Netekim Paşa’nın üzerinden tiyatro!

İsrafil K.KUMBASAR

MMemleket geçmişiyle hesaplaşıyormuş. Bu minval üzere darbeci Netekim Paşa ve saz arkadaşları da bugün (mahkemeye kadar teşrif etme takatleri varsa) hakim karşısına çıkacak.
Her ne kadar ‘cezai ehliyetlerinin’ olup olmadığı ‘Adli Tıp’ kararına bağlıysa da, süreci başlatanların ‘sembolik hesaplaşma’ arzusu artık geri dönülemez noktadadır. 
Nereden nereye... “Asmayalım da, besleyelim mi” vecizeleri bir döneme damga vuran anlı şanlı cuntacılar, ‘görüntüde’ sanık sandalyesinde. Onları o sandalyeye oturtan da teorik olarak ‘milletten aldıkları yetkiye’ dayanan kanun adamları.
‘Komedi’ diye gülüp geçmek de mümkün bütün bu olup bitenlere. Küresel güçlerin ‘kabuk değişiminin’ bir sonucu olarak yorumlayıp, ‘derin tahlillere’ girişmek de.
 Mevcut iktidarın kendini konumlandırdığı ‘uluslararası ilişkiler’ ve varlığını izahta kullandığı ‘argümanlara’ bakınca, cuntacıların şu dönemde yargı önüne çıkartılması ‘çok çetrefilli bir duruma’ da işaret ediyor.
Şimdi çoğu insan hatırlamaz amma, bunların Kenan Evren’e nasıl dualar dizdikleri, Türkiye’nin nasıl bir ‘Darülislam’ olduğu yönünde kitapçıklar hazırladıkları, yurtdışındaki bazı din görevlilerinin maaşlarının nasıl ’Rabıta’tarafından ödendiği inkarı mümkün olmayan gerçeklerdir.

***


Örnekleri çoğaltmak, Özal-Erdoğan çizgisini memlekette hakim kılmak için cunta döneminde ne tür girişimler yapıldığını sıralamak sadece zaman kaybı olur.
Zaten kendileri de bunu her fırsatta itiraf edip, büyük bir coşkuyla ‘Menderes-Özal-Erdoğan’ posterleri dalgalandırmaktadırlar.
Elbette bu çizgiye katılanlar, itiraz edenler olabilir. Sonuç itibariyle bugünlerde  “muhafazakar-demokrat” diye adlandırılan siyasal iradenin temel taşlarının ABD’de atıldığı, orada şekillendirildiği bir sır değil.
Bunu bizzat o cenahta zaman zaman dillendirilen “Menderes’in başını Rusya ziyareti yedi” yahut “Erdoğan’a iktidar yolu Beyaz Saray ziyaretiyle açıldı” türünden itiraflarda bulabiliriz.
12 Eylül darbesinin flaş cümlesi olan  “Bizim çocukları” yukarıdaki tabloyla yan yana getirince, ‘yaman bir çelişki’ ile karşı karşıya kaldığımız varsayılabilir. Hem cuntacıların ‘önünü’ açacaksın, hem cunta marifetiyle Türkiye’yi ‘dilenen kıvama’ getirecek iktidarlara zemin hazırlayacaksın, sonra da dönüp aynı iktidarlara cuntacıları yargılatacaksın. Olacak şey mi?
Bu millet ’hafızasını’, ‘benliğini’, ‘geçmişini’ kaybetmeye bu denli meyyal midir?
Evet, maalesef öyledir.

***


‘Unutturma’, ‘unutturulma’ üzerine kurulu oyunların biri biter biri başlar Türkiye’de.
Her seferinde ‘yapay’ gündemler, ‘sanal’ kargaşalar üzerinden ‘gerçek’ perdelenir ve sanki bir takım şeylerle hesaplaşılıyormuş izlenimi verilir.
Televizyonlar gün boyu bu tür stratejilerin altyapısını oluşturmak için ‘masa başı şirinlikler’ pompalar. Gazete sayfaları ‘yalana’ boyanır.
Köşeleri kapmış, bir takım ‘karanlık odakların’ sesi durumuna düşürülmüş kalemşorlar oyunun en usta figüranlarıdır.
Gerçek büyük bir edepsizlik içinde gizlenirken, başkalarının projeleri ise topluma  “ileri demokrasi” diye yutturulur. 
Birilerinden ‘hesap’ sorulurken onların hep ABD ve İsrail ile irtibatları gündeme taşınır. Oysa gerçekten hesap sorulması gerekenler sıra gelince  “Onları ABD ve İsrail koruyor”  denilir.
Buyurun size 28 Şubat kepazeliği. Niye öyle ‘30 yıl öncesine’ uzanılıyor sanıyorsunuz. Yürekleri yetiyorsa, niyetleri varsa hadi başlasınlar 13-14 yıl öncesini sorgulamaya.
Hayır o konuda ne ‘niyet’, ne ‘yürek’ mevcut.
Zaten şu ‘çadır tiyatrosu’ türünden süreçleri başlatma iradesi de kendilerine ait değil.

***


Bizdeki tabloya bakarak görebileceğin şey, küresel güçteki ‘değişimi’ doğru okumaktır. Sistemin içinde sadece bir ‘vida başı’ olanlar, kendilerini ‘değiştirici/dönüştürücü’diye nitelendiriyorlar.
Külliyen palavra. Değişen sömürü çarkına yön veren ‘Big Brother’dır.
Aksini savunanlar bakalım Suriye konusunda ne kadar direnebilecektir. Bir yıl önce can ciğer kuzu sarması oldukları Esad’ı bugün ‘eli kanlı katil’ diye nitelendirmeleri kendi iradelerinin bir ürünü müdür, haaaşa!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş