Nazlı Ilıcak meselesi...

A+A-
Yavuz Selim DEMİRAĞ

Geçtiğimiz gün FETÖ'nün "Amiral Gemisi Zaman Gazetesi" yazarları ile Altan-Dalton Kardeşlerin duruşması vardı. Bir gün önce Nazlı Ilıcak ile yıllarca televizyon programı yapıp FETÖ'ye beraberce övgüler yağdıran Nagehan Alçı "Nazlı Hanım çok pişman, tahliye edilsin" diye bir yerlere mesaj vermek için yazdı. Ilıcak'ın 73 yaşında olduğunu, sağlığının iyi olmadığını beyan ederken "İkinci Kuddusi Okkır vakası yaşanmasın" sözleri ile Ergenekon Kumpasında resmen öldürülen Kuddusi Okkır'ı hatırlatırken porselen suratıyla aynaya bakıyordu. Nagehan Alçı ve kocası Rasim Ozan Kütahyalı ile ilgili fazladan yorum yapmaya gerek yok. Söz uçup gitmiyor eskisi gibi. Konuşmaların, televizyon programlarının arşivi gün-gün, saat-saat internetten basınca çıkıyor. Yazı zaten baki. Kumpas davalarının tetikçisi Taraf ile FETÖ'nün yarı resmi gazetesi Zaman ve diğerlerinde yazanların vaziyeti ortada. Örgütün üst düzey yöneticileri ile beyin takımı 15 Temmuz'dan önce zaten kaçmıştı. Geriye kalanların bir kısmı "kiralık kalem"di... Paraya tamah edip 17-25 Aralık'tan sonra da ballı maaşlar için ruhlarını satanların bazıları tutuklandı diğerleri itirafçı oldu. Ötekileri tetikçilik görevlerinde saf değiştirip bu defa iktidarın lejyoneri oldu bile. Kısacası "görev" itina ile yerine getiriliyor. Taraf ve FETÖ'nün gazetelerinde yazıp-çizenlerin çetelesini uzun uzun çıkarıp isimler üzerinde gitmeye niyetim yok. Asla onların seviyesine düşmeyeceğiz. İnfaz memurları, haysiyet cellatları ve kuryeler üzerine görüş beyanı bile vicdanımızı sızlatır.

***

Sözü uzatmadan Nazlı Ilıcak'a gelmek istiyorum. Nazlı Hanım Yeniköy'deki yalıda keyif sürerken bu satırların yazarı dahil yüzlerce, binlerce emekçi hak ettiği maaşını alamazken, Ayşe Nazlı'nın kapris ve intikam hırsı ile yazdıkları yüzünden çalışanların evine barkına hacizler yağdı. Bir dönemin "basın imparatoru" olan merhum Kemal Ilıcak'ın kahrından ölümüne sebep olanların başında da Ayşe Nazlı'nın olduğunu vurgulamış olursak abartmış sayılmayız. Yeniköy'deki yalıyı  sattıktan sonra Kemal Bey'in terekesini reddi-i miras yapan Nazlı ve evlatlarının, o satıştan kalan para ile Akşam'ı kurmaları da satışları da şaibelidir. İflas eden Tercüman'ın devri, çalışanlarına dağıtılan karşılığı asla ödenmeyecek alacak senetleri halen arşivimde korunuyor. Yaşı 70'i geçen Nazlı Hanım ile şahsi bir meselem yok... Canımı sıkan, kafama paslı bir çivi gibi çakılan konu ise, benim ablam, annem, kaynanam olan Müyesser Yıldız'a karşı takındığı tarihi haksız tavırdır. O Müyesser ki gazetecilik mesleğine stajyer öğrenci olarak Tercüman ve Bulvar'ın Ankara Temsilciliğinde santral memuru olarak başlayıp, sağlık muhabiri olarak devam eden basın emekçisidir. Kemal Ilıcak, Ankara'da beyin kanaması geçirdiğinde O'nu hastaneye götürüp, baş ucunda bekleyen tek kişidir Müyesser... Ailenin bir çok sırrına vakıftır. Müyesser'in Özal ve ailesinin girift ilişkilerine dair haberleri yüzünden aforoz edilmesi başlı başına ayrı hikaye... Ayşe Nazlı, ardındakilerin hiç birine bakmadığı gibi vefanın kırıntısını bile yaşamadığı için kendi gemisini yürütmüştür. Dahası "olağanüstü mutluluk pozları ile Zekeriya Öz'le kartopu" oynamanın dayanılmaz hafifliği ile Müyesser, Odatv kumpasında tutuklandığında "Onlar gazeteci değil" hükmünü peşinen yapıştırmaktan imtina etmemiştir. Dahası Soner Yalçın ve Müyesser Yıldız dahil Odatv zanlılarının bilgisayarlarına e-posta ile gönderilen "Truva atı" olarak nitelendirilen mesajların anında göndericilerin marifeti ve "dijital terör" unsuru ile silinmesini tespit eden bilirkişi raporlarına karşı kaleme aldığı yazıda "Müyesser Yıldız'ın oğlu İlim Uğur, ODTÜ'lü bilgisayar mühendisidir. Annesini koruma adına söz konusu darbe girişimlerine dair belgeleri silmiş olabilir" diye yazarak infazın daniskasını yapmaktan geri durmamıştır.

15,5 aylık hapisten sonra "bir kedisi bile yok" denilerek tahliye edilmek durumunda kalınan Müyesser, Silivri'den çıktıktan sonra ilk önce Yeniçağ Gazetesini ziyaret etmişti. Ertesi gün Ayşenur Aslan'ın sabah programına, Cüneyt Özdemir'in akşamki "5N1K"sına katılmıştı. Programın reklam arasında Nagehan Alçı-Altan Öymen ile canlı programın öteki aktörü Ayşe Nazlı, CNN Stüdyosunda Müyesser'i görünce; "Canııım... Ne kadar üzüldüüm!.." derken aynadaki halinden haberdar değildi. Geçtiğimiz günkü duruşmada "Bank Asya'dan kredi alıp yalı dairesi almadım" diyerek Nagehan Alçı ve Rasim Ozan Kütahyalı ve onların ardındakilere mesaj veren Ayşe Nazlı Hanım'ın 73 yaşında tutuklu kalmasına doğrusu gönlüm razı değil. Başta Kadri Gürsel olmak üzere Cumhuriyet yazarlarının derhal serbest bırakılmasını arzu ediyorum. Türkiye'deki İslamcı hareketin teorisyenlerinden olan Ali Bulaç'ın da FETÖ'ye ruhunu satmadığına inanıyorum. "Altıncı Şehir" ile Türk Edebiyatına yeni ve güçlü soluk getireceğine inandığım Ahmet Turan Alkan ile siyasi kıblesi şaşan Mümtaz'er Türköne'nin de "Şakirt" olacak kadar iradesini satmadıklarını düşünüyorum. Umarım önümüzdeki duruşmada "süslü vazonun kırılıp dağılışının resmini çizerek" tarihi davaya ışık tutup sorumluluklarının gereği yerine getirerek özgürlüklerine kavuşurlar...

  • Yorumlar 3
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları