Naylon fatura üzerine çift sarılı likit yumurta!

İsrafil K.KUMBASAR

Mevzu gelip ‘yumurtada’ düğümlendi. Hükümetin başı, bu kez “Kırk çürük yumurtadan bir sağlam yumurtanın çıkmayacağına” dair müthiş (!) bir analize soyundu.
Aklınca muhalefeti ’defolu’ tiplerden müteşekkil bir güruh olarak tarif etme derdinde.
Önce bir hakkı teslim edelim. ‘Yumurta’ konusunda hayli bilgi sahibi oldukları doğrudur. Hele ‘naylon fatura’ üzerine kırılmış ‘likit yumurta’ konusunda hakikaten kimse ellerine su
dökemez.
O gün belagat ve hitabetini halktan gizleyenler, ne hazindir ki, bugün ‘beş yıldızlı otel aşçısı’ pozlarında, yumurta üzerine sürekli ahkâm kesmektedir.
Demek ki, ‘çürük yumurtaya’ dair bilgileri esaslı ve sağlam.
Bakınız ‘naylon faturalı likit yumurta’ kayganasının mucidi, şu aralar ortalıkta yok. Kim bilir, belki de Çamlıca sırtlarındaki şaibeli villasında diz çökmüş, kendisine birkaç yılda ‘sonsuz imkânlar’ sağlayan liderine dualar mırıldanıyordur.
Yumurta, bunların ‘uzmanlık’ alanı, kimse sözlerinin üstüne söz etmeye yeltenmesin. En azından ‘üzerlerine fırlatılan’ hormonsuz yumurtaların hatırı için.

***


Sırf yumurta mı, hâşâ!
Daha nice yetenekleri, ferasetleri (!) de mevcut hazretlerin.
Misal, ‘güç kimde’, ‘kimin borusu ötüyor’ onu anında keşfedip yanında saf tutmak ve ‘gücü kaybedenin’ ensesine derhal şamarı indirmek de bunların bir diğer vasfıdır.
Hatırlayınız ‘milli görüşün’ hocası Erbakan biraz tökezleyip zor durumda kalınca, nasıl tornistan edip adamı ortada bıraktılar.
‘One minute’ diye halka gaz verip, kabadayılık taslayanlar; ABD uçakları Kaddafi’nin başına çöreklenince yine ayın tutumu takındı:
- “Hadi git, hadi git.”
Nerede one minute, nerede hadi git?
Özel timler Usame bin Ladin’i haklayınca, topunun yüzünü güldü. Koro halinde bir kez daha ‘tatmin’ olup, memnuniyetlerini ifade ettiler.
Peki, ‘Büyük Şeytan’a karşı halkın kuşkuları nasıl giderilecek?
Onu da uçaklarından indirmedikleri kalemşorları, yandaşları adamın gazetesindeki tam sayfa ‘taziye’ ilanı halleder.
Avama ayrı, havasa ayrı nakarat:
- “Aman, güçlü bizim gerçek yüzümüzü görmesin. Zelil oluruz, rezil oluruz!”

***


Hakkıyla yaptıkları bir başka icraat da ‘zeytinyağı’ gibi üste çıkmak.
Allah için o konuda da kimse ellerine su dökemez. İhalelerde ‘şaibe’ varmış, belediyelerde ‘vurgun’ yaşanıyormuş, ‘kadrolaşma’, ‘adam kayırma’ almış başını gitmiş. Ne gam!
 Hükümet de, ‘devlet’ de onlar değil mi?
Şeksiz şüphesiz söylediklerine inanacağız.
Kayseri’de yolsuzluk mu var, Köşk’teki muhterem “Yok öyle bir şey, ben kefilim” diyorsa, iman edeceğiz. Ama aynı Köşk’teki zat, İzmir’de belediyeler basılırken ağzını açmıyor. Adana belediyesi basılırken gözlerini kapatıyor.
Anlıyorsunuz ki, bu bir ‘ekip’ işi. ‘Güce’, ‘saltanata’ ve ‘paylaşıma’ dayalı birbirini kollama kayırma organizasyonu.
Aha, işte şuraya yazıyoruz.
Yarın Suriye’de Beşar Esad’ın başına çöktüklerinde, ilk tekme yine bu hazretlerden gelecek.
Daha düne kadar objektiflere gülümsedikleri, ortak baraj temeli atıp vizeleri kaldırdıkları Esad’a, “Hadi git, hadi git” diye akıl verecekler.

***


‘Hak’ ya da ‘adalet’ yerine ‘gücün’ yörüngesine girenlerden başka bir şey beklemek safdillik olur.
Ama gelin de bunu millete anlatın.
Vatandaş tam işe uyanacak gibi olduğunda, devreye anında Diyanet giriyor:
- “Aman fitneyi uyandırmayalım!”
Zavallılar, bilmiyorlar ki birileri bizzat ‘fitnenin kendisi’ olup çıkmış, ‘dinler bahçesi’, ‘lehçeler hutbesi’ ile ülkenin dibine dinamit koyuyor.
Sahi, Amerika’da kayganaya ‘omlet’ deniyordu değil mi?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş