder.
Onar, hiç düşünmeden şu soruyu sorar:
- “Nasıl bir anayasa isterdiniz, efendim?”
İşte bu söz, Cemal Gürsel’in Sıddık Sami Onar’ı yeni anayasayı hazırlayacak olan komisyonun başına tayin etmesi için yeter.
22 Temmuz ihtilalinin ardından yine ‘tek adam’ konumundaki BOP Eşbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Ergun Özbudun’u huzuruna kabul ederek, yeni bir anayasa hazıtlatmak istediklerini anlattı.
Eminiz ki Özbudun da, Erdoğan’ın karşısında iki büklüm olup, hemen şu soruyu sormuştur:
- “Nasıl bir anayasa isterdiniz, efendim?”

* * *

3 Kasım seçimlerinden sonra, transferler ile bir ara Meclis’te Anayasa’yı değiştirecek çoğunluğa da ulaşan Tayyip Erdoğan’ın 4.5 yıllık iktidarı boyunca Anayasa hiç aklına gelmedi.
22 Temmuz’dan sonra ne olduysa oldu, Erdoğan’ı birdenbire ‘yeni anayasa’ heyecanı sardı.
İktidarın şakşakçıları, yeni anayasanın ‘daha özgürlükçü’ ve ‘sivil’ olacağını söylüyorlar.
Peki, tıpkı ‘ihtilal dönemlerinde’ olduğu gibi  “Ben yaptım, oldu” zihniyeti ile hareket eden Tayyip Erdoğan’ın, toplumun hiçbir kesimine danışmadan, ‘kendi dünyalarında’ yaşayan bir heyete hazırlattığı anayasanın neresi ‘sivil’ olacak?
‘İşin içerisinde’ olmayan halk, sadece önüne konulan metni onaylamak için ‘noter’ vazifesi görecek.
Bunun adına da ‘sivil anayasa’ denilecek.
Basına üfürülen içeriğe bakınca, değişiklik ihtiyacının ‘nereden kaynaklandığı’ açıkça belli oluyor.
Taslağı hazırlayan heyet, değişikliğe ilk önce başlangıç hükümlerindeki ‘Türk’, ‘Atatürk’ ve ‘milliyetçiliği’ çıkararak başladı.
Sonra, değiştirilmesinin ‘teklif edilmesi’ dahi suç olan ilk dört maddeyi tartışmaya açtı.
Nihayet, ülkedeki ‘birlik ve bütünlüğün çimentosu’ olarak kabul edilen diğer maddelere el attı.
İbrahim Kaboğlu, Baskın Oran, Zafer Üskül, Atilla Yayla, Ergün Özbudun imzasını taşıyan taslak, yıldırım hızı ile Avrupa Birliği’nin onayına sunulacak.
AB komiserlerinin yapacağı son rötuşlardan sonra kamuoyuna açıklanacak.

* * *


Belli ki Tayyip Erdoğan, kapalı kapılar arkasında verdiği sözler doğrultusunda, yeni bir talimatın gereğini daha yerine getiriyor.
Ama el altından, ‘güdümü altına aldığı’ medya aracılığıyla, başörtüsü meselesinin ancak anayasa değişikliği ile çözüme kavuşturulacağı yönünde ‘balon haberler’ uçurarak, kendisine oy veren kesimleri aldatmaya çalışıyor.
‘Gerçeklerin’ üzerini örtmek amacıyla birkaç gündür kamuoyuna üflenen şu:
Güya, akademisyen heyetin hazırladığı taslakta, ‘yükseköğrenim kurumlarında kılık kıyafetin serbest bırakılması’ ile ilgili birkaç alternatif yeralıyormuş.
Ama, Sapanca’daki toplantıda bazı AKP’liler Anayasa ve yasalarda üniversitelerdeki türban yasağını düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmaması zaten bu konuda bir düzenleme yapılmaması gerektiği yönünde görüş belirtmişler.
Son karar Tayyip Erdoğan’a bırakılmış.
Yazılıp çizilenlerin ne kadar doğru, ne kadar yalan olduğunu nasıl olsa yakında öğreneceğiz.
Peki, öğrensek ne yazar?
Tayyip Erdoğan, bu taslağın kamuoyuna yansıyan haliyle Meclis’ten geçmeyeceğini bilmiyor mu?
Tabii ki biliyor.
Ama, yine birilerinin eline verdi ‘çelik çomağı’, oyalayıp duruyor.
Bir altı ay da vaziyeti böyle idare edecek.
Sonrası Allah kerim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş