Ne zaman halkı düşündüler ki

Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Cumhuriyet’ten Fırat Kozok’un haberine göre TRT,  1. derecede tehlikeli atık sayılan 6 bin 131 elektron tüpünü asıl işi mermercilik olan şirkete satmış. Bunu yaparken de ilgili kurumlardan görüş almamış. İhaleyi kazanan firmanın radyoaktif içeriği de olan yani hem insan sağlığını hem de çevreyi tehdit eden atıkların işlenmesi ile ilgili hiçbir lisansı yokmuş.
Ne olmuş yani! Yayın saatlerini de  “asıl işi yandaşlık” olan kişilere pay etmemişler miydi! Bunu yaparken de ödedikleri fatura ve vergilerle kurumun tabii/mecburi finansörü olan halkın görüşünü almamışlardı.
TRT cephesinde değişen bir şey yok demek ki!..


 


 


Taklasız olmaz

Mevzu 28 Şubat soruşturmasının genişleme alanı ya, “katip arzuhalim yaz padişaha” diyerek hergün biri ikisi “af dilekçesi” yolluyor köşesinden;
Kullanıldık!
Bakın, Hasan Cemal ekolüne has, eh artık hayli de demode olan  “itirafçılık” akımına kapılanlara ne diyor okurlarımızdan Mansa Aymanboz:
Evet ama yetmez, takla atıp iki göbek atmadan olmaz!


 


 


Ambargoculara tavsiye...

Türk Hava Yolları’nın  “var olmadığını” söylediği canlı türüne mensup, yani hem Yeniçağ okuru hem de THY yolcusu olan Figen Sanlı’dan ambargoculara çözüm önerisi:
“Bilet alımı sırasında gazete tercihimizi sorun, biz de iletelim. Böylece hangi yolcu ne okumak ister bilginiz dahilinde olur ve temin edemedik / tercih edilmiyor gibi mazeretler üretmek durumunda kalmazsınız... Yüreğiniz varsa da gerçekte hangi gazetelerin tercih edildiğine dair istatistikleri yayınlar, “ileri demokrasi”nin gelişimine katkı sağlarsınız!”


 


BASINDAN SEÇMELER


Üniversiteler garnizona döndü

Lafa gelince AKP iktidarının büyük demokratik adımlar attığını, ülkeye özgürlük ve demokrasi geldiğini söylüyorlar.
Hele en revaçta olan laf “askeri vesayet bitti artık.”

***


Üniversitelere yolunuz düşüyor mu?
Ben zaman zaman toplantılar, paneller ya da öğrenci sohbetleri için çeşitli üniversitelere gidiyorum.
İnanın bir üniversiteye mi giriyorum yoksa bir garnizon kapısında mıyım, çoğu kez anlamıyorum.
Hele özel üniversiteler.
Hepsi birer genelkurmay başkanlığı sanki.
Binaların etrafında genellikle siyah giyimli, bellerinden cop sarkan görevliler geziyor.
Ana kapıda durduruluyorsunuz. “Nereye?”  diyor görevli.
Nereye olacak, üniversiteye.
Sonra ikinci soru geliyor?
 “Neden gelmiştiniz?”
Elinin körü. Üniversiteye neden gelinir ki? Bazen “Hiiiç şöyle bir dolaşacağım” diyorum...
Güvenlik adı altında öğrenciye de öğretim görevlisine de herhangi bir nedenle gelen ziyaretçilere de nefes aldırılmıyor.
İşin garibi, lafta çok demokrat, özgürlüklerden yana olan, Twitter ve Facebook’ta herkese ayar veren gençler durumdan hiç şikâyetçi değil.
Alıştırılmışlar bu garnizon düzenine.
Üniversiteler özgürlük sembolleridir ülkelerinin.
Bizde ise her an bir suç işleneceğinden korkulan melanet yuvaları sanki.
Can Ataklı / Vatan


 


 


Yazar Mümtazer Türköne, 28 Şubat soruşturmasını kaleme almış: “Şiddetli intikam
istiyorum.”
Bu şahsın lakabı “Kazıklı Voyvoda” olsun...
Haldun Ertem / Milliyet (Açık Pencere)


 


 


Başkasına yapılınca iyi sana yapılınca kötü

Emre Uslu (...)  kendisini hedef alan internet sitesinin özel hayatına ilişkin bilgiler yayınlayıp ailesini hedef haline getirdiğini belirtiyor.
Gerçekse, bu kötü bir durum. (...) Ancak kabul etmek gerekir ki, Uslu’nun yakın çevresinde bulunan kimi isimler de uzun zamandır tam da bunu yapıyor. İnsanları hedef alıyor, özel bilgilerini deşifre ediyor, insanlara psikolojik baskı yapıyor.
Doğru yöntem, Uslu’nun o zaman da bunlara karşı çıkması, gerek gazete sayfalarından gerekse internet sitelerinden özel hayatları afişe edilen insanlara sahip çıkmasıydı. (...) Uslu’nun başına geldiğini söylediği olay, uzun süredir birçok insanı mağdur eden bir uygulama... Psikolojik savaş bize yönelik olduğunda kötü, hoşlanmadığımız insanlara yöneldiğinde iyi bir yöntem olamaz. 
Ergun Babahan / Star


 


 


Şubatı solladık...

Cengiz Çandar dün Taraf’taki röportajda, 28 Şubat’ta nasıl andıçlandığını anlatıyor... Sabah gazetesi M. Ali Birand’ın işine son vermiş ama Cengiz Çandar’ı kadrodan çıkarmamış. O dönemde 3 gazeteci andıç kurbanı olmuş.
Patronlara vergi cezası ve benzeri yollarla baskı yapılmamış.
Yaşadığımız demokrasi döneminde ise yalnızca Hürriyet gazetesinden dışlanan gazeteciler şunlar: Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Tufan Türenç, Cüneyt Ülsever, Rahmi Turan, Özdemir İnce, Latif Demirci...
Demokratik dönem daha hasarlı geçiyor!..
Melih Aşık / Milliyet


 


 


Ankaragücü küme düşmüştü, stadının adı 19 Mayıs... Manisaspor küme düşmüştü, stadının adı 19 Mayıs... En son Samsunspor küme düştü, stadının adı 19 Mayıs...  “19 Mayıs statlarda kutlanmayacak” diyorlar, inanmıyorsunuz kardeşim!
Yılmaz Özdil / Hürriyet


 


 


Eşekten düşmüşe dönersiniz

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin...
Yaptığınız şey,  “şımarıklık”tır,  “iktidar sarhoşluğu”dur!
Bugün  “oynamak zorunda kalan”  seçmen, günü geldiğinde sandıkta öyle bir “tokat” atar ki; eşekten düşmüşe dönersiniz!
Yazın bir kenara...
Mustafa Mutlu / Vatan


 


 


Bu ülkede düzen katiyen değişmez. Sadece “üzen” ile “üzülen” zaman zaman yer değiştirir.
Cüneyt Ülsever / Yurt

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş