Ne mağduriyeti ya!..

A+A-
Ahmet SEVGİ

Devletin en yetkili ağızlarının FETÖ operasyonlarında kurunun yanında yaş da yanmadı, mağduriyet filan yok anlamında "Ne mağduriyeti ya!" çıkışlarını televizyonlarda duyunca içim "cızzz" etti. Zira aynel-yakîn, ilmel-yakîn görüp bildiğim nice mağdur vardı. Acaba, hakkal-yakîn bu mağduriyeti yaşayanlar "Ne mağduriyeti ya!" celâllenmesini duyduklarında nasıl bir rûhî sarsıntı yaşadılar?

Filan bankada hesabın var, feşmekan sendikaya üye olmuşsun denilerek memuriyetten atılan, çoluk çocuğu perişan edilen, bunlar yetmemiş gibi terörist muamelesi gördüğü için toplum tarafından dışlanan, âdetâ açlığa terk edilen binlerce insana; kimsesizlerin kimsesi olmak iddiası ile yola çıkanların, Mısırlı Esma için gözyaşı dökenlerin "Ne mağduriyeti ya!" tokadı çarpmaları nasıl bir acımasızlıktır? Tamam, makam-mevki insanı değiştirir, âmennâ, lakin vicdanını da kurutur mu?

"FETÖ"cülük yaftası -siyasiler hariç- hemen herkesin tepesinde Demokles'in kılıcı gibi sallanıp dururken cesaret gösterip "mağduriyet var" diyebilenleri hain ilan ederseniz haksızlıkları kim, nasıl dile getirecek? Bu yolun sonu faşizme çıkmaz mı?

Durumdan vazife çıkarmaya teşne bir topluma, devletin en tepesinden "FETÖ"cüleri ifşa edin çağrısı gelir de, aralarında bitmemiş şahsî hesapları olanlar rahat durur mu? Nitekim imzasız ihbar mektupları yağdı komisyonlara... İmam müezzini, müezzin imamı "FETÖ"cü diye ihbar etti. Gerisini varın siz tasavvur edin.

Diğer taraftan "OHAL"le birlikte ortalıkta öyle bir hava estirildi ki hâkimler bile ne olur ne olmaz, bakarsın FETÖ ile bağlantısı çıkar, sonra başım derde girer endişesiyle önüne gelen dosyaları doğru dürüst incelemeden hemen "FETÖ"cü damgasını vurup kendini garantiye alma telaşına düştü. Böylece at izi, it izine karıştı, mağduriyetler oluştu.

15 Temmuz darbe teşebbüsü elbette hafife alınacak bir olay değil. Ülke uçurumun kenarından döndü. Ancak tehlikenin büyüklüğü mağduriyetlere göz yummamızı mübah kılmaz. Aksine, kurunun yanında yaşı da yakmayarak haklılığımızı ispat etmek, gücümüze güç katmak zorundayız. Oysa çetenin elebaşları dolar çantalarıyla birlikte yurt dışına kaçtı, 30-40 yıldır FETÖ medyasında kalem oynatan, F. Gülen'e methiyeler döşeyen açıkgöz kalemşorlar tehlikeyi sezer sezmez itirafçı olup havuz medyasına transfer oldular ve bir eli yağda bir eli balda etrafa çamur atarak hayatlarını sürdürüyorlar. Nice masum insansa Zaman gazetesine abone oldun mu, çocuğun cemaatin dershanesine gitti mi, felan bankada hesabın var mı gibi -o günkü şartlarda hiç de suç sayılmayan- saçma sapan sorularla memuriyetten atıldı hatta cezaevine  tıkıldı. Mağduriyet var diyenler de hain ilan ediliyor. Bu nasıl bir gaflettir?

Bütün bunlar bir yana, hukuk ve adalete güvenin sarsılması yüzünden, insanlar başımıza bir şey gelir mi endişesiyle "FETÖ"cülükle suçlanan yakınlarını, arkadaş ve dostlarını değil ziyaret etmek, onlara telefon edip geçmiş olsun demeye korkar oldu hatta telefon bile açamadı. Toplumumuz bir gün tekrar eski huzur ortamına dönse bile bu travmayı unutmayacak, nesilden nesile anlatarak müsebbiplerine beddua edecektir.

       Beyt li-müellifihi:

       "Sözüm gönüldendir, gönüllere gitsin isterim//Masumların mağduriyetleri bitsin isterim."

  • Yorumlar 212
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları