Niçin gazete okumalıyız?.. (1)

A+A-
Ahmet SEVGİ

“Niçin gazete okumalıyız?” konusuna girmeden önce “Niçin okumalıyız?” sorusu üzerinde kısaca durmak, meselenin daha iyi anlaşılması bakımından sanırım faydalı olacaktır.
Nâmık Kemâl: “Âdemin hayvaniyeti yemekle, insaniyeti de okumakla kâimdir.” der. (Bkz.Hüseyin Kazım Kadri: Türk Lügati,  İst. 1928, C. 1, s. 312) Yani insan için yiyip içmek ne ise fazilet ve olgunluk (insaniyet) da odur. Diğer bir ifade ile “beden” yemek içmekle, “rûh” sa fazîlet ve olgunlukla gelişir. Rızkımızı çalışarak kazanırız, fazîlet ve olgunluğu ise okuyarak... Çalışmadan nasıl hayatımızı sürdüremezsek, okumadan da insanî meziyetlere sahip olamayız.
İnsan için “okumak”, yemek-içmek kadar zarurî bir ihtiyaç olduğuna göre ne yapıp edip okumalıyız. “Peki, ne okuyalım?” diyeceksiniz. Öncelikle “kitap” okuyacağız tabii. Sonra dergi ve gazete... Konumuz “gazete” olduğuna göre  “kitap” ve “dergi”yi bir kenara bırakarak “Niçin gazete okumalıyız?” sorusuna geçebiliriz.
Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi  “gazete” yi şöyle tanımlar: “Esas özelliği haber vermek olmak üzere siyasî, iktisadî, edebî, sosyal her çeşit konuda yorumlu veya yorumsuz bilgi veren, yazı ve resimleriyle okuyucuyu aydınlatan büyük sayfalar halinde, her gün veya muayyen zamanlarda çıkartılan yayın.”  (Bkz.Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, Dergâh Yay., İstanbul 1979, C. 3, s. 300.) Bu tariften de anlaşılacağı üzere, gazetenin başta  “haber”  olmak üzere fikrî ve içtimaî birçok yönü vardır.
Her şeyden önce gazete haber demektir. Tabir caizse haber, gazetenin ruhudur. Çevremizde olup bitenlerden tutun da ülke ve dünya gündemini ilgilendiren hemen her konuda okuyucularını bilgilendirmek gazetenin öncelikli görevidir. Toplumun temel dinamiklerinden biri olan sağlıklı kamuoyu da gazetelerin sunduğu bu haberlerin objektif yorumlarıyla oluşacaktır.
Gazetelerin yaygınlaşmasıyla birlikte, gıdası düşünce olan “makale” ve “fıkra” türü hızlı bir gelişme göstermiştir. Bizde ilk özel gazete olan Tercümân-ı Ahvâl (22 Ekim 1860) ve müteâkiben çıkan Tasvîr-i Efkâr (28 Haziran 1862), Muhbir (02 Ocak 1867), Hürriyet (29 Haziran 1868) gibi gazeteler sadece habercilikle yetinmeyip fikir ve sanata dair yazılar da neşrederek kültür hayatımıza kalıcı hizmetlerde bulunmuşlardır. Şinâsî’nin Tercümân-ı Ahvâl’in birinci sayısına yazdığı   “Mukaddime” (nr. 1, 22 Ekim 1860), Nâmık Kemâl’in  “Lisân-ı Osmânî’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülâhazâtı  Şâmildir” (Tasfîr-i Efkâr, nr. 416-417, 29 Ağustos 1866-01 Eylül 1866) adlı yazısı ve Ziya Paşa’nın “Şiir ve İnşâ” (Hürriyet, nr. 11, 07 Eylül 1868) makalesi bugün hâlâ zevkle okuyup istifade ettiğimiz metinlerdir.
(Devam edecek.)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları