Nerede basın özgürlüğü

A+A-
Ergun KAFTANCI

BİR grup Alman gazeteci, İncirlik'te konuşlanan Tornado savaş uçaklarının tanıtımını yapmak ve kısa bir yazı dizisi hazırlamak istedi...

    Türkiye'ye geldiler, İstanbul'dan Adana'ya geçtiler...

    İlgili makamlara başvurdular...

    İzin alamadılar...

    Yetkili merci, Alman gazetecilere "Olmaz" dedi...

    Aynı merci sanki iyi iş yapmış gibi, olmaz diyerek gazetecileri engellediğini Ankara'ya da bildirdi...

    Söylenti yaygın, olmaz diyenler aferin aldı...

    .......................

    1915'te Rusya'nın kışkırtmasıyla topraklarımızın bir bölümünü ele geçirmeye kalkan Ermeni çetelerle Osmanlı askerinin mukatele halini, bir asırdan beri "Soykırımı" ilan ederek dünyayı aleyhimize çevirmeye çalışan Erivan ve Diaspora anlayışı Cermenleşerek hortladı...

    Ermeni yanlısı Almanların oylarıyla çıkarılan karar tasarısı, mukateleyi soykırımı saydı. Bundan böyle Almanya sınırları içerisinde hiç kimse "1915 soykırımı değildir" diyemeyecek...

     Tasarı, Alman halkına bunu dayattı.

     .......................

     Alman gazetecilere sırf bu yüzden gazetecilik yapma izni vermedik değerli okurlar; alenen ilkel davrandık...

     3 milyon soydaşımızın Almanya'da yaşadığını ve bulundukları ülkenin insanlarıyla dostluk kurduklarını düşünmeden bir avuç Alman gazeteciden intikam almaya kalktık...

     Takınılan tavır "Muhafazakâr demokrat" iktidarımıza yakışmadı...

     .......................

     Sadece ayıp etmedik, ülkemizde basın özgürlüğünün olmadığını iddia eden yabancıları da haklı çıkardık.

     Bir ülkede basın özgürlüğü, salt o ülkenin gazetecilerine ait hak ve hukuk değildir; bu mesleği icra eden kişi, hangi milletten olursa olsun yasaların suç saydığı fiillere bulaşmadığı sürece bu hakkı ve hukuku rahatça kullanmak durumundadır.    

     Ne acı ki bu tepkimizle demokratik olmaktan uzak bir iklimde yaşadığımızı gösterdik.

     Hukuku ve özgürlükleri öne çıkaran ülkeler bizi, elbet de aralarında görmek istemeyecektir.

     Normal değil mi!?    

    

*

 

İğrenç bir tezgâh

     AKP iktidarı, terörle mücadeledeki başarısızlığını kamufle etmek amacıyla CHP lideri Kılıçdaroğlu üzerinden Fatih Camii'nde basit ve kokusu anında çıkan bir eylem tezgâhladı...

     Bir şehidimizin cenazesi o camiden kaldırılıyordu...

     Cumhurbaşkanı Erdoğan yoktu ama Cumhurbaşkanı Gül oradaydı...

     Başbakan Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Efkan Ala, bazı bakanlar, vekiller ve üst düzey askerler de törene katılıyordu...

     Cemaatin arasında AKP'nin yandaş kuruluşu olarak bilinen Osmanlı Ocakları'na mensup bir grup genç de vardı...

     Bunlardan birinin -Lider konumunda olan- Kılıçdaroğlu'nu protesto başlamadan önce Başbakan ile görüştüğü kamerayla görüntülenmişti...

     O biri, olaydan sonra kaçarken yakalandı ve sorguya alındı...

     ........................

     Kılıçdaroğlu'nu protesto edenlerin, AKP'den talimatlı provokatörler oldukları ihtimali çok kuvvetli...

    Çünkü başlarında Başbakan ile ayak üstü görüşürken görüntülenmiş saçsız biri vardı... O kişi protesto talimatını ya başbakandan alıyordu, ya da başbakana, yapacakları hakkında tekmil veriyordu...

    ........................

    Aynı şahsın, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun önünden geçerken Genel Başkan'ın ayağının ucuna bir mermi bıraktığı görüldü.

    Yorumlara bakılırsa bu düpedüz, "Sonun geldi anlamındaydı"...

    ........................

    Mermi halen CHP'nin elinde...

    Üzerindeki parmak izi silinmesin diye torbalandı, polise verilecek...

    Cami avlusunda CHP lideri ve CHP değil, fakat çözüm süreci gibi içi boş ve kuru bir sloganla terörü yeneceğini düşünenler yuhalanmış oldu.

    Kötü bir eylemdi; amacı da, tehlikeler doğuracak, halkı karşı karşıya getirecek basit bir fitili ateşlemek olarak algılandı...

    ........................

    Bu hava dağılmış değil; yağışlı, güneşsiz, bulutlu siyasal iklim sürecek gibi...

    AKP iktidarının, terörü yenmekteki başarısızlığını muhalefetin üzerine yıkmayı amaçlayan daha pek çok tezgâh kurduğuna tanık olabiliriz...

    Allah hepsinden milletimizi muhafaza eyleye...

 

*

 

Laf iyi ama icraat yok

    HERKES'in ağzında, terör karşısında ne yapıldığı ve bundan sonra da ne yapılacağı sorusu dönüp dolaşıyor...

    CHP lideri "Teröre karşı ortak tedbir alalım" cümlesini kim bilir kaçıncı kez tekrarladı...

    Bunu söylüyor ama alınacak tedbir konusunda ağzından tek sözcük dökülmüyor. Keza "Her türlü katkıda varız" diyor ama katkının nasıl olacağını söylemiyor.

    ..........................

    İktidarın, terörün karşısında içi boş "Çözüm süreci" edebiyatıyla ne kadar savruk ve vurdumduymaz olduğu görüldü. CHP ve Kılıçdaroğlu'nun da laf ebeliği yaparak vurdumduymazlık konusunda iktidardan geri kalmadığı anlaşıldı...

    "Ortak tedbir alalım" ve de "Her türlü katkıda varız" ifadeleri CHP'nin de dipsiz kiler boş ambar olduğunu gösteriyor...

    Terör örgütünün kırsaldan inip yerleşim alanlarında eylem yapmasına imkân tanıyan, iktidarın yanlış tutumu ve pestenkerâni tedbirleridir

    CHP'nin açıklanmayan "Ortak tedbirleri" ile "Her türlü katkıda varız" beyanı ise iktidarınkiler kadar boş ifadelerdir.

    Al birini vur birine...

    .........................

    Siyasal hayatımızı bir türlü demokratik zemine oturtamadık.

    Bunun temel nedeni, muktedir olmayan bir iktidara ve ona ayak uydurmaya kalkan bir muhalefete sahip olmamız değil mi!?...

 

*

 

ONDAN BUNDAN

     DÜNYANIN geleceği daha karanlık olacak gibi geliyor bana. ABD'de Cumhuriyetçilerin başkan adayı Donald Trump- Donald amca da diyorlar- demokratların adayı ise Hillary Clinton...

     Hangisi seçilirse seçilsin dünyada barış tehlikeye girecek...

     Trump seçilirse parasına güvenen, mütecaviz ruhlu, agresif davranışları olan, ağzı bozuk bir başkan olacak. O zaman sataşmadığı, hedef haline getirmediği ülke kalmayacak... Amerikan egoizmi ön plana çıkacak, bazı çevrelerin emperyal hisleri kabaracak...

      Demokrat Hillary Clinton ise saksafoncu eski Başkan Bill Clinton'un eşi... İyi yürekli bir kadın. Seçilirse, kadınlık içgüdüsü hep ön planda olacağından yanlış adımlar atıp olmadık kararlar verebilir...

     Kısacası dünya, hangisi seçilirse seçilsin jandarmalık taslayan ABD ile sıkıntılı ilişkiler yaşayacak gibi... 

        *

     HABER doğru mu bilemiyorum; doğruysa çirkin...

     Neden çirkin onu da söyleyim; Ankara'da Atatürk Orman Çiftliği'nde bulunan lokanta, işletmecisinin elinden alınmış, İstanbul'un ünlü lokantalarından birinin sahibine verilmiş...

     Tek şart, yenilenecek olan lokantanın bir bölümü Cumhurbaşkanı için ayrılacak ve o bölüm Erdoğan'ın isteğine uygun tefriş edilecek...

     Kalan bölümler için herhangi bir şart koşulmamış...

     Saray ya da külliye için halkın malı diyorlardı ya, bundan sonra özel bölmeli lokanta için de aynı şeyi söyleyecekler...

     Dayanaksız alışkanlık işte!

     Osmanlı'da gördüğümüz "Padişaha özel oda" uygulamasını çağrıştıran bu tesisin de milletin malı olduğuna inanacak mısınız!?.

        *

        BAYRAĞINI alan sokağa çıktı, Mardin'in Midyat ilçesinde halk, terörü de, teröristi de lanetledi...

     Bu habere yorum gerekir mi...

     *

     AÇIKLADILAR, Suriye'deki sınırımıza yakın yerler IŞİD çetesinden temizleniyormuş. Ya PKK'nın uzantısı PYD ve YPG'den...

     Bu haber yorumu gerektirmiyor mu...

 

*

 

BİR SÖZ

      HADDİNİ bilmeyen, balığa yüzme öğretmeye bile kalkar...

 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları