Non omnia possumus omnes

A+A-
Haydar ÇAKMAK

Batılılar ekonomik ve teknolojik kalkınmalarını sadece zenginlik ve konfora değil aynı zamanda önemli bir güce dönüştürdüler. Afrika, Uzak Asya ve Orta Doğu’nun yoksul ülkelerinin sömürülmesi sonucu hak etmedikleri zenginlikleri dünyanın diğer bölgeleri üzerinde politik, ekonomik ve askeri üstünlük sağladı. Bu üstünlüğü taşıyamayan ülke ve lideri de küstahlaştı. Daha önce birçok yazımızda not ettiğimiz gibi, 18. ve 19. Yüzyıllarda batılılar Uzak Asya ve Afrika’nın geri kalmış ülkelerine sömürüye gittiklerinde size medeniyet getireceğiz palavrasıyla, günümüzde ise Orta Doğu ülkelerini sömürmek için size demokrasi, özgürlük ve insan hakları getireceğiz yalanı ile çirkin suratlarını maskelemektedirler. Bu gün hukukun üstünlüğü, insan hakları ve demokrasi gibi evrensel değerler bu emperyalist ve sömürücü ülkeler yüzünden kirlenmiştir, zira bu ulvi insani değerleri dış politikalarının bir enstrümanı haline getirmişlerdir. Batı itibarını, inandırıcılığını ve kredibilitesini kaybetmiştir. Her şeyi bilen, dünyanın en akıllısı, en dürüstü, her şeyi yapma hakkı olan, ne yaparsa doğru ve en iyisi olan bir tutum ve inanç içerisindeler. Milletler tarihine dönüp baktığımızda gücünü kaybetme ve dağılma noktasına gelen güçlü ülke ve imparatorluk yöneticileri hep aynı dış politika hatalarını yapmışlardır. Şımarıklık, küstahlık, kişisel çıkarlarını devletin ve milletin çıkarlarının önüne geçirmek, gereksiz yere çeşitli ülkelerle kriz çıkarma ve üstüne elzem olmayan konularda taraf olma gibi. Yazımızın başlığı Latince “Non omnia possumus omnes” yani herkes her şeyi yapamaz, Sarkozy üstüne elzem olmayan bir işe soyunmuştur. Birleşmiş Milletlere kayıtlı 193 ülkenin büyük bir çoğunluğunda geçmişte benzer olaylar yaşanmıştır. Sarkozy bunların hangi birine yetecektir. Bu olaylar tarihçi, hukukçu ve insan hakları savunucularının işidir, Cumhurbaşkanı adaylarının değil. Bilim adamları bu olayları araştırıp belgeleriyle gerçeği ortaya çıkarır, uyuşmazlık varsa mahkemeler de bir yargıya varabilir, bu aşamada siyasilerin bir işi yoktur.
Sarkozy’nin bu kişisel çıkar amaçlı tarihi yargılama girişimi Fransa’da politik, ekonomik ve entelektüel çevrelerde ciddi bir tartışma yaratmıştır. Bu tartışmalar birçok açıdan yapılmaktadır. Birincisi siyasetçiler ve yasama kurumları olan meclis ve senato tarihi olayları yargılamalı mı, ikincisi bu tür girişimler olayın çözümüne ve acıların unutulmasına yardımcı olur mu, üçüncüsü Fransa’nın düşünce özgürlüğü geleneğine ve Anayasasına uygun mu ve son olarak Sarkozy’nin bu girişimi Fransız ve Türk halklarına ne kadar politik, ekonomik ve dostluk kaybına neden olacak ve Ermeni halkı ne kazanacaktır. Biz bu yazıyı kaleme aldığımızda yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine başvuru şartı olan 60 milletvekili ve 60 senatör imzaları henüz tamamlanamamıştı. Bu olasılık gerçekleşmezse eğer Fransız hukukçulara göre bir vatandaşın soykırım yoktur diyerek mahkemeye çıkması sağlanır ve savunması esnasında yargıca bu kanunun Anayasaya aykırı olduğunu, dolayısıyla yargılanamayacağını belirtir, mahkemenin ise mecburen Anayasa Mahkemesinden görüş isteyeceğini ve dolayısıyla Anayasa Mahkemesi 2001’de çıkan kanun ile birlikte bu yeni yasayı da iptal edebileceği senaryosunu Türkiye gerçekleştirebilir.
Eski Fransız Adalet Bakanı hukukçu Robert Badinter’in dediği gibi böylece “hukuk siyasete üstün gelir ve intikamını alır” ve ayrıca bakanın belirttiği gibi “Fransa Parlamentosunun tarihi yargılama yetkisi yoktur ve parlamento evrensel bir yargıç değildir.” Bu durum da diğer ülke parlamentolarına örnek olur. Fransa’da birçok yetkili kurum ve kişi Sarkozy’nin bu girişiminin yersiz olduğu, Anayasa ve Fransa’nın özgürlükçü karakterine aykırı olduğu düşüncesini savunmaktadırlar. Bunların başında Meclis Anayasa Komisyonu ve Anayasa Konseyi, Avrupa Demokratik ve Sosyal Birliği Grubu ve özellikle başkanı milletvekili Jacque Mezard, meclisin Türk-Fransız dostluk grubu ve başkanı Michel Diefenbacher, Fransız siyasi hayatının önemli figürlerinden ve Cumhurbaşkanı adayları François Bayrou ve Dominique Villepin ve ayrıca entelektüel ve sanat camiasında çok sevilen ve Fransız Sosyalist Partinin ileri gelenlerinden Paris belediye başkanı Bertrand Delanoe bu yasaya karşı tavır almışlar ve  yasa karşıtı önemli bir kamuoyu oluşturmuşlardır. Türkiye bu durumdan yararlanarak Sarkozy’i köşeye sıkıştırıp bu hareketinden dolayı pişman edebilir. Sarkozy gibi Ermeni tarihi olaylarını kullanmak isteyen diğer liderler ders çıkarabilirler. İflas eden Yahudi’nin eski defterleri karıştırması gibi seçimi kaybedecek politikacıların tarihi karıştırmalarının önüne geçilebilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları