Neden geri verdiler?

A+A-
Savaş SÜZAL

Türkiye’den bir haber bülteni dinleyince, anlatılanlar, haber mi, yoksa düşman ordusu propaganda bakanlığı bildirisi mi, karar vermekte zorlanıyorum. Son haber Başbakan’ın hastalığı. Bizim, ellerinde sarı basın kartı taşıyan meslektaşlarımız, şimdi soracağım soruları sormaya mı korkuyorlar, ya da cevapları öğrendiler de kendilerine oto sansür mü uyguluyorlar, karar veremedim.
Düşünün, orta düzeyde bir iş adamı veya siyasetçi olsanız ve de önemsiz bir grip hastalığı geçirseniz, siz mi doktora gidersiniz, yoksa doktor mu evinize gelir? Bir doktoru evinize getirecek kadar paranız vardır herhalde. Peki, insanlar hastaneye neden gider? Orada bazı durumlardan korktukları veya tahlil ve acil tedavileri, tahlilleri yaptırmak için değil mi. Basit bir soğuk algınlığı konusunda, Ali Cengiz oyunları ile iki konvoy numarası yapıp, gazetecileri atlatıp, hastanede, korumalarına kıyafet değiştirtip içeri girilmesini önleyerek yapılan kontrol, basit bir grip kontrolü imiş.
Ha bir de aklıma geldi, onca ameliyatlar sırasında falan geçmiş olsun bile demeyen ABD’deki hoca efendi, birden grip için geçmiş olsun mesajı yayınlıyor gazetelerde. Bir şey mi biliyor ki. Allah; astım, hazımsızlık veya kabızlık gibi hastalıklardan milletimizi korusun derim. Bakın kanser veya tümör lafları etmiyorum. Zira o zaman ülkenin yarısına operasyon yapılacak demektir.
Diyebilirsiniz ki bunlara başka bir neden mi var. Olabilir. Tutanak olayı sonrası ortalığı toza dumana bulayacaksın ki millet yediği kazığın farkına varmayacak. Hastalık bahanesi ile de bir hafta konuşmayıp ortalığın sakinleşmesini bekleyeceksin, Bu arada katil sürüsünün, tu kaka olmadığını, İmralı’dakinin bebek katili olmadığı, bebeklerin ayağı kayıp, kurşun üzerine düşerek ölüp yaralandığını, aslında teröristlerin, Türkiye’yi seven cici çocuklar olduğunu ima etmek için de sürünün elindeki çocuklarımızın salıverilmesini sağlayacaksın.
Bu salıverilme işlemi ve sürecinin bile ülkemin terör karşısındaki yenilgisinin en basit kanıtı olduğuna inanıyorum. Eğer sen güçlü devlet olsaydın, ya kendin gider oradan canlı veya cesetlerini alırdın çocuklarının. Veya Barzani ve öteki kuklalara, sınırları kapatırım tehdidini savunurdun. İş, terör örgütünün merhametine kalmıştır.
Koca devlet içerideki işbirlikçilerinin yardımı ile aynı 1. Dünya Savaşı sonrasında olduğu gibi diz çöktürülmüştür. Adını ne koyarsanız koyun, bu bir teröre teslimdir. Oyun bu, bizimkilerin hepsi de figüran. Karar verme noktasında hiçbir yetkileri yok. Türk halkı da ne senaryoyu, ne de oyunu anlayabilmiş düz seyirci. Sanki tiyatroya giderlerse para alacaklarmış gibi.
Son nokta; sanki tarih kitaplarında Sevr Antlaşması sonrası Türkiye’nin işgalini yeniden yaşıyoruz. Batılı müttefikler Vahdettin’in sattığı ülkeden kaçışlarının rövanşını almışlar gibi. İçerideki Vahdettinler ve o zamanki işgalcilere yardım edenlerin torunlarının ve yeniden satılık kalemlerin yardımıyla.
Sevgili okurlarım. Washington’da yeni bir politika planlaması çalışmaları yapılıyor. Duyduğumuz kadarı ile Arap dünyası ve BOP’lar BİP’ler tarih olmaya başlamış. Yeni politikanın yeni liderlerini de seçmeye başlamışlar. Bizden ABD’nin kanatları altında gelişmeyi uman yeni yetme politikacılara duyurulur. Şimdiden birilerini yalamaya başlasalar iyi olacak gibi.
Bir sır değil, yakın zamanda Orta Doğu’da sınırlar yeniden çiziliyor. Bu sınırlarda oynayamadıkları tek sınır bizimkiydi, artık onu da istedikleri gibi çizecekler. Yeni politikada İsrail gene önemli bir mihenk taşı. ABD yeni devletler yaratıyor, bölgelerde ileri karakol olarak kullanma amacıyla. Komünizmi hedef gösterip tepişme, yaklaşık bir asır sürdü. Dini hedef gösterme de kokmaya başladı, bir de tehlikeleri ortaya çıktı. Müslüman dünyası mıncıklandığı zaman göçlerin, Hıristiyan dünyasında demografiyi değiştirdiği gerçeği ortaya çıktı. Şimdilerde mesela Hıristiyan aleminde Müslüman ülkelerden göçe karşı çıkıyorlar. Mesela Suriye’den göç eden hiç bir mülteciyi almak gibi bir çaba içinde değiller. Sıkı durun yakın tarihte büyük şok edici gelişmelere.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları