Neden hâlâ OHAL

A+A-
Ergun KAFTANCI

    OHAL ne için ilan edilmişti...

     15 Temmuz ayaklanmasıyla hükûmeti devirmek, devleti ele geçirmek ve müesses nizamı alt üst etmek isteyenleri tek tek toplamak, milletin ve demokrasinin dinamiklerini korumak için değil mi...

     Gereği de yapıldı, kısa adıyla fetö diye anılan terör çetesi çökertildi, mensupları ve asker kılığındaki tetikçileri yakalandı. Yurt dışına kaçanlar oldu; onlar da bir gün gelecek tek tek yakayı ele verecek...

     Devlete ve millete karşı işlenmiş suçlar cezasız bırakılmaz, gereği mutlaka yapılır.

     Firariler için de kaçtılar, kurtuldular demek ve bunu düşünmek beyhudedir, adalet muhakkak tecelli edecektir...

     * * *

     Fetö tamamen çökertildi mi?

     Çökertildiyse OHAL neden sürdürülüyor.

     Bir başka soru daha var aklımda; çökertilemediyse, demek ki başı gibi kuyruğu da, ortadan kaldırılabilmiş değil. Peki, inlerine girdik diyen iktidar tehlikeyi ne zaman savuşturacak, kaçıncı OHAL kararına dayanarak çeteyi külliyen ortadan kaldıracak?

     Son fetöcü tenkil edilene kadar OHAL üzerine OHAL mi ilan edeceğiz...

     * * *

     Bu çetenin mutlaka bir siyasal ayağı olmalıdır...

     O ayağı neden ciddi biçimde araştırıp ortaya çıkarmıyoruz; gücümüz mü yetmiyor, yoksa başka hesabımız mı var? Oysa parmaklar fetöcü siyasetçilerin mekânını işaret ediyor, o mekân AKP... İktidar partisinde toplanmış fetöcü grubun nedense üzerine gidilmedi. Sadece İlhan İşbilen, Hakan Şükür, İdris Bal, İdris Naim Şahin gibi isimler istifa ederek AKP'den ayrıldı. Asıl fetöcüler ise hâlâ AKP'de, ya kendilerini gizlediler, ya da dikkatleri çekmemek için çeteden uzak durmayı yeğlediler...

     Bunları AKP yönetimi biliyor ama maalesef üzerlerine gitmiyor...

     Bu durumda OHAL için fuzuli bir karar demek mümkün. Hem OHAL olacak, hem siyasetteki çetecilerin yakalarına yapışılmayacak; böyle bir çelişki yaşanmamalı...

     Madem ki fazla bir işe yaramıyor o halde OHAL'i kaldırmak ve ülkede hayatı normalleştirmek lâzım!

 

Buyurun, YSK'ya güvenin

------------------------------

     Referandumun yönünü değiştiren ve evet tercihine çeviren YSK, yanlış kararıyla millî iradenin tecellisini engelledi. Bu olay, siyasal tarihimize de yazıldı. Bağışlanması asla mümkün olmayan bu suçu işleyenlerin çocukları babalarının ya da dedelerinin siyasal tarihe şaibeli olarak geçmesini herhalde üzülerek okuyacak...

     Hayır diyerek parlamenter demokrasiyi savunan toplumun yarısı, bu yanlış kararla bir kez daha sarsılmıştır ama demokrasiyi de daha fazla, daha içten ve daha güçlü olarak sahiplenme kararlılığını göstermiştir.

     Umarız ve dileriz ki evet diyen yurttaşlarımız da tam demokrasi hedefine doğru başlatılan yürüyüşe aynı safta yer alarak katılsın.

     Unutulmasın, Türkiye ancak tam demokrasiyle güçlü bir ülke olabilir...

     * * * 

     YSK, mühürsüz zarfların ve mazrufların -tercih pusulalarının- sayılabileceği hükmünü verirken şu sorunun gündeme geleceğini hiç düşünmedi mi:

     -Madem ki mühürsüz oy pusulaları geçerli sayılacaktı neden mühür kullanıldı...

     Çünkü mühür bir emniyet supabıdır...

     Sahtekarlığı önler; mükerrer oy kullanılmasını önler, kullanılan oya ve herhangi bir anlaşmaya meşruiyet kazandırır. YSK, meşruiyete gölge düşürmüştür, dolayısıyla da güvenilmez bir kurula dönüşmüştür.

 

Kendisini mahkûm eden lider

------------------------------ ------

     Atalarımız ne demiş:

     -At atın yanında durdukça, ya huyundan, ya suyundan alır...

     Bizimki de yan yana durduğu insanların huyundan aldı, küfürbaz oldu...

     MHP Grup toplantısında, evet diyerek yanlış yola saptığı için kendisini eleştirenlere, MHP'den ya ihraç edilen ya da istifa ederek ayrılanlarla yazarlara ve gazetecilere hakaret etti...

Hepsini ahlâksız olmakla suçladı, "Kemiksizler" dedi, yetinmedi "Bidon kafalılar" diyerek daha da ileri gitti.

Yine aynı toplantıda "Partimiz evet diyerek daha da güçlendi" gibi bir safsataya sığındı ama aynı anda MHP'den peş peşe onlarca istifa haberi geldi...

     Referandumdan bu yana MHP'nin teşkilâtları boşalıyor. Ayrılanlar, Devlet Bahçeli'ye karşı olan gerçek ülkücülerin safında toplanıyor. Buna karşılık Bahçeli de boşalan teşkilatlara yandaş atamaya çalışıyor..

     Genel Başkan'ın ve etrafının son debelenmelerine tanık oluyoruz...

     MHP adına elbet de çok üzücü bir durum...

     * * *

     Ayrılanların duygu ve düşüncelerine Müsavat Dervişoğlu şu cümlesiyle tercüman oldu:

     -Hedef ve ülkülerimize hizmet ettiğine artık inanmadığım bir siyasi yapıyla birlikte anılmayı anlamlı bulmadığımdan, MHP'den istifa ediyorum.

     Lâfın özetine gelince...

     Bahçeli kendisini bir başına siyaset yapmaya mahkûm etti! 

 

ANLAMLI SÖZLER

------------------------------ ------------------------------ ------------------   

       Edebim el vermez edepsizlik edene, susmak tek cevap, edebi elden gidene. (Galip ERDEM)

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları