Ne çektirdin be Haberal!

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Pazartesi ve Cuma günleri televizyon programlarım olduğu için Silivri’de karara doğru giden duruşmalara katılamıyorum. Ancak gazeteciliğin yüz akı olan dostlardan ayrıntıları anında alabiliyorum. Tahliye olduğu andan itibaren adalet arayışını sürdüren değerli arkadaşım Müyesser Yıldız insan üstü bir gayret ile koşturuyor. Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan yattıkları 20 ayın izini sürüyorlar. İlker Yücel, Aydınlık gazetesine yeni ruh vermeye devam ediyor. Ne de olsa Aydınlık ekibinin tüm yöneticileri Silivri’de... Davanın açıldığı ilk günden bu yana “tasfiye operasyonu” olduğunu her fırsatta duyuran Yeniçağ’ı ve Selcan Taşçı’yı unutmak haksızlık olur. Zir Vadisi’ndeki aramaların görüntülerini Yarbay Mustafa Dönmez’in başına örülen çorabı ifşa ettiği için baskına uğrayıp tüm yöneticileri hapse tıkılan Odatv, şimdi 51 nolu DVD’nin polis tarafından Levent Göktaş’ın bürosuna nasıl konduğunu görüntüleriyle belgeledi.

 


***

 


Tutukluluğunun 50. ayını geride bırakan Prof. Mehmet Haberal’ı bu defa hemşerisi Karadeniz’in yiğit sesi İsmail Türüt’ün anlatımlarıyla hatırlatalım. “Ayağına diken batan Rizeli soluğu Haberal’ın yanında alırdı... Hoca geleni tedavi etmekle bırakmaz, yedirir, içirir, yatırır, yol parasını da cebine koyup köyüne ulaştırırdı. Ha bu adamlar anlamıyorum halen AKP’ye oy vereceklerse ben Rizelilikten istifa edeceğim” diye sitem ediyor Türüt. Haberal Hoca “Suçum ne” diye soruyor, cevap yok.
Mahkeme heyetindeki hakim ve savcılar bile Hoca’ya senin suçun şu diyemediler. Köylüleri, çalışanları, hastaları, yüreğinde vicdanın kırıntısını taşıyan herkes isyanda. Geçtiğimiz Cuma günü “Haçapit” yazılı tişörtlerle duruşmaya gelenlerle bizim Müyesser konuşup, fotoğraf çektirmiş. “Haçapit”in anlamını yazmış... Dünyanın en saygın tıp adamı Haberal, çocukluğunda mum ışığında ders çalıştığı köyünü unutmayan vefalı insan. İş için müracaat eden köylülerine öncelik tanıması, onları koruyup, kollaması da insani bir değer. Nitekim, hastane ve diğer kuruluşlardaki köylüler yani “Haçapit”lilerin listesinin çıkarılmasını istemiş. Dosyalayıp çalışma odasına koymuş. Polis arama yaparken maden bulmuş gibi kapmış listeyi. İddianameyi hazırlayan savcılara “Haberal Hoca Tiplileri fişledi” diyerek delil niyetine mahkemeye de sunulmuş ve bu da kabul edilmiş...“Haçapit” ile “Hoca Tipliler” arasındaki farkı fark edemeyenlerin elinde tuttuğu teraziden adalet bekleyenlerin vay haline... Gözlerini intikam hırsı bürüyenler Haberal’dan neyin intikamını almaya çalışıyor ayrı bir konu. Üstelik üzerine doktora tezleri yazılacak, ciltler dolusu kitapların neşredileceği trajikomik vakadır...

 


***

 


Gelelim Haberal için iddianamede yazılan Bülent Ecevit’in sağlık meselesine. Rahşan Ecevit dahil dönemin bakan ve yetkilileri ifade verdi. Raporlar her şeyi kanıtladı. Ama esas hakkındaki mütalaada kes-yapıştır devam ediyor. Rahmetli babam dahil, yüzlerce tanıdığımı ameliyat eden Mehmet Haberal Hoca’ya buradan ağır sitemimi iletmek artık boynumun borcu oldu. Malumunuz 57. hükümette Demirel sonrası Cumhurbaşkanlığı arayışı vardı. Dönemin Başbakanı Ecevit, Haberal’ı önerdi. Hükümet ortaklarından MHP ve ANAP da tereddütsüz kabul etmişti. Ancak Haberal: “Demokrasilerde Cumhurbaşkanı parlamento içinden seçilmelidir. Ben, seçilmiş milletvekili değilim. Böylesi bir teklifi kabul etmem mümkün değil” sözleri ile görevi reddetmişti. Ahh Hocam, Sezer’in yerine Köşk’te sen otursaydın, bütün bunlar başımıza gelir miydi? Ne yaptın Hoca! Ne çektirdin bizlere...

 

Not: Cuma günü gazi Serdar Öztürk’ün savunması var. Digital sahtecilik çetesinin izini sürdüğü için içeride tutulan Öztürk, iki saatlik kısıtlı sürede tarihe ışık tutacak. Güneşi balçıkla sıvamaya kalkışanlara duyurulur.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş