Nokta koymak

A+A-
Özcan YENİÇERİ

               Dünya, Obama gibi renksiz, yumuşak, aşırı ihtiyatlı ve silik bir başkandan sonra Trump'ı anlamakta zorlanıyor.

                Küresel güç olan ABD'nin başında sigortaları atmış bir adam oturuyor.

                Asgari nezaket kurallarını çiğneyen, kendisine uzatılan kadın elini sıkmaktan imtina eden tuhaf bir adam ABD'nin başkanıdır.

Obama ve Trump farkı

                Obama seçildiğinin ilk yüz günü içinde Türkiye başta olmak üzere İslam ülkelerini ziyaret etmiş, "ABD'nin İslam'la savaşı yoktur" mesajı vermişti.

                Trump ise ilk yüz günü içinde İsrail'e tam destek vermesi, İran'la nükleer anlaşmayı tartışmaya açması, bazı İslam ülkelerinin vatandaşlarının ABD'ye girmelerine yasak getirmesi Obama'nın tam tersi bir politika benimsediğini gösteriyor.

                İsrail yandaşlığını her fırsatta gösterirken, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak görüyor, İslam karşıtlığını meydan okuma üslubu içinde ortaya koyuyor.

                Trump, seçildiğinin ilk yüz günü içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşmemiştir.

Onaltı Mayıs'ta yapılacak Erdoğan-Trump görüşmesini ise emrivakiler eşliğinde gerçekleştirecektir.

                Irak'ta PKK Suriye'de PYD!

                ABD'nin Irak'a müdahalesi Kuzey Irak'ta Barzani liderliğinde bir Kürdistan ortaya çıkarmıştır.

                Saddam rejimi çökmüş, ülke bölünmüş, büyük bir çöküntü ve kargaşa içine düşmüştür.

                Irak'ta ABD'nin bilerek yarattığı otorite boşluğu ve ardından Suriye'ye müdahalesi ise IŞİD'i doğurmuştur.

                ABD'nin kendisine kökten bağlı PYD/PKK terör şebekesini teşkilatlandırıp, donatması sonucunda Suriye'nin kuzeyinde kantonların oluşturulmasını sağlamıştır.

                Türkiye'nin karşısında PYD ya da PKK yoktur artık ABD vardır.

                Erdoğan'a gelme mesajı mı?

Türkiye, ABD'nin 50 senelik müttefikidir. ABD'nin Türkiye'de üsleri vardır. ABD ile Türkiye arasında NATO'da kurumsallaşmış ve köklü ilişkiler vardır.

Bütün bunlara karşın ABD elli yıllık müttefiki Türkiye'nin Rakka operasyonunu birlikte yapalım önerisini reddetmiş ve Türkiye düşmanı PKK/PYD ile bu operasyonu yapma kararı almıştır.

İngiltere bile "Rakka'da YPG ile iş birliği kabul edilemez" açıklaması yapmıştır.

Bu şartlar altında Trump-Erdoğan görüşmesinin hazırlıkları için MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ABD'ye gitti.

Bu Türkiye'nin Trump-Erdoğan görüşmesine verdiği önemi göstermektedir.

İşte tam da bu aşamada Trump, PYD'ye ağır silahlar verme kararı alıyor. Hem de geri almamak üzere!

Bu durum PKK/PYD çevrelerinde 'ABD'nin bu kararı örgütün meşrulaşmasına katkı sağlamak' olarak görülüyor.

Bu gelişme Türkiye'nin bütün itirazlarına rağmen gerçekleşiyor..             

                Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanının ABD Başkanı Trump'la yapacağı görüşmenin hemen öncesinde Washington'ın bu tavrı YPG'ye verilmiş bir garantidir.

                Türkiye Cumhurbaşkanına ise "ABD'ye gelme" mesajıdır.

Nokta koyma meselesi!

                Cumhurbaşkanı Erdoğan; "gönderdiğimiz öncü ekip, bazı ön görüşmeler yaptılar. Şimdi de biz en üst düzeyde Sayın Trump'la yapacağımız görüşme virgül mesabesinde değil, nokta mesabesinde olacaktır" dedi.

                Bu ciddi bir durumdur.

                Yalnız ABD ile ilgili de değildir.

                Türkiye gerek Menbic ve gerekse Afrin'de ABD ile birlikte Rusya'nın kıskacıyla da karşı karşıyadır.

                PYD'yi yalnız ABD desteklemiyor ve silah vermiyor.

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, başından bu yana PYD'ye silah yardımı yaptıklarını açıklamıştı.

PKK ve PYD'nin Moskova'da siyasi büroları var.

PYD'nin yönetimindeki Afrin'de Rus bayrağı dalgalanıyor.

                Bu nedenle Erdoğan, Rusya için de benzer şeyler söylüyor. "Asla bir terör örgütünü Amerika'nın yanına, Amerika'yı da bir terör örgütünün yanına yakıştıramıyoruz. Aynı şeyi, Sayın Putin'e de söyledim, Rusya'ya da yakıştıramıyoruz."

                Sayın Cumhurbaşkanı doğru söylüyor.

Terör örgütleriyle devletler yan yana değil karşı karşıya olmalıdır.

Bu görüntü onlara yakışmıyor.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin tepesindekilerin "ey", "hey", "vay" gibi miting üslubuyla uluslararası ilişkiler yönetmeye kalkışması da bize yakışmıyor.

  • Yorumlar 7
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları