Nefesi askerin ensesinde (mi?)

A+A-
Behiç KILIÇ

Eğer yanlış anlamadıysam şöyle olmuş..!
Albay Çiçek’in imzası jandarma teknik ekibince incelenmiş. Rapor yazılmış, bu rapor özel kuryeye verilmiş, ivedi ve gizli olarak askeri savcılığa sevk edilmiş...
İşte o gizli belge, jandarmadan çıkan gizli belge anında matbuatın eline geçiyor... Bir de bakıyorsunuz, jandarmanın raporu gazete manşetlerinde!.. Hangi gazetelerin?.. Üstelik  “yandaş”  diye tanımlanan, TSK’yı yerden yere vuran gazetelerin elinde rapor!.. Anında görüntü!..
Bu nasıl olabiliyor?!.
Jandarmadan çıkan rapor askeri savcı yolunda, nasıl oluyor da rakip matbuat sayfalarında adres buluyor!.?
İzahını yapmaya çalışalım..!
Ya  “büyük oyuncu”  bu işin böyle olmasını programlamıştır, yani söz konusu  “raporun” bu şekilde yayınlanması oyunun gereğidir ve matbuata sızdırma yapılmıştır!..
Ya da...
Devletin bu en önemli kurumunda, birinci dereceden sıkıntı vardır ve kurumun güvenlik duvarları, yapıyı hedef almış cemaat tarafından delik deşik edilmiştir!..
Moda deyimle  “ikisi de vahim”  durumdur..!


Kaza, facia ve Türkiye...
Allah kimseye böyle acı göstermesin, dünyanın en feci halidir bu... 20 yaşındaki evladını toprağa vermek... Gencecik kızlar, trafik belasına, gene belki de ilkel bir yaratığın direksiyonu yüzünden kurban oldular... Hayatlarının başında...
Türkiye’nin hali vakasıdır bu!..
Ne olmuş?.. Üniversite öğrencisi genç kızlar, her biri son derece başarılı gençler... Aralarında öğretmen adayları var... Hayata atılmanın, Türkiye’ye hizmetin arifesindeler...
Haber, kazanın dışında da çarpıcı...
Eğer bu haber doğru ise kızlar, dini eğitim veren bir kamptan dönüyorlarmış!.. İnternethaber şöyle yazıyor;
 “Piknikten geldikleri ileri sürülen Hacettepe ve Gazi Üniversiteleri öğrencilerinin bulunduğu aracın; aslında Adapazarı Akyazı Kuzuluk Kaplıcaları’ndan yola çıktığı ve öğrencilerin burada bir hafta dini eğitim kampında oldukları belirlendi.
Öğrencilerin hepsinin türbanlı ya da yeni türban takan öğrenciler olduğu ve aslında 50 kişilik bir grup oldukları da belirlendi. Gezinin piknik değil dini amaçlı bir gezi olduğu ve yola çıkan iki araç bulunduğu ve toplam 50 öğrencinin kamptan döndüğü de soruşturma sırasında ortaya çıktı... Kaza yerinde kampta verilen eğitimde kullanılan çok sayıda dini içerikli yayınlar ve risalelere rastlanması üzerine yapılan incelemede; öğrencilerin aslında dini kamptan döndüklerini ortaya çıkarttı. Adapazarı, Akyazı Kuzuluk kaplıcalarının yöneticileri 50 öğrencinin bir hafta boyunca kaplıca tesislerinde kampta olduğunu doğruladı.”
Nasıl yani!!?
Üniversiteli genç kızlar, ellişerli gruplar halinde kamplara alınıyor ve dini eğitim adı altında biçimlendiriliyor!.. Kazanın altından, böyle de bir duruma muttali oluyoruz.. Kimse yazdıklarımı saptırmasın, eğitim, diyanet kaynaklı, falan bilimsel bir kurumun faaliyeti değil!..
Nedir bu Kuzuluk muzuluk!!?
Olan şudur...
Yeniden Türkiye düzeni için biçimlendirilmiş ahali tabanı faaliyeti..
Ekleme yapayım, Atatürk Hava Limanı’nın Pazar akşamı TV haberlerine yansıyan manzarasını içinize sindiriyor musunuz?.. Cumhuriyet Türkiyesi’ne meydan okuyan aziz vatandaşların, şeyh hazretlerinin karıları ile Arabistan seyahatine gidişini kutsamaya gelenler, hoş manzaralardı değil mi!!?
Değişiyoruz, gelişiyoruz...
Seyrediyoruz..
Yiyos, içiyos, adiyos!!!


AB’li elçilere terör sitemi
Başbakan dün öğle yemeğini AB ülkelerinin Ankara’daki temsilcileri
ile yedi... Onlara söyledikleri arasında şu sözler de vardı;
 “- Çetelere karşı da Türkiye büyük bir mücadele veriyor. Ancak uluslararası boyutları olan bazı terör olaylarında da sıkıntı yaşadığımızı ifade etmek istiyorum.
 - Kuzey Irak’ta barınan terör örgütü, ne yazık ki bugün bile hâlâ bazı Avrupa ülkelerinden kendisine destek bulabiliyor. Her türlü uyarımıza rağmen, finans kaynaklarının kesilmesi, zanlıların iadesi gibi hususlarda bazı ülkelerden destek alamıyoruz...”
 İşte bu sözler, Türkiye’nin başındaki belanın ana kaynağını işaret eden vurgulamalardır.. Eğer
o ülkeler eşkıyanın kara ticaretinden pay almaktan vazgeçerlerse huzur gelecektir..

Yazarın Diğer Yazıları