Nevruz’un dünü, bugünü...

Ahmet SEVGİ

“Bayramlarımız neşe, sevinç ve şenlik günü//Ama bu dünkü vasfı, bugün ağlamak günü” diyen şairin ne kadar haklı olduğunu şu günlerde yurdumuzun dört bir yanında yapılan nevruz -bayramı diyemeyeceğim- gösterilerindeki yakıp yıkmalardan, vurup kırmalardan sonra daha iyi anlıyoruz. Oysa “yeni gün” demek olan “nevruz” bizde yüzyıllardan beri neşe ve sevinç içinde kutlanılan bir bayramdı. Şairlerimiz bu önemli günde devlet büyüklerine “nevrûziyye” denilen kasideler sunarlar ve caize alırlardı. Halkımız da mesire alanlarında keyiflerince gezip eğlenirdi.
Biz bu yazımızda Sultan III. Ahmed’in veziri Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’ya (ö. 1730) takdim edilen “nevrûziyye”lerden birkaç beyte yer vererek “nevruz”un dün nasıl değerlendirildiğini okuyucularımızın dikkatine sunmak
istiyoruz:
“Neşr edip bûy-ı buhûr-ı Meryemi bâd-ı sabâ//Eyledi gökte Mesîhâ anı şem nevrûzda” (Nazîm) (Saba rüzgârı nevruzda Hz. Meryem’in tütsüsünün kokusunu etrafa yayıp Hz. İsa’nın gökte onu koklamasını sağladı.)
“Nevrûzdur cihân yine reşk-i cinân olur//Pîr-i zamâne tâzelenir nev-civân olur.” (S. Vehbî) (Nevruz gelince insanlar cenneti kıskanmaya başlar. Zamanenin ihtiyarı gençleşip delikanlı olur.)
“Yine reşk-âver-i bâğ-ı cinân etti gülistânı//Çemenzâra tarâvet-bahş olup nevrûz-ı sultânî.” (Kâzım Çelebi) (Sultan nevruz yine çimenliğe tazelik bahşedip cennet bahçesini kıskandırdı.)
“Yine nevrûz geldi dehre feyz-i câvidân verdi//Edip endûhu istirdâd şevk-i bî-kerân verdi.” (Râşid Efendi) (Yine nevruz geldi ve dünyaya ebedî feyiz getirdi.Üzüntüleri giderip insanları sonsuz sevinçlere boğdu.)
“Gûş eyledim vakt-i seher bâd-ı sabâdan bir haber//Nevrûz erip bâğa meğer gül-nahle düşmüş her şecer.” (Şâkir) (Seher vakti saba rüzgârından bir haber duydum: Nevruz gelmiş ve sanki bütün ağaçlar gülfidanına dönmüş.)
“Feyz-i nevrûz ile oldu nakkâş sabâ//Safha-i gülşene tasvîr-keş ü çehre-güşâ.” (Said Çelebi) (Saba rüzgârı nevruzun feyziyle nakkaş olup yeryüzüne güzel güzel nakışlar işledi.)
“Teâlâllâh zihî eyyâm-ı cem nevrûz-ı sultânî//Hoşâ hengâm-ı feyz-i kâm-cûy-ı hâtır-âbâdî.” (Şehdî Efendi) (Allâhım! Sultan nevruz, gönüllerin şen şakrak olduğu ne güzel, ne hoş günler böyle...)
Şunu da hemen belirtelim ki padişaha ve devlet büyüklerine her devirde “nevrûziyye” sunulmuştur. Üstelik bu gelenek sadece Divan şairleri arasında değil, Halk ve Tekke edebiyatı mensupları arasında da yaygındır. Nâdirî’nin şu beytinden de anlaşılacağı üzere, nevruz bayramı okumuş-yazmış zümre kadar halkı da ilgilendiriyordu. Bağda bahçede halk da sazlı sözlü toplantılar tertip edip eğleniyordu:
“Ârâyiş-i nevrûz ile oldu cihân bâğ-ı İrem//Gülşende sâz u söz ile ârifler etsin def’-i gam.” (Dünya, nevruzun ziynetiyle cennet bahçesine döndü. İnsanlar bağda bahçede sazlı sözlü eğlencelerle felekten bir gün çalıyorlar.)
Bütün bu örnekler de gösteriyor ki “nevruz” bizim eskiden beri kutladığımız ve güzelliklere vesile addettiğimiz millî bayramlarımızdan biridir. Kirli eller onu çirkinliklere âlet edip ortalığı kana bulayarak insanları acı ve gözyaşına boğsalar da bizler nevruz bayramını geçmişte olduğu gibi bugün de şanına uygun şekilde kutlamaya devam edeceğiz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş